Dünya sarsılıyor; iktidar, muhalefeti yok sayıyor!

NATO Üyesiyiz, Avrupa Parlamentosu üyesiyiz, Ukrayna’da bir savaş var, Rusya Devlet Başkanı Putin, “Nükleer Savaş için silahlı kuvvetlerimizin alarma geçmesi için komut verdim” açıklaması yapıyor.  Hedef olarak ABD’yi, Avrupa’yı ve “asıl” NATO’yu ve ülkelerini gösteriyor. İsveç’i ve Finlandiya’yı açıkça tehdit ediyor. Ukrayna’da binlerce sivil ölüyor. Orada binlerce Türk vatandaşı var.

Savaş, akaryakıt fiyatlarını yükseltiyor, yaptırımlar ve kısıtlamalar sebebiyle Ukrayna ve Rusya ile olan “ihracat ve ithalat, dahası turizm ilişkilerimizin kesilmesi” ülke ekonomisine gelecek büyük zararın ilk işaretleri olarak ortaya çıkıyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte çeşitli ülkelerin devlet / hükümet başkanları ve temsilcileriyle “dünyayı sarsan bu çok önemli konuda görüşmeler yaptığı” hâlde, “Muhalefet Partileri’nin liderleri” ile bir toplantı yapmadı. Onlara “gelişmelerle ilgili” bilgi vermedi ve görüşlerini almadı.

Halbuki, AKP İktidarı öncesi, Cumhurbaşkanları böyle “önemli olay ve gelişmeler” sırasında “parti liderlerini toplar” görüşlerini alır, Başbakanlar, “olağanüstü Meclis toplantıları ile” milletvekillerine bilgi verirlerdi.

Bu toplantılar ve görüşmeler, dünyayı ve ülkeyi ilgilendiren, tehdit eden olay ve gelişmelere karşı “ülke birliğinin güçlü bir şekilde ortaya konmasını” sağlar ve “çatlak sesler çıkmasını” önlerdi.

Kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki, “6 partili” muhalefet bloğu, ülke bazında iktidara karşı “çoğunluğu” teşkil ediyor, hem de farklı olarak.

Ülke, hem içerden, hem dışarıdan gelen “ekonomik darbeler ile” sarsılıyor. “Gelecek” konusunda, ekonomi uzmanlarının işaret ettiği “karanlık yolculuğun sonu” belirsiz. Alınan tedbirler, hiç kimseyi tatmin etmiyor, uygulamalar “ev – mutfak / çarşı – pazar / tarla – bahçe / iş – dükkan krizini hafifletmiyor, bile…

84.5 milyonu yakından ilgilendiren bu krizin “kıpır kıpır / ışıl ışıl gözlü” bir bakanın gayretleriyle çözüleceğine inanan yok.

Peki, ne olacak bu gidişin sonu?

“Muhalefeti yok sayan” bir anlayışın, böyle bir “içli – dışlı kriz dünyası” ile beraber gelen sorunları çözeceğine inanmak mümkün mü?

Her şeye rağmen, muhalefet ve liderleri, “Ukrayna politikası konusunda iktidarı yıpratmamağa dikkat ediyor”, destekliyorlar.

İktidar Partisini tabanda yalnız bırakan ve eriten bu “tekil yönetim ısrarı”, dışarıdan Türkiye’ye bakanlara “ülke yönetimi ve taban desteği konusunda bir zafiyet var mı?” sorusunu sorduruyor.