Sebep; iktidar, sonuç; acı!

Otoyollar… Duble yollar… Havaalanları… Hastaneler… Bakanlıklar, Genel Müdürlükler, Valilikler, Kaymakamlıklar için “yepyeni” binalar… Saraylar… Uçaklar… En lüks otomobiller…

Evet, “İtibardan tasarruf olmaz”; ama…

O ülkenin insanları “aç değilse”, o ülkenin çiftçileri, o ülkenin insanlarını besleyecek ürünleri “yeteri kadar” üretebiliyor ve “o ülkede hem de dolar üzerinden ‘ithalat’ milyarderleri sayısının her yıl artmasının” önüne geçebiliyorlarsa… Elbette, o ülkenin halkı “İtibardan tasarruf etmeyelim” diyebilir, ama…

Bir zamanlar “Dünyada kendi kendini doyuran 7 ülkeden biri olan” o ülkede, “5 – 6 müteahhide verilen ‘garantili’ milyarlarca dolarlık desteğin yarısı kadarı bile tarıma ve çiftçilere çok görülüyorsa… Ve o ülke, “milyonlarca / yüzbinlerce ton Buğday – Arpa – Mısır – Pirinç – Baklagiller – Ayçiçek ve Ayçiçek yağı ithal edecek” duruma düşüyorsa…

Ve… “Kur / Faiz Kavgası, Ukrayna Savaşı, Enflasyon Yangını” sebebiyle “ithalata bağlı” ekmekten yağa bütün “ana gıda” maddelerine “zam üstüne zam” gelirse… Ne yapacaktır, “az ve sabit gelirli” emekliden işçiye, dul ve yetimden çiftçiye, esnafa milyonlar…

Güney Amerika’dan, Brezilya’dan, Arjantin’den, Kuzey Amerika’ya, ABD’ye, Kanada’ya, Avrupa’dan “savaş” halindeki” Ukrayna’dan, Rusya’dan, dahası Moldova’dan, Bulgaristan’dan, Romanya’dan, Yunanistan’dan, Afrika’ya, Mısır’a kadar onca ülkeden “ana gıda maddelerini” ithal zorunda bırakılan bir ülkede yaşar hâle geldik. 6 yıldır iç savaşta olan Yemen’den bile “karpuz” ithal ediyoruz.

Bunca yıldır, “dolar milyarderleri yaratan” ithalata dayalı sisteme yaslanarak, tarımı, çiftçiyi ihmal eden” bir ekonomik politika ortada iken… “İstifçilik yapıyorlar” diye “marketler üzerine kurgulanan” göz boyayıcı senaryolarla “sorumluluğu” onlara yüklemek… “Sabah sattığının yerine, zam geldiği için öğleden sonra aynı parayla yenisini koyamadığı için, deposunda bir miktar ‘yedek’ bekleteni, ‘stokçu’ diye suçlayıp” ceza vermek…

İşte, iktidarın “sorun çözücü” formülü; ister inanın, ister inanmayın…

Vatandaşlar içinde hâlâ “Sebep iktidar, sonuç hayat pahalılığı ve yokluk” gerçeğini anlamayanlar var.

Acaba, “Bu acı tabloda ‘halka gerçekleri tam olarak anlatamadığı, inandıramadığı, güven vermediği için’ Muhalefetin payı ne kadar?”

İşte cevap verilmesi gereken bir başka soru da bu ve bu sorunun muhatabı da, elbette Muhalefet Partilerinin başkan ve yöneticileri…

Hâlâ, kamuoyu yoklamalarında “İktidar Partisi ‘yüzde 30’un üzerinde oy oranı ile birinci parti’ ve ‘yüzde 15 civarında ‘kararsız’ / ‘Oy kullanmayacağım’ diyen” var!..