Her şey çığırından çıktı…

Tek adam yönetiminin ülkemizde doğurduğu sonuçlar, tam anlamı ile felakete dönüştü. A’dan Z’ye her şey dejenere oldu. Ekonomi ve sosyal hayat çöktü. Hayat pahalılığı, işsizlik, fakirlik, sefalet, gelir dağılımı eşitsizliği, kutuplaşma, zamların sonucu zirve yapan enflasyon, enerji krizi, yolsuzluklar, torpil, rüşvet, lüks, israf, gösteriş düzeni, din ticareti ve istismarı, baskı, hakaret, tehdit, iftira furyası herkesi canından bezdirdi. Tepkiler, şikayetler zirve yaptı.

1- İktidar, sıkıntılara çare bulmak yerine baskı ve zulmü artırma yoluna gitti. Can ve mal güvenliği, fikir, ifade, inanç ve teşebbüs hürriyetleri tamamen yok edildi. Yargı tam anlamı ile sarayın emrine girdi, politize oldu. Farklı fikirleri engellemek için her türlü kanunsuzluk mubah sayılır oldu.

a) Dünya ve Türk tarihinde görülmemiş bir tablo ile karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanına hakaret edildi diye tam 160 bin 169 soruşturma açılmış. Buna dayanarak 35 bin 507 kamu davası açılmış. Ve dava edilenlerin 1.107’si çocuk.)

b) Sn. Erdoğan (ve Devlet Bahçeli) AKP ve MHP Genel Başkanları olarak devamlı surette, herkese (en galiz biçimde) hakaret ediyor, tehditler ve iftiralar savuruyorlar. Ama kendilerine cevap verilince hemen cumhurbaşkanlığı etiketini kullanıyor ve dava açıyorlar. Ve “Niçin insanlar beni sevmiyor, bana hakaret ediyor” diye düşünmüyorlar. Kendilerini “dokunulmaz mertebede” zannediyorlar. Her gün (Devlet kaynaklarından besledikleri) her türlü ahlaki ve insani vasıftan nasipsiz, (10-12 bin civarında olduğu söylenen) ak-trol, (şahsım dahil) herkese hakaret, tehdit ve iftira dolu, on binlerce mesaj atıyorlar. İktidar adına suç işleme hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar.

2- Nereye baksak, ayrı ayrı rezalet ve hukuksuzluk görüyoruz;

a) Sezen Aksu, beş yıl önceki şarkısı sebebiyle linç edilmek isteniyor. Cumhurbaşkanı (Dünya kelamının yasak olduğu camide) “dil koparmak” tehditleri savuruyor. Diğer tarafta da (İktidarın şartsız destekçisi) Bahçeli, ayrı tehdit ve hakaretleri sıralıyor.

-Akıllılar, 5 yıl sonra mı, akılları başlarına geldi. Kaldı ki her Adem sözü, Hz. Adem’i mi kasteder? Sokaktaki garibanlara “Adem baba” derken, Atamız Hz. Adem’i mi kastediyoruz? Adem baba koğuşu derken, bir peygamberi mi hapse sokmuş oluyoruz?

b) Tayinle gelen Adalet Bakanı, yargıya hangi akla talimat veriyor? Tarikat istiyor?

c) Sedef Kabaş bir Çerkez Atasözünü söylediğini belirtiyor. Velev ki hata yaptı. Hani gece yarısı gözaltı olmayacaktı? Ve hırsızlar, dolandırıcılar, zavallı kadınları defalarca bıçaklayanlar vb. “adli kontrol ile” serbest bırakılırken, Sedef Kabaş niçin tutuklanıyor? Çifte standart uygulanıyor?

3- Mahalli idare seçimlerindeki hezimeti, özellikle de İstanbul’daki tarihi ve muazzam farkı bir türlü hazmedemiyorlar. Muhalefet partilerinin yönettiği belediyeleri, engellemek ve karalamak için her yola başvuruyorlar. Devamlı olarak suç icat ediyorlar. Hakaret ve iftiralara sığınıyorlar.

a) Neymiş? Kar yağdığı gün, İBB Başkanı niçin İngiliz Büyükelçisi ile yemeğe gitmiştir? Bir de iftira “kafa bulmuş”? (Başkan sizin çoğunuzdan daha samimi inanç sahibidir. Dini eğitim almıştır. İçki içmez. Alnı secdeye değen biridir. Ama sizin gibi din ticareti yapmaz.)

b) Başkan, iş makinası operatörü müdür? Olmayınca çalışmalar mı aksamıştır. Kaldı ki liyakat sahibi kişilerden kadro kurmuş iseniz, başkan olmasa da işler tıkır tıkır yürür. (Şahsen 10 yıl bunun rahatlığını yaşadım. Risk unsurunun olduğu zaman herkes (elinde telsizi ile) gece/gündüz görev başında olurdu. Ben de telsizle takip ederdim.) Zaten, siz olmayınca işler aksıyorsa, başarısızlığa mahkum olursunuz.

c) Peki Atatürk Havalimanında yaşanan rezalete, 25 bin yolcuya (yerli-yabancı) çektirilen sıkıntıya ne demeli? Çöken çatıyı nasıl açıklamalı? Türkiye’nin her tarafında kapanan yolları, yolda kalan binlerce insanı nasıl izah etmeli? AKP’li başkanların yönettiği il ve ilçelerde yaşanan sel felaketlerinin ve ölümlerin suçlusu başkanlar mıdır? AKP döneminde, 2009 yılında İstanbul sel, 2017’de de kar felaketi yaşamadı mı?

Bırakın bu iftiraları, yalanları, suçlamaları. Siz mahvettiğiniz ülkemizle ilgili enerji krizinin Merkez Bankasının (Eksi) 57 milyar dolara düşen rezervinin, kayıp 128 milyar doların, son 5 yılda örtülü ödenekten harcanan 10,5 milyar TL’nin, bu yıl saraylara harcanarak 470 milyon TL’nin devamlı katledilen kadınlarımızın 2021 bütçesinin 192 Milyar TL’lik açığının;

2021 yılında yapılan 181 milyar TL tutarındaki faiz ödemesinin, yap-işlet vurgunları ile yandaşlara, döviz bazında aktarılan astronomik rakamların; şehir hastaneleri rezaletlerinin covid salgınındaki başarısızlığının, Trabzon’da, küçücük bir evladımızı çirkin emellerinize alet etmenizi, milyonlarca mülteciyi, başımıza dert etmenizin, gemi azıya almış yolsuzluk/rüşvet/torpil uygulamalarının perişan ettiğiniz eğitim sisteminin, işlediğiniz şirk ve kul hakkına tecavüzlerin hesabını (hem bu dünyada hem de ahirette) nasıl vereceğinizi düşünün, başkalarını değil, kendinizi sorgulayın…