Bugünler de ‘geççek’!

Ukrayna’da sıcak saatler yaşanırken, dünya yeni bir savaşın ortaya saçılan kıvılcımlarını ilgiyle izleyip, savaş ateşinin sıcaklığını tüm yönleriyle duyumsarken; ülkemizin ekonomik ve siyasal gündeminde de sıcak konular yaşanıyor.

Ekonomide ve siyasette riskler artıyor, sorunlar ağırlaşıyor. İktidar bloku, tüm gücüyle muhalefetin birlikteliğini ve oluşturduğu 6’lı masayı olumsuzlamaya / itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Buna karşın muhalefet, 28 Şubat’ta yeni bir çıkışa, ortaklaşa hazırlanan ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ bildirgesini / uzlaşısını açıklamaya hazırlanıyor…

 

Kültürün ve sanatın gücü

İşte tam da böylesi bir süreçte, sanatçı Tarkan’ın yeni müzik parçası ‘Geççek’, ortalığı dalgalandırıyor. Bu şarkıda anlatılanlar, insanımızın yüreğine değiyor / dokunuyor! Uzunca bir süredir ağır ekonomik ve siyasal sorunlar altında bunalan halkımızın büyük bölümü için, adeta işaret fişeği olup umudu körüklüyor! Herkes, müzik parçasından kendince bir şeyler çıkarıyor…

Aslında bir kez daha kültürün ve sanatın gücüne tanık oluyoruz. Böylesi kritik dönemlerde / süreçlerde, kültürel üstünlüğün ne anlama geldiği ve ne denli önemli olduğu, hayatın gerçekliğinde bir kez daha görülüyor / sınanıyor.

 

İktidar bloku, kendi kendini aşağıya çekiyor!

İktidar bloku, böylesi durumlarda yürüttüğü yanlış iletişim stratejisiyle kendi kendini aşağıya çekiyor. İktidara yakın çevreler, özellikle de medyadaki ve sosyal medyadaki iktidar yanlıları, ‘muhalif’ olarak tanımladıkları sanatçılara ve onların üretimlerine / söylemlerine anlamsız biçimde saldırıyorlar. Bu yanlış tutumla, aslında destek vermek istedikleri iktidar blokuna zarar veriyorlar.

Daha önce Sezen Aksu’nun şarkısından ‘cımbızlanan’ zorlama sözcüklerle yapılan saldırılar, bu kez Tarkan ve şarkısı için yapılıyor. Her ne kadar iktidar bloku partilerinin üst yönetimleri, Sezen Aksu tartışmasından ders çıkararak bu kez topa tam girmeseler de kendilerine destek veren çevrelerin saldırılarına seyirci kalıyorlar.

 

Muhalefet adayının ilgi odağı yapılması

İktidar blokunun izlediği yanlış iletişim stratejisinin bir başka ilginç görüntüsü / çarpıklığı, ‘muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kim olacak’ tartışmalarında ortaya çıkıyor. İktidar çevreleri muhalefetin içini karıştırmak ve sözde onları ayrıştırmak / birbirine düşürmek amacıyla, sürekli bu konuyu kaşıyorlar ve gündemde tutuyorlar.

 

Oysa bu tutumlarıyla ve muhalefetin adayını sürekli konuşup tartışmalarıyla, kamuoyunda muhalefetin adayının merak edilmesini / ilgi odağı olmasını ve bu konunun sürekli gündemde kalmasını sağlıyorlar. Böylece iktidara yaranalım derken, tam tersine muhalefetin ekmeğine yağ sürüyorlar!..

 

İktidarın tutumu muhalefete yarıyor!

İktidar sözcülerinin ve iktidar blokuna destek verenlerin aynı yanlış tutumu, muhalefetin ‘6’lı yuvarlak masa görüntüsü’nde de ortaya çıktı. Muhalefet liderlerinin bir araya gelip ortak bir görüntü ve mesaj vermelerini olumsuzlamak / itibarsızlaştırmak adına, sürekli bu konu kaşındı! Halbuki bu tutumla, 6’lı birlikteliğin günlerce konuşulmasına ve konunun uzun süre gündemde kalmasına yol açıldı. Bu durum da muhalefete yaradı.

İktidar blokunu desteklemek adına kamuoyunun önüne ve ekranlara çıkan sözcülerin yaptığı gaflar ve yanlışlıklar da aslında dolaylı olarak muhalefete yaramaktadır. Halkın büyük çoğunluğu, kendilerini yöneten siyasal anlayışın ve ona destek verenlerin birikimsizliğini / yetersizliğini, ekranlarda ibretle ve ilgiyle izlemektedir. 

 

Muhalif başkanlara haksızlık ters tepiyor!

İletişim stratejisi açısından iktidarın bir başka büyük yanlışı, muhalif yerel yönetimlere ve muhalif başkanlara karşı izlenen ‘hasmane’ tutumdur. Bu yanlış tutumla, muhalif başkanların çalışmaları engellenmek istenirken, olan o başkanları / yönetimleri seçen kentlerde yaşayan insanlara olmaktadır. Dolayısıyla hem muhalif başkanlar ve hem de onların hemşerileri mağdur edilmektedir.

 

Hayatın gerçekliğinde bu tutum da siyaseten ters tepmekte ve muhalefete / muhalif başkanlara yaramaktadır. Vatandaş / halk bu gerçekliğin ayırdındadır; ancak iktidar kendisine siyaseten ters tepen bu durumu hâlâ fark etmemektedir. Bu örnekler, elbette daha da çoğaltılabilir…

 

Biz yazımızı noktalarken; çevremizdeki savaş atmosferine, ülkemizde yaşanan bunca ekonomik ve siyasal soruna karşın, yine de yüreğimizi karartmıyor ve Tarkan’ın şarkısındaki gibi, bugünler de ‘geççek’ diyoruz!..