Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kibir mi, kompleks mi?

Hekimlik eğitiminden örnek vereceğim ama konu araç kullanmak da olabilir, lokantada servis yapmak da. Vergi dairesinde memuriyet de, ahçılık da.

İnsanın insana ihtiyacı var da, kim alan kim almak isteyen, kim veren belli olunca sürtüşmeler en aza iner ve iletişim rahatlar. Hekim hizmet verendir. Garson da, satıcı da. Yardım eden değildir.

Bugün gocunmadan hizmet veren yarın hizmet alan konumunda olur. O da normaldir. Bir garson hizmet eder. Ama boş vaktinde çok güzel şiir yazabilir veya keman çalabilir. Gidip başka bir lokanta, otelde, hastanede hizmet alır. Yani bir kişilik sorunu değildir hizmet vermek. Doğru dürüst verebilmekte fayda vardır. Öğrenci – öğretmen ilişkisi de böyledir.

Kibirle, kompleksle karışırsa yapılan işin tadı veya sonra kariyerin bereketi olmaz.

Bizde “doktor” deyince, cross marka kalem ve lithman marka stetoskop akla gelir. Bir de ütülü beyaz gömlek, ohhh, değme keyfine.

Öğrenci iken bir hoca derste “Stetoskopa enayi gibi para vermeyin. En önemli bölümü iki kulaklığın arasındaki bölümdür” deyince, ben o zaman 20 marklık bir stetoskop almıştım, hâlâ onu kullanırım.

Gene Almanya’da hekim olmak için klinik derslere başlamadan önce 2 aylık bir “hademelik stajı” yapılır ve orada hemşireden geçer not almadan klinik derslere giremezdiniz. Bu staj’da lazımlık temizlemeden, yerleri silmeye, hasta yıkamaktan, yatak yapmaya, ölü yıkamaktan, hasta odası temizlemeye, ördekleri yıkamaya kadar her  iş yapılırdı. Ben stajı İngiltere’de Bath şehri hastanesinde yapmıştım. Ve çok da istifade ettim. Yaşam boyunca kliniklerde çalışırken da bir ani ihtiyaç olunca bu tür işlere el atmaktan hiç gocunmadım. Artık kocadım da yaşıma hürmeten veya kısmen keseme hürmeten yapmama gerek kalmadı.

Eğitimde bu bölümü kavramamış olanlar veya hiç yapmamış olanlar, yapılan işle kimseyi düzgün görevlendiremezler de. Hâlleri tavırlarıyla Avanak Avni gibi dolanırlar, bizim meslekte pahalı kalem veya stetoskopları olsa da! Otelcilikte de benzer eğitim verilir. Orası da hastane gibi hizmet ve anlayış  yeridir. Hizmet alan ile boy ölçüşme yeri falan değil.

Devlet kademesinde de bu bizde süregider. Orada askere “hizmetli” denilir. Memura da “civil servan”t yani “sivil hizmetli.”

Sen git postane, vergi dairesi veya belediyedeki memura “Sen hizmetlisin” de burada, dünya kaç bucak göstersin.

Bonn’daki klinikte direktör bisiklet ile işe gelirdi. Bir hademenin ise çok fiyakalı bir spor arabası vardı. Farklı dünyalar!