“Ülkedeki tabloyu göreniniz yok mu?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile muhalefet liderleri arasındaki karşılıklı pozitif mesajlaşmalar siyasi ortamı ‘görece’ yumuşatmışken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, muhalefete yönelttiği sert sözlerle gerilimi artırdığı için eleştiriliyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Covid testinin pozitif çıkmasının ardından muhalefet partilerinin liderleri geçmiş olsun mesajları yayınladı. Cumhurbaşkanı da bu mesajlara cevap verdi. Türkiye’de uzun zamandır karşılaşılmayan bu yumuşama ortamı topluma siyasi liderler arasındaki olması gereken nezaket dilini yeniden hatırlattı.

Milliyetçi Hareket Partisi Devlet Bahçeli’nin yaşanan karşılıklı pozitif mesajlaşmaların ardından grup muhalefete hakaret dolu sözler söylemesi ısınan havayı yeniden soğuttu. Devlet Bahçeli’nin sözleri muhalefet liderleri ve vatandaş tarafından eleştirildi.

Sosyal medyada yaptığı açıklamada eşi Emine Erdoğan’la birlikte coronaya yakalandığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, SAADET Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri Twitter hesapları üzerinden “Geçmiş olsun” dileklerinde bulundu. Erdoğan da geçmiş olsun dileklerine, “teşekkür ederek” yanıt verdi.

Muhalefet partileri liderleri ve Erdoğan arasındaki karşılıklı olumlu mesajlaşmalardan bir gün sonra Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, partisi tarafından Ankara Kızılcahamam’daki otelde düzenlenen Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) ve milletvekilleri ortak toplantısının kapanışında yaptığı konuşmada, CHP’yi ve Millet İttifakı’nı hedef aldı.

 

Ağır suçlamalar…

MHP Genel Başkanı, “Millet İttifakı ve CHP için ağır suçlamalarına “şöyle” devam etti:

“Zillet ittifakı belirsizliklerle, bilinmezliklerle, uyumsuzluklarla, uygunsuz siyasi taktik ve tavırlarla doludur. Meçhule yelkensiz, dümensiz, motorsuz açılan metruk tekne neyse zillet ittifakı aynısıdır.

Cumhurbaşkanı adayları henüz karanlıktadır. Aday adayları arasında insafsız ve merhametsiz bir rekabet günden güne kamçılanmaktadır. Bunların birbirine hayrı yokken millete hayırları nasıl dokunacaktır? Serok Ahmet,  ittifakın yeniden yapılanması, yeni bir perspektifle yeni baştan kurulması düşüncesindedir. İttifak içindeki partilerin eşit olarak temsili görüşünü seslendirdiği anlaşılmaktadır. Yani marjinalleşmiş küsurat partileri CHP ile aynı temsil noktasında olduklarına inanacak kadar gemi azıya almışlar, siyaseten de azıtmışlardır.

Kuşkusuz bu şaibeli tablo bizim sorunumuz ve ilgi alanımız dahilinde değildir. Zillet ittifakında her koyun kendi bacağından asıla asıla ortada bacak falan da kalmamıştır. Serok Ahmet’in cumhurbaşkanı aday tarifi ise tamamen Kılıçdaroğlu’nu dışlama üzerine bina edilmiştir. Birbirlerine kulp takan bu komplo mucitlerine bundan sonra aldırış edecek ve aldanacak bize göre hiç kimse olmayacaktır.

Zillet ittifakının cumhurbaşkanı adayını belirleme süreci her sarsıntıya, her sakatlığa meyyaldir, müsaittir; yedi parti için de bir kader ve kavşak mevkiidir. HDP’ye ısmarlanan sol ve bölücü bileşenlerden teşekkül edecek üçüncü ittifak çalışması ise sütre gerisindeki ucuz pazarlık ve uçuk mutabakatı perdeleme münafıklığıdır. Zillet ittifakı ağır hasarlıdır, kurumuştur, hastadadır.

Henüz bir masa etrafında nasıl oturacaklarına bile karar verememişlerdir. Ağyarını mani, efradını cami bir şekilde ifade edecek olursak, zillet ittifakı samanlıkta olmayan iğneyi, karanlık odada bulunmayan kara kediyi araya araya tükenecek ve dibi boylayacaktır.

Elbette bu da kendi bilecekleri bir şeydir. Kılıçdaroğlu saymakla ve anlatmakla bitmeyecek tenakuz dehlizinde bir o yana bir buyana sallanmaktadır. Kafası karışık, kararsızlığı katı, kubbesi göçüktür. CHP, kulislerin ve kumpasların partisidir. CHP, tuzakların ve tertiplerin kutup başıdır. Bu CHP’ye aklı başında kim güven duyabilecektir? Ruh sağlığı yerinde hangi vatan evladı bu CHP’ye geleceğini teslim edebilecektir? Belli başlı cümle kalıpları zillet ittifakının paydaşları vasıtasıyla sürekli tekrarlanmaktadır.

Bunlar su kaynatmış, kayış koparmış, dingil kırmıştır. Zillet ittifakında hayır yoktur, hasenat yoktur, hamiyet yoktur, halaskarlık yoktur, hakseverlik yoktur; buna karşılık hayal çoktur, halüsinasyon çoktur, hantallık pek çoktur.”

