Ah Kıbrıs vah Kıbrıs

TRT’nin (güya) tarihi dizi diye yayınladığı, astronomik rakamlar ödediği diziler içinde, “Kıbrıs Zafere Doğru” dizisi ilgimi çekti. Olayları yakından takip etmiş; Mülkiye öğrencisi ve mitinglerde “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak” diye bağırmış birisi olarak; geçmişi hatırlamama vesile oldu. Zaman zaman çok kızdım. Eli kanlı palikaryalara ve onların destekçisi, ezeli ve ebedi Türk ve Müslüman düşmanı (kalleş, iki yüzlü, insanlıktan nasipsiz) ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya, Ermenistan vb. ülkelerin ve de Birleşmiş Milletler, NATO gibi sömürgeci uşağı kuruluşların yöneticilerine lanetler okudum. Sık sık hırsımdan gözyaşlarım aktı.

1- Kıbrıs olayları, (bugün unutulmuş olsa ve değeri bilinmese de) tam anlamı ile bir destandır. Bir hürriyet mücadelesidir. Tüm dünyaya karşı verilmiş ve (tüm engellemelere rağmen) zaferle sonuçlanmış bir savaştır. Her olayda olduğu gibi bir İngiliz ihanetidir. Zira; önce Rum-İngiliz kavgası olarak başlamış sonra ustalıkla (İçimizdeki satılmışların da yardımı ile) Türk-Rum kavgasına dönüştürülmüştür.

a) Bu savaşta 498 Anavatan/1672 Yavru vatan evladını şehit verdik. Yaralı sayımız ise binlerce oldu.

b) Aralık 1963’te yaşadığımız Kanlı Noel olayını, şerefsizce banyo küvetinde katledilen (masum) üç yavruyu ve annesini (Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın Ailesini); esir düşünce, işkence ile şehit edilen pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’i unutmamız mümkün değildir. Aynı şekilde bizi devamlı engelleyen, tehdit eden, ambargo uygulayan ABD Yönetimlerini başta Johnson ayısı ve Kissinger pisliği olmak üzere, katliam destekçilerini de unutmamalıyız.

c) Bu katliam sırasında, (Mülkiye’deki eğitim süresince, bana devamlı destek veren) Rahmetli Hayret Halam’ın kızı (Öz ablam gibi sevdiğim) Zübeyde de (yüzbaşı eniştemin görevi sebebiyle) Kıbrıs’ta idi. Son anda henüz bebek olan yeğenimle birlikte, Büyükelçiliğimize sığınabilmişti. Haber alana kadar, çektiğimiz sıkıntı ve üzüntüyü unutamam.

d) Bu zaferde payı olan; şehitlerimize, gazilerimize, merhum Denktaş’a ve Fazıl Küçük’e, merhum Erbakan’a ve Ecevit’e, emeği olan herkese minnettarız.

e) Üzüldüğüm bir nokta; Grivas’ın ve Nikos Samspson’un (İsrail’in yaptığı gibi) gebertilmemesidir. Devletimiz, bu şerefsizlerden öcümüzü almalıydı.

2- İlk harekatta, Belçika’da, KDV konusunda ihtisas yapmakta idim. Belçika ve tüm Avrupa medyasının, nasıl Türk düşmanı tavır takındığını gördüm. En acısı da, Türk dış işleri görevlilerinin hiçbiri, bu medyalarda yer almadı. Sadece Rum tarafı ve yandaşları konuştu. Yapılan katliamlar (Murat Ağa, Sandallar, Atlılar vb.) Avrupa kamuoyuna duyurulamadı. 7 Ağustos 1964’te, Erenköy’de, 703 kahraman mücahidin 15.000 kişilik katil sürüsünü nasıl durdurduğu anlatılmadı. EOKA vahşeti dile getirilmedi.

