15 gündür ANADOLU sallanıyor; TEDBİR?

Ülkede, “yerel yönetimlerle beraber” topyekun bir “Kentsel Dönüşüm / Güçlendirme / Deprem sırasında ve sonrasında tedbirler planlaması yapılmaz ve acil olarak uygulamaya geçilmezse” çok açık şekilde “Geliyorum” diyen felaket “geldiğinde” sorumlu kimler olacak?
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Son birkaç haftadır ülkenin birçok bölgesinde art arda depremlerin olması, hem bölge halkını tedirgin etti hem de depremsellik açısından neler oluyor sorusunu akıllara getirdi. Yaşanan 5.3 ve 6.4 büyüklüğündeki depremleri nasıl yorumlamak gerekiyor?

Yerküre üzerinde sık depremlerin meydana geldiği yerler ile depremin büyüklükleri ve ortaya çıkan zararlar göz önüne alındığında iki ana Deprem kuşağı ön plana çıkıyor.

İlki Büyük Okyanusu çevreleyen ve özellikle Japonya üzerinde etkili olan Pasifik Deprem Kuşağı. Diğeri de Cebelitarık’tan Endonezya adalarına uzanan ve ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz-Himalaya Deprem Kuşağı…

Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz- Himalaya deprem kuşağının en önemli özelliği ise büyük levhalar arasında küçük birçok levhanın bulunması şeklinde yorumlanıyor. Bu nedenle topraklarımızın neredeyse tamamına yakını fay zonları üzerinde bulunuyor ve bu durum Türkiye’yi deprem açısından oldukça riskli ülkeler arasına sokuyor.

Bu risklere rağmen Türkiye yıllardır yapı stokunu depreme uygun hale getiremedi. Deprem sonrasında bir süre kentsel dönüşüm konuşuluyor, sonra unutuluyor. Ülkede, “yerel yönetimlerle beraber” topyekun bir “Kentsel Dönüşüm / Güçlendirme / Deprem sırasında ve sonrasında tedbirler planlaması yapılmaz ve acil olarak uygulamaya geçilmezse” çok açık şekilde “Geliyorum” diyen felaket “geldiğinde” sorumlu kimler olacak?

Art arda gelen depremleri Marmara bölgesi için değerlendiren Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, “Yunanistan’da olan deprem Marmara için çok şey ifade ediyor. Ancak Kayseri’de olan deprem Marmara için pek fazla bir şey ifade etmiyor. Geçtiğimiz günlerde Yunanistan’da olan deprem 5,4 büyüklüğünde oldu. Bu deprem orta derecede bir depremdi. Fakat depremin olduğu yer bizim 1999 depremlerinin olduğu Kuzey Anadolu Fay Zonunun içerisinde yer alıyor. Yani deprem ana karaya yakın ama Kuzey Ege çukurluğu içinde oldu. Bu çukurluk Yunanistan’dan başlar Ganos Fayına kadar devam eder. Oradan da Marmara’ya girer. Dolayısıyla Yunanistan’da depremi Kuzey Anadolu fayının en batı ucunda oldu. Bu durum bizler için önemli çünkü biz Marmara’da da bir deprem bekliyoruz. Bu depremde Marmara’ya yakın” dedi.

Kayseri’de meydana gelen depreme de değinen Prof. Dr. Görür, “Kayseri’de meydana gelen deprem Ecemiş fayında oldu. Bu Ecemiş fayının en önemli özelliği ise nükleer santralın bulunduğu Akkuyu’nun yakınlarına kadar uzanmasıdır” diye konuştu.

Deprem odaklı bir kentsel dönüşüm demek kentin bütün bileşenlerini depreme hazır hale getirmek demektir’ diyen Görür, “Kentin bileşeni dediğimiz zamanda halkı, alt yapıyı, yapı stokunu, çevreyi ve ekonomiyi saymak lazım. Yani siz bir kentte kentsel dönüşüm yapacaksanız bu saydığım 5 parametreyi deprem için güvenli hale getirmelisiniz. Sadece yapı stoku yaparak kentsel dönüşüm yapıyorum diyemezsiniz. Türkiye’de genellikle bu yapılıyor. Ben bu duruma müteahhitlik projesi gözüyle bakıyorum” ifadelerini kullandı.

