İlle de tarım…

1- Şüphesiz; Savaş Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir. Zira; buğday, arpa, ayçiçek yağı vb. çok sayıda tarım ürünü ithalatı; petrol ve doğalgaz ihtiyaçlarımızın büyük bölümünün karşılanması, turizm sektörümüz, meyve, sebze ihracatımız vb. çok konuda Rusya ve Ukrayna’ya muhtacız. İki arada bir derede kalmış durumdayız. İki ülkeyi de kırmamak mecburiyetindeyiz. (Bu bakımdan, AKP Genel Başkanının az konuşması, çok dikkatli olması şarttır. Mutlaka konunun uzmanlarına danışması zarureti vardır.) En önemlisi de 20 yıldır, darbe vurdukları tarım kesimine, niçin çok destek olunmasının zarureti (acı biçimde) ortaya çıkmıştır. Zira, tarımda kendimize yeterli hale gelmemiz, gerçek anlamda bir beka sorunudur. Hürriyetimizin, bağımsızlığımızın garantisidir. Bu açıdan;

a) Tarım, hayvancılık ve ormancılık konularından, en kısa sürede, en geniş katılımla; kısa, orta ve uzun vadeli planlar (iklim değişiklikleri, kuraklık vb. faktörler de nazara alınarak) yapılmalıdır. Nerede, ne zaman, ne ekileceği (ürün deseni) tespit edilmelidir.

b) Tohumculuk kanunu ilga edilmelidir. Yerli tohuma dönülmelidir. GDO ile ciddi biçimde mücadele edilmelidir. Hibrit tohumlar yasaklanmalıdır. Tohum bankaları kurulmalıdır.

c) Tarım ürünü ithalatı ve kaçakçılıkları minimize edilmelidir. Kendi çiftçimiz teşvik edilmelidir. Alım fiyatları maliyetin üzerinde olmalıdır. Gübre, mazot, ilaç, tohum, yem fiyatlarının makul düzeylere inmesi sağlanmalıdır. KDV ve ÖTV oranları yüzde 1’e indirilmelidir.

d) AB’deki tarım teşvik tutarı 75 milyar dolardır. Bizde ise sadece 2,5 milyar dolardır. (O da bir yıl sonra ödenmektedir.) Ayçiçeği, Buğday, arpa, mısır, soya, yulaf, nohut, mercimek, kenevir, çay, fındık, pamuk vb. özel önem verilmelidir.

e) Çocuk yaşlardan itibaren tarımla ilgili bilgiler genç nesillerimize aktarılmalıdır. Tasarruf, bio-emperyalizm, küresel farkındalık, ekoloji, çevre vb. konular detaylı olarak öğretilmelidir. Aile tarımının önemi, endüstriyel tarımın bir tuzak olduğu, binlerce yıllık bilgi ve tecrübe birikiminin yok edilmesi amacını güttüğü anlatılmalıdır. Evlatlarımızın, uygulama yapmaları sağlanmalıdır. (Bu uygulama, Köy Enstitülerinde çok başarılı olarak icra edilmekteydi.)

f) Çiftçi nüfusumuz, 18 milyondan 5 milyona düşmüştür. Yaş ortalaması da 50-55 arasındadır. Gençlerimizin tarım sektörüne rağbet etmesi artırılmalıdır. Belçika büyüklüğündeki (32 milyon dekar) tarım arazisi boştur. Değerlendirilmelidir.

Tarım ilaçlarının sebebiyet verdiği hastalıklarla mücadele edilmelidir. Bilgi ve tecrübe birikiminin “çiftçi hafızasının” kaybedilmesinin önüne geçilmelidir.

g) Başta TMO olmak üzere, tarım kooperatifleri, çiftçi lehine aktif hale getirilmelidir. Tarım kredilerinin “tefeci faizleri” indirilmeli, mevcut yükler silinmelidir. Tarımla ilgili gübre, ilaç, yem, tohum vb. ihtiyacı ülkemiz içinden sağlanmalıdır. Çiftçinin malı elinde kalmamalıdır.

h) GDO’lu gıdalar, bazı aşılar, bazı ilaçlar, dar kıyafetler, polyester, naylon vb. kumaşlar, bazı deterjanlar bazı kozmetikler vb. yüzünden kısırlık oranı çok artmıştır. Türkiye’de 2020 yılında nüfus artışı yüzde 1,65 olmuştur. Olması gereken oran ise yüzde 2,1’dir. Dünya ortalaması yüzde 2,3’tür. Rockefeller Çetesinin 1915 yılından beri yönettiği, nüfus planlaması suikastı Türkiye’de başarılı olmuştur. “Dünya kaynakları, bu kadar nüfusu besleyemez” yalanı, başarılı olmuştur. Halbuki mevcut kaynaklar, israf önlense ve bir avuç sömürücünün elinde toplanmasa fazlası ile yeterlidir. (Sadece Türkiye’de, yılda 19 milyon ton gıda, çöpe gitmektedir.) Yapılması gereken; israfın, eşitsizliğin sömürü düzeninin, 100 trilyon dolarlık dünya servetinin, belli azınlığın elinde toplanmasının önlenmesidir. Sömürgecilerin çaldığı, yakıp yıktığı tohum bankaları yeniden kurulmalıdır. (Irak’taki, Suriye’deki, Ruanda’daki, Afganistan’daki vb. birçok tohum bankası yağma edildi ve yok edildi. 1400 banka mevcuttu.)

1- Dünyada 3 trilyon ağaç vardır. Ormanlar her gün hızla yok edilmektedir. Halbuki olması gereken sayı 4 trilyondur. Aynı şekilde, asıl oksijen üreticisi olan, okyanuslardaki algleri de korumamız şarttır. (Halbuki okyanuslar hızla kirlenmekte, petrol, naylon vb. ile öldürülmektedir.)

2- Tarıma önem ve destek veren (başta İzmir, Eskişehir, Ankara ve İstanbul olmak üzere) tüm belediye başkanlarımıza, tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. (Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza, yaptığı ziyarette tebriklerimi bizzat aktardım.) Yaptıkları çok önemlidir. (Kendilerine, konunun uzmanları, Ali Ekber Yıldırım, İsmail Topalak vb. değerli kişilerden ve kitaplarından istifade etmelerini tavsiye ediyorum.) Sayın başkanların, üretici-tüketici yakınlığının, çiftçiden çiftçiye bilgi aktarımının, yerli tohum vb. konuların önemini idrak etmeleri çok önemlidir. İktidarın vahim hatalarını, bir nebze de olsa telafi etmektedirler. Hepimize ümit vermektedirler. Bu arada, “Yağmur suyu hasadı” ve “güneş enerjisi” konularımıza da ağırlık vermelerinde büyük yarar vardır. Ağaçlandırmada da, kestane, ceviz, badem, zeytin, ıhlamur vb. türlere ağırlık verirlerse ciddi bir gelir kaynağı sağlamış olurlar. Bu arada, iktidarın zeytin ağaçlarını katletme projesine de engel olacaklarına inanıyorum.