Komedyen

İnternette dolaşan bir ileti düştü önüme. 

Putin iyi bir satranç oyuncusu, her adımını düşünerek atıyor. Biden iyi bir poker oyuncusu, iyi blöf yapıyor. Bizimkiler ise tombala oynuyor, ne çıkarsa bahtına… 

Kaç gündür televizyondan savaş haberlerini izliyorum. Amerika’da en çok Ukraynalının yaşadığı yer Manhattan’daki Küçük Ukrayna Mahallesi. Arada bir çibörek krizim tutarsa Vesselka’ya giderim. Pierogi, empanada, çibörek hep akraba birbirine. Malum, koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler. O yüzden Ukrayna esnafı ile haşır neşirliğimiz çok. Buradaki esnaf ile konuştum, “Biz burada doğduk ama ailemiz orada” diyorlar; savaşı kınıyorlar ve birbirlerine destek olmaya çalışıyorlar. Kilisede dua edenler, Times Meydanı’nda protestoya gidenler, en ufak iyi bir habere bile sevinenler, savaştan uzakta savaşın etkilerini yaşayanlar. On binlerce kilometre uzakta bile olsalar oradaymışçasına bu korkuyu, üzüntüyü yaşıyorlar.  

“Biliyor musun küçükken annemin beni götürdüğü parka bomba düşmüş…” 

“Duydun mu, kuzenimin doğduğu hastanede hastaları sığınaklara taşıyorlarmış…” 

“Yiyecek bulamıyorlarmış.” 

Ukraynalı olmayanlar bile komşularına destek olmak için çalıştıkları yere bayrak asmışlardı. Empire State Binasının mavi sarı ışıklandırılıp Belediye Başkanı Eric Adams’ın New York Ukrayna ile birliktedir açıklamalarının ardından şehir genelinde savaş karşıtı gösteriler daha da arttı. 

Türk ve Amerikan CNN eşzamanlı takip ediyorum. Belki aralarında bir bilgi transferi vardır diye düşünüyordum ama gördüğüm kadarıyla tek benzerlik sadece logolarında… Ekonomiden savaş stratejistliğine, hukuktan uçak mühendisliğine, her konuda “uzman” olan kadrolu yorumcu, daha “Ukrayna” diyemezken dönüyorum Amerika CNN’ine… NATO Emeklisi strateji uzmanı bir general konuşuyor… Ardından haber alma teşkilatından emekli bir yetkili… Başka bir kanalda Ukrayna eski büyükelçisi var. Gerçek uzmanlardan haberler alıyorum.  

Bir ara bizim CNN’e dönüyorum. “Stratejist” kendine göre bir yorum yaptıktan sonra: “Yani adam biliyorsunuz ki komedyen!” deyiveriyor. 

Bunu Ukrayna (kendi değişiyle Ukranya) Devlet başkanını aşağılayarak söylüyor. Bir insanı, hatta bir ülke başkanını mesleği üzerinden aşağılamak ve bunu ulusal kanalda milyonların gözü önünde yapmak anlaşılır gibi değil. 

Allahtan internet var, “Zelensky’nin tahsili nedir?” diye ararsanız tüm hayatı önünüze çıkıyor. Kiev Ekonomi Üniversitesi’ni 2000 yılında bitirip avukat oluyor. Üniversitenin 2. Sınıfında tiyatro ile tanışıyor ve kendi kurduğu grup ile kabarelere başlıyor. Kariyerini “Avukat” bir “Komedyen” olarak sürdürüyor. 

Türk medyası yaftalamaya devam ediyor. “Sen kısa pantolonla gezerken Putin Almanyalarda casusluk yapıyordu” diyerek Zelenski’yi genç oluşundan, tecrübe eksikliğinden vurmaya çalışıyorlar.   

Türkiye’de şöyle bir algı var:  

“Gençlerimiz sorumluluk almıyor azizim!” 

“Z kuşağı siyasete soğuk!” 

Bu ve bunun gibi bir sürü klişe tadında, kendini kamufle edip, sanki gençler gelse sahneden çekilecekmişçesine nutuk çekenlerle iç içeyiz.  

Siyasi partilerimizde gençlik kotası var mı? Var!  

