Lavrov, sanki tatile gelmişti

Rus Dışişleri Bakanı, dinledi, “esasa girmedi” ve zirveden “ateş kes” kararı çıkmadı.

GÖZLEM’in NOTU: Kırım’ı yutan, Kafkasya’yı yutmaya çalışan, Ukrayna’yı harap, İsveç ve Norveç doğrudan, ABD ve Avrupa’yı “nükleer savaş” ile tehdit eden Rusya “saldırgan” değil… Saldırgan NATO!.. Putin kurtarıcı, Zelenski ABD maşası… İki haftadır direnen Ukraynacılar faşist, “Ukrayna’yı kurtarmaya gelen Rus askerleri” kahraman!..

BM’de Rusya’dan yana 4, Rusya’ya karşı  olan 145 devlet var; Çin bile 5 devlet var; Çin bile “kahramanlara(!) ihanet ediyor; çekimser kalıyor!..

Bu zihniyette TV’ler var, Gazeteler var, gazeteciler, yazarlar, Prof’lar, siyasetçiler, siyasal bilimciler, hatta emekli general ve amiraller var…

 

Rusya, ateşkes çağrısına yanıt vermedi

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin başladığı 24 Şubat’ta bu yana iki ülke arasındaki ilk en üst düzey görüşme Antalya’da gerçekleşti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev sahipliğinde bir araya geldi. Diplomatik çevrelerin de öngördüğü şekilde, toplantıdan iki ülke arasındaki sorunun çözümüne yol açacak ya da kapsamlı bir ateşkesi doğuracak bir sonuç çıkmadı. Üçlü zirvenin ardından bir açıklama yapan Kuleba, ateşkes konusunda bir gelişme kaydedilemediğini söyledi.

Toplantının ardından Lavrov ve Kuleba, ayrı odalarda basın toplantıları düzenledi. Kuleba, Ukrayna’daki en ciddi durumun Mariupol şehrinde olduğunu, ancak Putin’in burası için bir insani koridor teklifinin olmadığını belirtti.

Kuleba’ya göre iki mevzu acil öncelik taşıyor: Mariupol’da bir insani koridorun kurulması ve 24 saatlik bir ateşkesin ilan edilmesi. Dmitro Kuleba, Rusya’nın taleplerinin teslim olmalarına yönelik olduğunu vurgulayarak bunun kabul edilemeyeceğini belirtti. Kuleba, bu formattaki bir toplantıda Rusya ile tekrar bir araya gelebileceklerini ifade etti.

 

“Nükleer savaş ihtimaline inanmıyorum”

Sergei Lavrov ise düzenlediği basın toplantısında Ukrayna’nın doğu bölgesindeki Rusların çoğunlukta olduğu bölgeye bir saldırı planlamakta olduğunu da öne sürdü. Batı’nın Ukrayna’ya öldürücü silahlar sağladığını belirten Lavrov, ayrıca Batı’nın çok uzun zamandır bölge için bir tehlike yarattığını aktardı.

Lavrov, Ukrayna’da hastanelerin ve doğumhanelerin hedef alındığı, çocukların hava saldırıları yüzünden hayatını kaybettiği haberlerine ilişkin olarak ‘Ukrayna’nın insanları canlı kalkan olarak kullandığı’ iddiasını dile getirdi.

Sergei Lavrov, Ukrayna’da ‘özel bir askeri operasyonun’ yapıldığı söylemini vurgulayarak durumun planları doğrultusunda ilerlediğini iddia etti. Lavrov ayrıca Batı’nın uyguladığı yaptırımlara da değinerek ülkesinin Batı’dan ekonomik olarak bağımsızlığını sağlamak için gerekli önlemleri aldığını belirtti. Batı’nın doğalgaz, petrol ve enerjiyi bir ‘silah’ olarak kullandığını dile getiren Lavrov, Rusya’nın hiçbir zaman bu yola başvurmadığını açıkladı.

ABD’nin Ukrayna topraklarını biyolojik silah geliştirmek için kullanabileceğini öne süren Lavrov, kimsenin Rusya’nın Ukrayna ile ilgili uzun zamandır dile getirdiği kaygılarını dinlemediğini vurguladı. Nükleer bir savaş ihtimalinin olup olmadığı sorusuna ise Lavrov, “Buna inanmıyorum” dedi.

 

Ukrayna: “Topraklarımızı pazarlık unsuru yapamayız”

Zirvede Rusya’nın, Kırım ve Donbas bölgesindeki ayrılıkçı bölgelerin statüsü ile Ukrayna’nın tarafsızlığı başlıklarını masaya getirmesi bekleniyordu. Ateşkes, tahliye koridorları ve insani yardımlar konusu ele alınacak başlıklar arasındaydı.