+++++++

 

AHMET DAVUTOĞLU: “NEZAKET DİLİ SİZİ RAHATSIZ ETTİ”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye video yayınıyla cevap verdi. Davutoğlu, şöyle dedi: Sayın Bahçeli orada mısınız? Sizinle bugün hasbıhal etmek istiyorum. Bakın dün Cumhurbaşkanımızın Covid testinin pozitif çıkması sonrasında toplumda genel bir insani refleks oluşmuştu. Bütün siyasi liderler geçmiş olsun mesajları yayınladı, Sayın Cumhurbaşkanı da bu mesajlara cevap vererek nezaket gösterdi. Bir anda toplum kesiminde aylardır belki yıllardır özlediği bir yumuşatma atmosferi oluştu. Daha 24 saat geçmedi, anlaşılan bu nezaket dili sizi tedirgin etti ki hemen gerilim siyasetini tekrar masaya, yüzünüze yansıttınız.

… Doğru yapmıyorsunuz. Bırakın toplum biraz rahatlasın. Yaşınız yeterince olgunlaştı, siyasi tecrübeniz var. Artık sizi o tecrübenizle tanımak istiyor halk, öfkenizle, çatık kaşınızla, asık suratınızla değil. Yine anlaşılan muhalefet liderleri arasındaki temaslar sizi rahatsız etmiş. Sayın Bahçeli rahatsız olmuş olabilirsiniz. Ama size kötü bir haber vereceğim. Sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz. Yeni bir siyasi iklim oluşturacağız sayın Bahçeli. Uğraşmayın, bunu bozamayacaksınız. Bir gün gelecek sizle de görüşeceğiz. Kimseyi dışlamıyoruz” sözlerine yer verdi.

Parti olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın rahatsızlıkları nedeniyle eleştirilerini daha dikkatli bir dille yapma kararı almıştık. Siz bu kararı 24 saat geçmeden bozmamıza neden oldunuz. Artık aklınızı başınıza toplayın ve artık milleti germeyin.

 

******

“KRALDAN ÇOK KRALCILIK”

Yaşar Okuyan (Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)- Sayın Bahçeli’nin konuşması, kendisinin raydan, zıvanadan çıktığını gösteriyor. Bir görevi var. Ve o görevi icabı ortamı geriyor, o görevi icabı insanları birbirine düşürüyor, o görevi icabı kraldan fazla kralcı oluyor ve dolayısıyla da o görevin getirdiği kendine yüklediği fonksiyonları ifa ediyor.

Sayın cumhurbaşkanı bir hastalığa yakalanmış. “Geçmiş olsun” diyoruz, şifa diliyoruz. Neticede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı. Bütün muhalefet partileri “Geçmiş olsun” dileklerini iletiyorlar. Yıllardır beklenilen bir şey. İnsanlar artık kavgadan bıkmışlar. Devlet Bahçeli’nin görevi kavganın şiddetlenmesidir.

En son yapılan kamuoyu araştırmaları MHP’nin oylarının neden hızla düştüğünü gösteriyor. Çünkü vatandaş o kadar sertliği istemiyor. Sen farklısın, ben farklıyım, tamam. Seçim zamanı gider oyumuzu veririz, düşüncelerimizi paylaşırız ama bu nedir? Kraldan çok kralcı olmuş.

*****

“VATANDAŞ KAVGA DEĞİL, SORUNLARA ÇÖZÜM BEKLİYOR”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci-Yazar)- Ülkenin temel tablosunu; halkın, vatandaşın başat gündemini; başta geçim sıkıntısı olmak üzere, ağırlıklı olarak ekonomik sorunlar oluşturuyor. Hemen herkes günlük yaşamın içinde, elektrik ve doğalgaz faturalarına odaklanmış durumda. Başta akaryakıt ve gıda ürünleri olmak üzere, en temel tüketim ürünlerine ardı ardına gelen zamlar, insanları adeta isyan ettiriyor!.. Vatandaş, bu soğuk ve zorlu kış günlerinde, bütün bu olumsuzluklarla baş etmeye çalışıyor!..

Bu arada, iktidar blokunun ve iktidara destek veren çevrelerin, yapay gündem oluşturma ve ülkenin gündemini değiştirme gayretleri dikkat çekiyor. İktidar bloku partileri, özellikle de küçük ortak, ortamı alabildiğine germeye çalışıyor. Herhalde bu kutuplaşmanın ve gerginliğin, kendi siyasal hedeflerine / beklentilerine daha çok hizmet edeceğini düşünüyorlar.

Oysa, muhalefet ile iktidar arasında karşılıklı ‘geçmiş olsun’ ve ‘teşekkür’ mesajlarıyla hazır ilişkiler görece yumuşamışken; ortamı germenin ve yeniden kutuplaştırmayı artırmak istemenin ne anlamı olabilir? Bu tutum, ülkenin ve toplumun hayrına olmaz diye düşünüyoruz.

İktidar çevreleri ve özellikle de küçük ortak, muhalefetle atışmayı ve söz yarıştırmayı bırakmalıdır. Ülke yönetiminde söz, yetki ve etki sahibi olanlar; muhalefete laf yetiştireceklerine, halkın, vatandaşın günlük dertlerine ve bunların çözümlerine odaklanmalıdır. Doğrusu, onların taşıdığı sorumluluklar bunu gerektirir. Vatandaş, siyasi liderlerden çatışma ve kavga değil, sorunlarına ilgi ve çözüm bekliyor!

İktidar ve destekçileri unutmamalıdır ki; eğer vatandaşın zamlı faturalarına, günlük geçim kaygısına çözüm bulunmazsa; bu iktidarı öncelikle faturalar götürecektir. Hiçbir yapay gündem ve siyasi gerginlik, bu temel gerçeğin üstünü örtmeye yetmeyecektir!

 

+++++++