3- Ve aradan 38 yıl geçti. Maalesef gelinen tablo, çok üzücü ve endişe verici oldu;

a) Bugüne kadar (devamlı destek verdiğimiz, dost ve kardeş dediğimiz Azerbaycan ve Pakistan dahil) tek bir devlet Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımadı. Ne Türk ne de İslam dünyasından bir destek gelmedi.

b) Devamlı tavizkar davrandık. Hemen açmamız gereken Maraş bölgesini açmadık. Vazgeçebileceğimiz bir bölge olarak düşündük.

c) AKP Yönetimi, son birkaç yıla kadar, hep hatalı davrandı. Annan Planı gibi, bir intihar bölgesine destek verdi. Merhum Denktaş dışladı. Şimdi nispeten daha doğru politikalar uygulamaya başladı. AB’nin ne kadar yalancı, kalleş ve iki yüzlü olduğunu idrak etti. Ama hala “bundan sonra müzakere edilecek bir konu yok. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur ve devam edecektir” demiyor. Hava ve deniz üslerini tam anlamıyla gerçekleştirmiyor. Mavi Vatan projesine eskisi kadar sahip çıkmıyor.

d) Aslında hatalar 1974’ten itibaren başladı. Kıbrıs için ideal çözüm, “Serbest Ticaret Bölgesi” (Singapur gibi) ilan edilmesiydi. Maraş’ın açılmasıydı. Ama biz TC olarak kendi (başarısız) bürokratik yapımızı ve mevzuatımızı, aynen Kıbrıs’a taşıdık. Nüfus artsın diye uyguladığımız göçmen politikasında çok vahim hatalar yaptık. Birçok kötü niyetli, çıkarcı, kalitesiz kişi, Kıbrıs’a yığıldı. Türkiyeli/Kıbrıslı kavgası başladı. Kıbrıs’ın huzuru ve kültürel yapısı bozuldu. Neticede Kıbrıs’ta tarım, sanayi ve ticaret gelişmedi. Kara para aklama, Kumarhane, uyuşturucu, fuhuş, mafya, rüşvet, şantaj vb. her türlü ahlaksızlık hakim oldu. Halkın büyük bölümü “Anavatan-yavru vatan” sözünden bile gıcık kapar hale geldi. Milli ve manevi değerler dumura uğradı. Medyanın ve politikacıların önemli bir bölümü, Rum yandaşı oldu. Herkes Rum pasaportu kullanmaya başladı. Birlik şuuru kayboldu. Geçmişteki sıkıntılar, zulümler, fedakarlıklar unutuldu. Bir avuç insan, inanılmaz biçimde parçalandı. Sendikalar Türk ve İslam düşmanlığını savunur hale geldi. Kitaplardan anavatan lafı kaldırıldı. Hatta bir takım sütsüzler, bizi işgalci olarak görmeye başladılar. Türkiye karşıtlığı moda oldu.

e) Ve en son yaşanan facia;20 yıl önce bir kumarhane bodyguardı olan; kara para aklama, şantaj, uyuşturucu ticareti, herkese rüşvet dağıtmakla suçlanan, personeline işkence yapmaktan hapse atılıp, serbest bırakılan, 750 milyon dolarlık kumarhane zincirine sahip olan, Halil Falyalı öldürüldü. Pislikler her tarafa saçıldı. En inanılmazı da (Kendisinden büyük başarılar ümit ettiğim) Ersin Tatar, bu adam için methiyeler düzdü. Büyük yatırımcı ilan etti. (Kıbrıs’ta takdir edilecek, tek yatırımcı Asil Nadir’dir.) Ve asıl facia, büyük saygısızlık, şanlı bayrağımıza karşı işlendi. Adamın tabutu üzerine Türk ve Kıbrıs bayrakları örtüldü. Bu ne büyük gaflet ve saygısızlıktır? Mutlaka hesabı sorulmalıdır. Bu rezalet geçiştirilmemelidir.

-Cenazeye; Kıbrıs Başbakanı ve İçişleri Bakanının iştirak etmesi de çok yüz kızartıcıdır. Partiye önemli tutarda para yardımı yapmış olsa da bu hatalar affedilemez. Belli ki bu zat herkesi yandaşı yapmıştır.

f) Ciddiyetsizlik her tarafta hakim olmuştur. Doğalgaz konusunda, Rum tarafı, Exxon-Mobil (ABD), Total (Fransız), Eni (İtalya), Kogas (Güney Kore), Chevron (ABD), Petroleum (Katar) ve İsrail ile anlaşmalar yapmıştır. Türk tarafı ise petrol ve doğalgazını, bir mafya babasına teslim etmiştir. Pes doğrusu. Yüce Rabbim (c.c.) Kıbrıs’a okumaya giden evlatlarımızı korusun…