 

Çavuşoğlu: Diplomasi çalışmalarımız sürecek

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin iki ülkeyi bir araya getiren masada “kolaylaştırıcı rol” oynayan bir ülke sıfatıyla ve her iki ülkenin rızasıyla yer aldığını kaydetti. Toplantı sonrası düzenlediği basın toplantısında, ateşkes kararı çıkmasa bile her iki dışişleri bakanlarının buluşmasının bir başlangıç olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, “Bir görüşmeden mucize beklenmemeli” sözleriyle sonuçsuz toplantıyı değerlendirdi.

Ankara’nın bu toplantıdan beklentisi çok yüksek olmasa da çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde daha etkin kullanılacak insani koridorların açılması gibi bir kararın çıkartma amacında olduğu kaydediliyor.

Ayrıca Ankara, Antalya’da başlatılan sürecin yeni bir mekanizmaya dönmesi ve daha ileriki aşamalarda Putin ve Zelenskiy’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ev sahipliğinde Türkiye’de buluşturmayı da hedefleri arasında sayıyordu.

******

“AŞIRI KÖTÜMSER OLMAK DOĞRU DEĞİL”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi)- Zaten bu toplantıdan bir sonuç çıkması konusunda iyimser beklentiler yoktu. Toplantıda ilk defa Ukrayna ve Rusya Dışişleri Bakanları düzeyinde bir araya geldiler. Ukrayna ve Rusya arasındaki bu toplantıya ilk defa üçüncü bir ülkenin dışişleri bakanı da katıldı. Ve bu toplantının özellikleri arasında bunlar var. Taraflar görüşlerini o düzeyde açıklama fırsatını buldular. Bundan sonra yeni bir toplantı olup olmayacağı konusu tartışıldı. Türkiye Dışişleri Bakanı ileride böyle bir toplantının daha olacağını ifade etti. Fakat Lavrov, 24 saat süreli ateşkes yapılması konusundaki talebi kabul etmeye yetkili olmadığını söyledi.  Bir sonuç çıkmadı ama Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanları, dünya basınına bu vesileyle görüşlerini açıklama fırsatını buldu. Bu dünyada da çok büyük yankılar uyandırdı. Bu toplantının yapılması bile belki ileriye yönelik beklentiye sebebiyet vermiş olabilir. Boşuna toplandılar demek doğru olmaz. Ama daha somut bir sonuç alınması beklentilerine sonuç bulamadılar.

Ukrayna Cumhurbaşkanı da tutumunu biraz yumuşattı. Rusların bu işleri ne kadar sürdüreceğini bilmiyorum. Büyük insani dramlar yaşanıyor orada. Bazı hastanelerin bombalandığı, okulların bombalandığı yönünde bilgiler var. Bu durumun ne kadar sürdürülebileceğini bilemiyorum ama devam ettikçe savaşın genişleme riski de artıyor. Bunun Rusya için de bedeli az değil. Ukrayna için de insani bir dram yaşanıyor. Bunun bir an önce koşulsuz bir ateşkese varması ve siyasi müzakerelerin ondan sonra sürdürülmesi daha verimli sonuçlar sağlayacaktır. Bir taraftan savaşırken bir taraftan ateşkes mücadelesi belli ki Ukrayna üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Ve uluslararası ilişkilerde de genel kural, mütareke görüşmelerinden önce ateşin kesilmesidir. Belki dünya kamuoyunun da etkisiyle bir kalıcı ateşkes ya da uzun süreli ateşkes sağlanması ihtimali gündeme gelebilir. Aşırı kötümser olmak da doğru değil.

 

*********

“RUSYA DİPLOMATİK GÖRÜŞMELERLE ALGI YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş 16’ncı gününe girdi. Rusya, bir taraftan saldırılarını sürdürürken diğer taraftan diplomatik görüşmelerle sonuç almaya çalıştığı algısı yaratmaktadır. Son olarak iki ülkenin Dışişleri Bakanları Antalya’da görüştüler, ancak öncekilerde olduğu gibi bu görüşmeden de hiçbir sonuç çıkmamıştır. Antalya görüşmesinin ana konusu “Mariupol bölgesinde insani yardım koridoru açılması için 24 saatlik geçici ateşkes uygulanması” olmasına rağmen Rusya askerî harekâtına en küçük bir ara dahi vermek niyetinde değildir, isteklerinin koşulsuz kabul edilmesi konusunda ısrarcıdır.

Rusya’nın açık istekleri Ukrayna’nın batı ülkeleri ile savunma ittifakı yapmaması, Rusça konuşan ayrılıkçıların yaşadığı Luhansk ve Donetsk bölgelerinin statülerinin tanınmasıdır. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin bu bölgedeki insanlarla diyaloğa hazır olduklarını, savaşı bitirecek adımlar atmaya hazır olduğunu söylemesine rağmen bu isteklerinden en küçük bir taviz vermemektedir. Rusya’nın açıkça ifade etmediği asıl hedefi Karadeniz’de etki alanını genişletmektir. Harekatın seyrine ve Odessa’nın da hedefe konulmasına bakıldığında bundan da taviz vermek istemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda savaşın kısa sürede sona ermesi ve Ukrayna Rusya’nın isteklerini kabul etmediği sürece bir anlaşmaya varılması oldukça zor görünmektedir.

Bence savaşın kısa sürede sona ermesi beklentisini zayıflatan başka emareler de dikkat çekmektedir:

Rusya yanlısı Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov, Ukrayna’ya bir tabur gücünde askeri birlik göndermiştir. Bu taburun suikast ve sabotajlar konusunda eğitimli olduğu söylenmektedir. Buna karşılık ABD’nin IŞİD, Nusra, Çeçen ve Uygur savaşçıları Ukrayna’ya göndermeyi planladığından ve Rusya muhalifi Çeçen taburların Ukrayna safında savaşa katıldığından bahsedilmektedir. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de yabancı gönüllü savaşçıları ülkesine davet etmektedir. Bunun yanında Rusya, ABD’nin Ukrayna’da biyolojik silah üretim merkezleri kurduğunu iddia etmektedir. Geçmişte ABD de Irak’ı işgalinin gerekçesi olarak Saddam’ın elinde kitle imha silahları bulunduğunu, Suriye’ye müdahalesine gerekçe olarak da Esad’ın kimyasal silah üretim merkezleri olduğunu ve muhaliflere karşı kimyasal silah kullandığını iddia etmiş, sonradan bunun gerçek olmadığı ortaya çıkmıştı. Şimdi de Rusya benzer gerekçeleri kullanarak eylemini meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Rusya-Ukrayna savaşına yabancı paralı savaşçıların dahil olması, tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi savaşın kronik hale gelmesine neden olacaktır. ABD’nin ve AB’ istediği de budur. Savaşı mümkün olduğunca uzatmak, Rusya’yı Ukrayna’ya angaje etmek, böylece Rusya’yı zayıflatmak ve yayılmasını önlemek… ABD ve AB savaştan önce hiçbir caydırıcı önlem almamışlar, Ukrayna’nın NATO üyeliği isteğini dikkate almamışlar, savaş başladıktan sonra askeri destek yarışına girmişlerdir.

Rusya; makul bir çözüme razı olmaması ve savaşı uzatması halinde en az Ukrayna kadar zarar görecektir. Çünkü yabancı savaşçıların devreye girmesinin yanında Ukrayna’daki Ulusal direniş zaman geçtikçe daha eğitimli, daha güçlü hale gelecek bu da Rusya’yı büyük ölçüde zorlayacaktır. Rusya’nın Mariupol’deki doğum hastanesi dahil sivil hedefleri vurması ulusal direnişi kırmaya yöneliktir. Böyle uygulamalar direnişi kamçılamaktan öteye gitmeyecektir. Ukrayna ulusal direnişi tipik bir gayrinizami harp uygulamasıdır ve tarihte ulusal direniş karşısında başarıya ulaşan saldırgan devlet görülmemiştir.

Cephede bunlar olurken televizyon ve gazetelerimizde Rusya taraftarları Rusya’nın egemen bir ülkeye saldırısını savunmakta, Batı yanlıları ABD ve AB’nin tavrını, Ukrayna’nın direnişini alkışlamaktadır. Bence asıl üzerinde durulması gereken; ABD ve Rusya’nın Ukrayna topraklarında, Ukrayna’yı kullanarak, Ukrayna halkını; yaşlıları, kadınları, çocukları yok etme pahasına bir güç yarışına girmeleridir. Rusya bu savaşta başarılı olursa bütün dünyada örnek teşkil edecek, bünyesinde farklı etnik gruplar barındıran ülkelerde ayrılıkçılığı teşvik edecek, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yayılmasının önünü açacaktır. ABD ve AB’nin savaşın uzamasına katkı sağlayan girişimleri ise bölgede uzun yıllar sürecek bir istikrarsızlık ortamı yaratacaktır. ABD’nin politikası da budur. Bunun örnekleri Irak, Suriye, Kuzey Afrika ve Afganistan’da görülmüştür.

Savaşlarda haklı taraf yoktur. Bütün savaşlarda; birileri para kazanır, birileri toprak kazanır, birileri siyasi kariyerini, birileri askeri kariyerini güçlendirir… Sadece masum insanlar zarar görür. Atatürk’ün söylediği gibi: “Savaş, zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.” Bu savaş; vehimler bahane edilerek, haksız çıkarlar üzerine kurgulanmış bir cinayettir…

—-