Gençlerimiz bizler için önemli mi? Önemli! 

Onlar bizim neyimiz? Geleceğimiz! 

Kongre, seçim, miting vakti gelince gençler bayrak assın. Gençler sandalyeleri taşısın, gençler koşuştursun… Tabii ki; ama sadece bu kadar mı? “Gençler sıkıntılarını anlatmasın mı?”  

Sıkıntı gençlikte olur; önce büyükler bir konuşsun anlaşsın, gençler kendi dertlerine yansın diye geçiştirilir. 

Abicilik ve ablacılık sisteminden gelen Türk yaşam tarzı, gençlerine konuşma ve yaşam hakkı vermez!  

“Daha dünkü çocuk!” diye etiketlemeye hazır bekleyenler, koltuk hırsından muhtarlık seçimleri için bile sahaya inerler. Beşinci kere Belediye Başkanı seçilmek için kulis yapan kurt politikacılar, Ukrayna Devlet Başkanını tabii ki tecrübesiz diye eleştirirler. Türkiye’de insanların meslek bilgisi kutusuna “siyasetçi” yazdığını söylememe gerek yok sanırım. Amerika’da nasıl peki? Mesela Barack Obama’nın mesleği nedir? Yazar, Avukat, Hukuk Profesörü ve Eski Devlet Başkanı yazar. Peki gelin Türk siyasetine bakalım. Örneğin eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e baktığınızda meslek tanımlamasında “siyasetçi” yazmaktadır.  

İngiltere Kraliçesi Elizabeth tahta çıktığında 25 yaşındaydı. Barack Obama 36 yaşında Illinois Eyalet Senatosuna seçildi, 44 yaşında Illinois Senatörü, 47 yaşında da ABD Başkanı oldu. Demek ki gençlik başarıya engel değilmiş.  

Peki aktörden siyasetçi olur mu? Neden olmasın! Hayatımızda önce televizyondan tanıyıp sonra politikacı olan birçok insan var. Peki kim bu televizyondan tanıdığımız siyasiler?   

İlk aklıma gelen tabii ki Arnold Schwarzenegger! 

“Efendim, Vücut geliştirmeciden siyasi olur mu?” Neden olmasın? 2003’den 2011’e kadar %48.9 oy alarak iki dönem Kaliforniya Valiliği yaptı ve daha sonra sinemaya geri döndü.  

Kaliforniya valisi demişken, 1966’da Kalifornia valisi olan diğer bir aktör, 40. Amerikan Başkanı Ronald Regan’ı unutmamak lazım.  

Milyoner iş insanı, önceki dönem başkanı Donald Trump’ı da birkaç filmde aktörlük yaptığı için aktör/siyasetçi olarak sayabilirim.  

Fred Thopmson, Kal Penn, Shirley Temple, Clint Eastwood belediye başkanlığı yapmış siyasilerden bazıları… Türkiye’den ise ilk aklıma gelen yakın zamanda yitirdiğimiz, Şişli Belediye başkanlığı yapmış, Türk yeşilçamının efsane aktristlerinden Fatma Girik… 

İnsanları meslek gruplarına göre ayırıp ayrımcılık yapmıyorsanız, otobüs şoförü de, asker de, hakim de devlet başkanı olabilir. Demokrasinin özü budur! Hatta bana sorarsanız sanatçıdan politikacı çok da güzel olur. Sanatçının geleceğe ufuk açan bakış açısıyla hem bugün hem yarın en geniş vizyonla inşa edilir. Bu noktada bilge önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hepiniz milletvekili, bakan hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat, sanatçı olamazsınız.” sözünü hatırlatmak isterim. 

Sahi, sen Ukrayna Devlet Başkanını Komedyen diye hakir görürken sormazlar mı senin yaşadığın ülkenin başkanının mesleği nedir diye? 

Siz sormadan ben söyleyeyim, Başkan Josef Biden eski bir avukattır. 

Önümüzdeki hafta, gündemden haberleri yorumlamak üzere… O zamana kadar umarım hiç tanımadığınız birinden kendiniz adına çok güzel haberler alırsınız.  

Görüşmek üzere, hoşça kalın…