Putin savaşı kazanmak için bütün kartlarını oynayabilir

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş bir ayı geride bıraktı. İstediği hedefe ulaşamayan, silah zoruyla amaçlarını gerçekleştiremeyen ve ordusunun başarısızlığıyla yüzleşen Putin; artık sivil-asker demeden önüne gelen her şeyi yakıp yıkmaya başladı. Dünyanın ikinci büyük ordusu olduğu söylenen Rus ordusunun, 25’nci sırada gösterilen Ukrayna ordusu ve sivil direnişi karşısında şaşkınlığa uğramış olduğu görünmektedir. Bunun muhtemel nedenleri şunlardır:

Rusya’nın; Ukrayna’nın savunma yeteneğini hesaplayamadığı anlaşılmaktadır. Bu ciddi bir istihbarat hatasıdır. Bunun yanında kendi ordusunun yeteneğini de değerlendirememiştir. Ukrayna’ya göre kat kat üstün olan hava gücüne rağmen gereken zaman ve yerde gereken hava desteğini sağlayamamıştır. Kiev’i ele geçirmek için açık arazide kilometrelerce uzayan bir araç konvoyuyla yeterli hava ve ateş desteği olmadan harekât icra etmeye kalkmış, Ukrayna savunma güçlerine hedef olmuştur. Ordusuna gereken yer ve zamanda yeterli muharebe hizmet desteği (lojistik destek) sağlayamamış, askerleri arızalanan silah ve araçlarını (tanklar dahil) bırakıp kaçmışlardır.

Rus ordusunun nitelik yönünden de yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır. Yaralı ele geçirilen Rus askerlerinin basında yer alan itiraflarına göre Rus ordusu içinde çözülmeler başlamıştır. Kendini yaralayarak cepheden kaçanlardan, komutanlarının sivillere saldırma emirlerine karşı çıktığı için kendi aralarında çatışanlardan, savaştan kaçanları yakalamak için özel timler kurulduğundan, savaştan kaçanların ailelerine baskı yapıldığından bahsedilmektedir. Bu durum Rus ordusunun niteliğini ortaya koymaktadır. Putin bazı üst düzey askeri yetkilileri görevden almıştır, başta başbakan ve savunma bakanı olmak üzere bazı yetkililerden haber alınamamaktadır. Bu da çözülmenin bir başka yönünü göstermektedir.

Ukrayna’da bugüne kadar 6 Rus general öldürülmüştür. Bu Rus ordusunun komuta-kontrol sistemine vurulan büyük bir darbedir. Rusya’nın toplam askeri kaybı Rus medyasına göre 9 binden fazla ölü, 16 binden fazla yaralıdır (ABD 7 bin, Ukrayna 15 bin ölü sayısı bildirmiştir). Basında genellikle ölü sayısı üzerinden değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak gerçek tablo; ölü ve yaralıların toplamı kadar (yaklaşık 20-25 bin) askerin muharebe dışı kaldığıdır. Bu da Ukrayna’ya angaje edilen Rus askeri gücünün yüzde 10-15 kadarının saf dışı kaldığını göstermektedir ki; bu durum taarruz eden taraf için büyük bir kayıptır.

Bütün bunların sonucunda Putin bu savaşı kazanmak için bütün kartlarını oynamaya hazır olduğu görüntüsü vermektedir. Sivil hedeflere, hastanelere, sivillerin bulunduğu sığınaklara hedef gözetmeksizin yapılan saldırılara her gün bir yenisi eklenmektedir. Bu saldırılarda hipersonik silahlar ve misket bombalarının kullanıldığı Uluslararası Af Örgütünün raporlarına girmiştir. Anlaşılıyor ki; Rusya, bir taraftan sivil direnişi kırmaya çalışırken diğer taraftan sivillerde korku ve panik yaratarak ülkelerini terk etmeye zorlamakta, Avrupa’ya Ukraynalı göçünü arttırmaya çalışmaktadır.

Son olarak Dışişleri Bakanı Lavrov “Ukrayna’ya barış gücü gönderilmesinin Rusya’yı NATO ile karşı karşıya getireceğini”, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da“Rusya’nın varlığına bir tehdit oluşması durumunda nükleer silah kullanabileceklerini” söylemişlerdir. Bu açıklamalar, Ukrayna’ya desteğini arttıran batılı ülkelere tehdit niteliğindedir. Böyle tehditler, Rusya’nın uluslararası alanda ne derece sıkıştığının göstergesidir.

ABD Başkanı Biden da tahrik ve tehdit içeren söylemlerini sürdürmektedir. Son zamanlarda bazı ABD kaynakları ve NATO Genel Sekreteri Rusya’nın kimyasal silah kullanma hazırlığı içinde olduğunu dillendirilmektedirler. Bunun üzerine Biden, “kimyasal silah kullanılırsa müdahale ederiz” diyerek duruşunu ortaya koymuştur. Rusya’nın kimyasal silah kullanma niyeti olmasa bile bu açıklamalar her türlü provokasyona açıktır. Durumdan fayda sağlamaya çalışan ülkelerin ya da terör örgütlerinin yaratacağı bir provokasyon savaşın büyümesine katkı yapacaktır.

Bütün bunlar karşısında 24 Mart’ta NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi yapılmış, Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi, ek destek verilmesi, bunun yanında Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Slovakya’da 4 yeni NATO savaş grubu oluşturulması, NATO’nun tüm kara, deniz, hava ve uzay alanlarında duruşunu güçlendirmesi ve risk altındaki müttefik ülkelere desteğin arttırılması konuları görüşülmüştür. Rusya’nın saldırgan tavrı NATO’yu önlem almaya zorlamış ve NATO üyesi ülkeleri birbirine yaklaştırmıştır. ABD’nin kontrolündeki NATO’nun bu tavrı alması, Türkiye’nin arabulucu rolden çıkıp Rusya’nın karşısında yer almasına neden olabilir. Rusya bir NATO üyesi ülkeye saldırmaya kalkarsa savaşın büyümesi ve ülkemizin bu durumdan birinci derecede etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır.