Ekonomi kontrolden çıktı; kriz derinleşiyor

Temel gıda maddelerindeki fahiş fiyat artışının yanı sıra, enerji ve akaryakıt fiyatları da uçtu. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

“Düşük faize dayalı” yeni ekonomik modele geçişle birlikte kurlar yükselip enflasyondaki artış hız kazanırken artan maliyetler ekonominin her alanına yansıyor. Sonbaharla birlikte başlayan kur atakları kara günlerin öncüsü oldu.

Kontrolden çıkan ekonomide kriz derinleştikçe derinleşiyor. Hükümet, fiyat artışlarının etkisini azaltmak için Katma Değer Vergisi (KDV) indirimleri başta olmak üzere çeşitli adımlar attı, ne var ki “müjde” olarak sunduğu adımlar, sonuç vermedi, vatandaş zamların altında ezilmeye başladı.

Temel gıda maddelerindeki fahiş fiyat artışının yanı sıra, enerji ve akaryakıt fiyatları da uçtu. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdğan’ın “Faiz sebep, enflasyon sonuç” ısrarının ülkeyi uçurumun kenarına getirdiğini savundu.

Hükümet yıl sonunda asgari ücrete yüzde 50’ye yakın bir zam yaptı. Zam oranı açıklandığında sendikalar da dahil olmak üzere geniş çevrelerce memnuniyetle karşılandı. Ancak fiyat artışlarının etkisiyle asgari ücret Şubat ayı itibarıyla açlık sınırının altına düştü. Soğuk geçen kış ayları da zamlarla beli bükülen vatandaşa zor günler yaşattı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, adeta her şeyin tuzu biberi oldu. Kuruş kuruş yapılan akaryakıt zamları, artık bir seferde 2,5 TL olarak fiyatlara yansıtılır oldu.

Uzmanlara göre bugün iğneden ipliğe yaşanan fiyat artışlarının fitili sonbaharda ateşlendi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Erdoğan: Faiz sebep, enflasyon neticedir” ısrarı sonucunda Merkez Bankası faizi düşürdü. Faizlerin düşürülmesi, döviz kurunu patlattı. Dolar, Türk Lirası karşısında 18 liranın üzerine çıktı. Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemiyle dolar bir gece 12 liranın altına düşürüldü. Dolar yaklaşık 6 lira değer kaybetse de zamlanan ürünler ucuzlamadı, aksine daha da arttı. Çünkü bu defa da enerji başta olmak üzere kamunun zamları devreye girdi. Yılbaşından geçerli olmak üzere elektriğe ortalama yüzde 52 ile yüzde 130 arasında zam gelmişti.

 

Öztrak: “Enflasyon tsunamisi geliyor”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, bugünkü yağ, gıda ve akaryakıt kuyrukları ile yaşanan fiyat artışlarından AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı sorumlu tutuyor. Öztrak, Şubat ayı tüketici ve üretici fiyatlarıyla ilgili açıklamasında, “Böyle bir makası daha önce hiç yaşamadık. Üreticiden, tüketiciye doğru korkunç bir enflasyon tsunamasi geliyor” dedi.

Faik Öztrak, iktidara geldiğinde AKP’ye “son 20 yılın en düşük enflasyonu ve enflasyonu hızla alt eden bir program emanet edildiğini” ancak bugün “tüketicide son 20 yılın, üreticide son 27 yılın en yüksek enflasyonunun yaşandığını” söyledi.

Öztrak, gençlerin “hayatlarında ilk kez 3 haneli enflasyonla” tanıştığını belirtti ve ekledi: “Erdoğan’ın ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ safsatası milleti yaktı. Enflasyonda görülmemiş rekorlar kırılıyor. Üretici ve tüketici fiyatları arasındaki fark 51 puan. Böyle bir makası daha önce hiç yaşamadık. Üreticiden, tüketiciye doğru korkunç bir enflasyon tsunamasi geliyor.”

Öztrak ayrıca enflasyondaki artışın Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin de etkisiyle artmaya devam edeceği beklentisini paylaştı: “Ne yazık ki ilerleyen günler için de, enflasyon cephesinde umut yok. Üreticiden tüketiciye vuran enflasyon tsunamasi, çekirdek enflasyonun artışını sürdürmesi, savaşla beraber emtia ve enerji fiyatlarındaki artış enflasyonda bu günlerin daha iyi günlerimiz olduğunu gösteriyor.”

 

Kuyruklar baş gösterdi

Kur şokları yüzünden maliyet hesaplayamayan fabrikalar üretime ara verirken stokları azalan marketler de kotalı satışlara başladı. Kotalı satışlar da yağ ve kahve gibi ürünlerin satış noktalarında kuyruklara neden oldu.

Rusya Ukrayna savaşının hızlanmasıyla birlikte Türkiye’ye yağ taşıyan gemiler limanlardan ayrılamadı. Ayçiçeği yağında dışa bağımlı hâle getirilmiş olan Türkiye, bunun faturasını ödüyor. “Nisan sonuna kadar yağ stoğu kaldığına” dair haberler marketlerde izdihama neden oldu. Hükümet “Yeterli stok var” diyerek, sosyal medyada paylaşım yapanlara soruşturma açılacağını duyurdu.

Muhalefetse ekonomideki çöküşünün nedenin iktidar ve Erdoğan’ın “Faiz sebep, enflasyon sonuç” ısrarı olduğunu düşünüyor.

********

 

KUR ARTMASAYDI MAZOT 12-13 LİRA ARASINDA OLACAKTI

Karar yazarı İbrahim Kahveci, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 20 Aralık’ta duyurduğu ‘Kur Korumalı TL Hesabı’ uygulamasına işaret ederek, “Hani büyük buluşa ne oldu? Bundan sonra ne olacak?” diye sordu.

Kahveci, 3 ay önce Kur Korumalı Mevduata geçen bir hesaba yıllık yüzde 53 civarında bir gelir ödenmesi gerektiğini belirterek, “Bu neyi ifade ediyor söyleyeyim: Fiili faiz enflasyona geldi ama biz hala bir inat uğruna MB faizini yüzde 14,0’de tutuyoruz. Yel değirmenine meydan okuduğumuzu söylesem anlatmış olur muyum?” dedi.

Kahveci ayrıca, “Bir yandan küresel fiyatlar artıyor, bir yanda yurtiçinde kurlar artıyor. Mesela petrolü verdim dün… Mazot fiyatı Kasım 2021’de 8,20 liradan bugün 22,8 liraya yükseldi. Eğer kur artmasaydı mazot fiyatı 12,0-13,0 lira arasında kalacaktı. Petrolun 80 dolardan 125 dolara çıkışı Putin yüzünden ise, bu da mazotta yaklaşık 4-5 lira zam demek. Yani 8,20 liradan 12,50 liraya Putin yüzünden çıktı ama bunun üzerini biz kur artışı ile başardık. Mazot çıkınca, sadece zam orada mı kalıyor? Yayılma etkisi ile mazotla taşınan gıda maddeleri de zamlanıyor. Ya da diğer ürünler… Şimdi doğalgaz zammı, vs zamlar devam ediyor. Ama tüm bu zamlar hem yurtdışından hem de yurtiçinden geliyor. Bir millet hem dışarıdan hem de içeriden bu kadar acıyı nasıl çekecek?” ifadelerini kullandı.

*******

 

“EKONOMİ ARTIK DİKİŞ TUTMAZ”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – Türkiye Cumhuriyet tarihinin en ağır krizini yaşıyor. Önceki krizler ekonomik krizlerdi. Ayrıca her seferinde hükümetler tarafından krizden çıkış için istikrar programı yapılmıştı. Bugünkü kriz daha kapsamlıdır. Zira ekonomik kriz yanında aynı zamanda demokrasi, hukuk, devlet, yönetim ve güven krizi de yaşıyoruz. Buna rağmen maalesef hükümet kriz yok diyor.

Enflasyon kritik sınırı geçti. Yapısal sorunlar, reel faktörler, kötü yönetim ve güven sorunu yanında, piyasanın, üreticinin ve tüketicinin paniğe girmesi enflasyonu çözümsüz kıldı. Bugünlere birdenbire gelmedik. Zaten popülizm ve siyasi İslam ideolojisi üstüne kurulmuş politikaların egemen olduğu bir anlayıştan başka bir sonuç da çıkmazdı.

Ekonomide, demokraside ve hukukta istikrar sorunu; Rusya Ukrayna savaşından çok önce, başladığı için siyasi iktidarın dış güçler bahanesi de kalmadı. Bu başarısızlık; yalnızca iktidarın ve hükümetin başarısızlığı değil, herhangi bir nedenle iktidara destek verenlerin de başarısızlığıdır. Gerçekte bugünkü herhangi bir nedenler, toplumun potansiyel refahına sıkılan birer kurşundur. Yarın çok geç olabilir…  Şimdi, hemen burada Türkiye bu akıl tutulmasından kurtulmalıdır.

Krizden çıkış için alınması gereken ekonomik önlemler, geçmiş istikrar programları gibi kısa ve orta vadeli programlar şeklinde olmayacaktır. Devlet-piyasa dengesinin yeniden kurulması, yapısal sorunların çözülmesi ”uzun zaman ve Yapısal Dönüşüm Planı” gerektirir.

 Devleti yeniden yapılandırmak, liyakat esasına göre laik demokratik devlet hüviyetine dönmesini sağlamak gerekir. Devleti parti devleti olmaktan çıkarmak lazımdır. Yerel yönetimlere Avrupa Birliği standartlarında özerklik verilmelidir.

Kamu kaynakları etkin kullanılmalıdır. Bütçeye yeniden Meclis ve Sayıştay denetimi getirilmelidir. Meclis denetimi dışındaki fonlar ve uygulamalar kaldırılmalı; belediyeler dışında tüm kamu sektörünü kapsayacak, “global bütçe” uygulamasına gidilmelidir.

Yapısal sorunların başında piyasa yapısı geliyor. Piyasada rekabetin sağlanması, tekel ve oligopol yapıların önlenmesi, spekülasyon ve manipülasyonun engellenmesi ile mümkün olur.

Piyasada rekabeti artırmak için devlet-piyasa optimum dengesini kurmak gerekir. Sosyal faydası yüksek eğitim ve sağlık hizmetlerinde bütçeden daha fazla yatırım yapılmalıdır. Uluslararası standartlara uymayan, özel sağlık kurumları devletleştirilmelidir.

Reel sektör, finans sektörü arasındaki dengeyi yeniden kurmak ve finans sektörünün reel sektörü temsil edebilme si için sermaye piyasasının ve bankacılık sektörünün yeniden yapılanması gerekir. Bu kapsamda 4 kamu bankasının siyasi yemlik olarak kullanılmasını önlemek için özelleştirmek gerekir.

Üretimin, ithalata bağımlı bir yapıda olması da, yapısal bir sorundur. Üretimin ithalata bağımlılık oranı yüzde 45’ten yüzde 10’a düşürülmelidir. Bunun için ithal ara malı ve ham madde sektöründe ithal ikamesine dayalı politikalar esas olmalıdır. Bu alanda yerli yatırımlara ve üretime yüksek teşvikler verilmelidir. Gerekirse devlet geçici olarak bu sektörde üretim yapmalıdır.

*******

“1.5 YIL ENFLASYON DÜŞMEZ”

Uğur Gürses (Ekonomist)- Birincisi, Merkez Bankası, mevcut politikayı sürdürerek yüzde 55-60’lık enflasyon varken yüzde 14’lük faizde durarak enflasyonu düşüremez. İkincisi, Ukrayna savaşı sebebiyle zaten enerji ve emtia fiyatlarındaki artış olacak. Onun etkisi ile de yüzde 60’lara doğru hareket edeceğiz gibi görünüyor. Dolayısıyla baz etkisi ile bile olsa önümüzdeki 1 – 1,5  yıl içerisinde enflasyonun düşeceğini tahmin etmiyorum. Şu politika çerçevesinde enflasyonu düşürmek mümkün değil. Ve bu fiyatlama davranışları, enflasyonun daha da yukarı gitmesine neden olacak.

Eylül 2021’den bu yana başlatılan “nevi şahsına münhası”’ ekonomi denemesinin getirdiği enflasyon yangını “bacayı” sardı. “Faizi düşürerek enflasyonu düşürme deneyinin” başlamasından bu yana, tam 6 aylık enflasyon yüzde 41.9 olurken, gıda fiyatlarının yüzde 49.4 olduğu görülüyor. Aynı dönemde ara malı fiyat artışının da yüzde 67 olduğunu not düşelim. Ne bahane ileri sürülürse sürülsün, mevcut siyasi tercihle Türkiye’nin bilerek içine sokulduğu enflasyon döngüsü, Ukrayna savaşı ile birlikte çok daha derin ve sarsıcı boyuta evrilmeye aday.

Şu anki mevcut krizin sebebi siyasi. Türkiye’de siyaset normalleşmeden ekonomi normalleşemez. Orada yapılan yamalarla ancak birkaç gün veya ay kurtulur. Onun ötesine geçemez. Türkiye’de siyaset normalleşmeden ekonomi normalleşemez.