Oyunlar başlasın

Kaç haftadır çalan savaş davulları sonunda Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Donetsk ve Luhansk’ı resmen tanımasıyla hücum borusunun çaldığı bir savaş haline dönüştü. Birbiri ardına, seri şekilde yapılan açıklamalar ve peş peşe sıralanan satranç hamleleri gibi sonunda silahların patlayacağı oyunlar başladı. 

Putin’in açıklamalarından cımbızlama yapayım biraz:

“Eyy Zelenskiy! Sen kimsin be? Senin oturduğun o koltuğun sahibi o devleti kuran Bolşevikler ve Komünist Ruslardır. Bak bunu Kravçuk bilirdi, Yuşçenko bilirdi ama bunlar? Bunların hiçbir şeyden haberleri yok… Yahu bunlara beş koyun verin güdemezler! 18. yüzyılda da Karadeniz kıyılarını, bu ülkenin namusunu, yavrusunu, onurunu kim koruyordu? Biyz koruyorduğk biyz! Peeh… Siz ne konuşuyorsunuz be!” diye konuşup ortamı gererek yaptığı bir konuşma olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!

Geçtiğimiz hafta Macron ile yaptığı uzun masadaki görüşme görüntüleri gibi niyetini belli ettiği gayet sakin bir şekilde konuştu ve şunları söyledi:

“Ukrayna hiçbir zaman gerçek bir devlet olmadı”

“Ukrayna, Ruslar tarafından kurulmuş, batı Rus toprağıdır”

“18. yüzyılda Karadeniz kıyılarını Türklere karşı biz koruduk”

Tenis maçı gibi yapılan açıklamalarda, daha önce önemine değindiğim Kuzey Akım 2 projesinin durdurulduğu açıklandı. Rus gazını direk Almanya üzerinden Avrupa’ya dağıtacak 11 milyar dolar değerinde bir proje. Putin yine rahat bir şekilde o zaman Avrupa aylık 2000 Avroluk faturalara hazır olsun deyiverdi. ABD Başkanı Biden geçtiğimiz hafta Katar’dan Rus gazına alternatif gaz bulma çalışması içerisindeydi.

Donbass bölgesine giren Rus ordularının ardından, ABD’den yaptırım kararları geldi! Rusya ile savaşmayacaklarını, Ukrayna’ya asker göndermeyeceklerini; fakat bir NATO ülkesi olarak, NATO topraklarını müttefikler ile birlikte koruyacaklarını söyleyen Biden, Rusya’ya finansman sağlayan kurumların batı ülkelerindeki kaynaklarını keseceklerini, ayrıca Kremlin ile yakın ilişkileri olan global iş yapan tüm Rus oligarkların işlerini zorlaştıracaklarını, okudukları okullara dahi müdahale edeceklerini söyledi. 

İşgalin faturası

Berlin duvarının yıkılmasından beri doğuya doğru sınırlarını genişletmek isteyen NATO ve yıllardır yaptırım uygulanmaya çalışılan Rusya… NATO genişlemek isteyip doğuya gittikçe eskinin demir perde ülkelerine, tabiri caizse Rusların arka bahçesine kadar girmeye başladı. Rusya’nın oyunu kendi kurallarına göre oynayabilmesi için iyi bir “müttefik” arayışı vardı. Demir Perdenin kalkması ve SSCB’nin dağılması ardından, bu müttefik Çin Halk Cumhuriyeti’nden başkası olamazdı. Yıllar içerisinde geliştirdikleri ilişki bugün neredeyse beton kadar sağlam… 

Bununla birlikte Hafız Esad’ın Suriye’ye gelmesi ve Rusların Tartus’ta donanma üssü kurmasından günümüze; Suriye üzerinde gölgesi bulunan Rusların, ABD – Türkiye vs. Suriye–Rusya çekişmesinde sonuç değiştiren devlet olmasının da altı çizilmeli.

Kendi oyun alanına Amerika’yı, dolaylı olarak NATO güçlerini almak istemeyen Rusya’nın Gürcistan’ın NATO adaylığını öteleme çalışmaları da gayet başarılı oldu. Afrika genelindeki askeri yatırımları ve işbirliklerini de göz önünde bulundurursak dünyanın 2/3’ü ile yakın temasta bir Rusya profili karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz hafta sizlere Putin ve Güney Amerika liderlerinin bir araya geldiği toplantılardan bahsetmiştim, sanırım bu da bu ticari resmin son halkası olacaktır.

Gazı keserse

Putin gazı keserse Avrupa donar tezini Türk tartışma programlarından takip ediyorum. Ana akım medyanın popülist yaklaşımlar içeren, desteksiz, sabun köpüğü gibi tartışma programlarını orta oyunu tadında ağzım açık izliyorum. Zaten her kanalın kadrolu yorumcuları, kadın psikolojisinden, jeofizik mühendisliğine, terör stratejisinden, ekonomistliğe kadar her konuda uzman! “Şekerim işgal filan uzun iş gazı keserse Avrupa donar, Putin de işini görür!” gibi yaklaşımlarda gözden kaçırdıkları bir nokta var! Rusya Avrupa’nın gaz ihtiyacının %35’ini karşılıyor. En büyük müşterisinin Almanya olduğunu bildiğiniz zaman Almanların bu konularda sessiz kalmasının sebebini şansölye değişikliği ile ilişkilendiremeyeceğinizi zaten anlıyorsunuz!

Konuya başka bir yönden baktığımızda, gaz satışlarından %35 düşersek Rusya bu gazı dağıtacağı yeri çoktan bulmuştur diye düşünebiliriz. Erdoğan ile Putin’in birçok defa bir araya geldiğini biliyoruz. Türkiye Rusya’nın işgal hamlesini kınasa da, Kremlin, Ankara ile çok güçlü antlaşmalarımız ve güzel bir dostluğumuz var diyerek, bize “Rahat olun!” sinyali verdi. 

Biz sinyali aldık almasına ama…

Ne yalan söyleyeyim ben korkuyorum. Üç saatte Şam’da öğle namazına giderken Halep’teki türbeden olduk. Biz, “Kimse bizim sabrımızı sınamaya kalkmasın.”, “Bölgede bizim haberimiz olmadan yaprak kımıldamaz.” derken “Yanlışlıkla” düşürdüğümüz uçağın bile izahatını veremedik! Narenciye başta olmak üzere, tarımsal ne ihracatımız varsa Rusya, kapıda bozulana kadar bekletti. Bozulan ticaretimizi toparlayana kadar akla karayı seçtik. Tam işler toparlanıyordu ki Rus Büyükelçisi Ankara’da öldürüldü! S400 alalım dostlar alışverişte görsün diye ortaya çıktık, ne İsa’ya yaranabildik ne de Musa’yı güldürdük.

Dünyada tüm bunlar olurken, seçim çalışmaları ve yeni çıkan sosyal medya platformu Truth’u tanıtmak için gezen “Keçi” lakaplı eski Başkan Trump, Putin için şöyle konuştu: “Kendisini çok çok iyi tanırım ve çok severim. Süper akıllı bir adam ve tam bir strateji dâhisi! Ben Başkan olsaydım beni kırmaz bu işlere kalkışmazdı.”

Şimdilik bu kadar!

Önümüzdeki hafta, gündemden haberleri yorumlamak üzere, O zamana kadar umarım hiç tanımadığınız birinden kendiniz adına çok güzel haberler alırsınız. 

Görüşmek üzere, hoşça kalın…