******

“BİNA YENİLENMESİ İLE KENTSEL DÖNÜŞÜM BİRBİRLERİYLE KARIŞTIRILMAMALIDIR”

Aziz Kocaoğlu (Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı)- İzmir’de çarpık yapılanmaların yer aldığı alanların kentsel dönüşümle sağlıklı yapılara kavuşturulması gerekiyor. Bina yenilenmesi ile kentsel dönüşümü birbirine karıştırmamak gerekiyor. İkisi çok farklıdır ve maalesef karıştırılıyor. Bu da anlaşılmazlığa ve çelişkiye neden oluyor. Kentsel dönüşüm, bölgenin yeşil alanları, donat alanları, yolları, spor tesisleri, otoparklarıyla her türlü sosyal donatım alanlarıyla yeniden yapılması demek. Bina yenilenmesi ayrı bir şey. Bina yıkılıyor, yeni bina yapılıyor ve güçlendiriliyor. İkisinin birbirine karıştırılmaması gerekir. Belediye hizmetlerini iyileştirir, onun dışında bu noktada belediyenin yapacağı bir şey yoktur. Ama kentsel dönüşüm projelerinde bölge dönüşümlerinde belediyenin yapacağı çok şey vardır. Biz de 14 bölgede kentsel dönüşüm planlarını imarlarını, yoğunluklarını yaptık. Karşıyaka Örnekköy ve Karabağlar Uzundere’de örnek projelere başladık ve başarılı bir şekilde yürüttük.  Bunun yapılabilmesi için konut arz talebinin olması lazım. Belediye, projesini yapıyor, arsaları alıyor, vatandaşla yüzde yüz anlaşıyor, sonra ihaleye çıkıyor. Mal sahiplerinin proje üzerinde dairesinin belli olduğu bir çalışma gerçekleştiriliyor. Türkiye’de en derinlemesine yapılan ve adil çalışmadır. Son anda müteahhitler girmemeye başladı. Hem konut arz talebindeki sıkışıklık hem maliyetlerin artması menfi yönde etkiledi ama biz bir kuruş belediyeden para çıkmadan, kendi içerisinde kentsel dönüşümü sağlayacak planları, yoğunlukları yapmıştık.

Toplu konut idaresi iller bankası, kamu arazilerine, dağ tepeye, yeşil alanlara, İzmir’in nefes alacağı yerlere, yaşanan depremden sonra konutlar yaptı ve teslim etti. Bunlar yerine kentsel dönüşüm planı oluşturulmuş yerlerde büyükşehirle birlikte çalışsalar, hem konut yaratmış olurlar hem de dağa tepeye ulaşımı çok zor olan yerlere konut yapmamış olurlar. Toplu konut idaresi ve vergi imar bankasının yaptığı binalar kentsel dönüşümü engelliyor. Kamu arazisine yüksek binalar yapılıyor, hem ulaşım çok zor hem de orada yaşayan insanların oranın masraflarını karşılaması çok zor. Benim inandığım bu. Depreme hazırlık ilk kez İzmir’de yapıldı. Yürütücülerinden biri de Eski Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tuncağ’dır.

15 sene İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı olarak çalıştım. Merkezi yönetimin ne yaptığı ve nasıl davrandığını çok iyi biliyorum. AKP iktidarı, İzmir’e öteden beri şaşı bakmaktadır. 2019’da belediye başkanlığını bıraktığım zaman AKP hükümeti 17 seneden beri iktidardaydı. AKP hükümeti 15 senelik başkanlık sürecim içerisinde devlet hazinesinin rakamlarıyla İzmir’e 15 milyar liralık yatırım yaptı. Onlar yap-işlet-devretlerle rakamı büyütebilirler ama hazineden gerçek anlamda harcanan para 15 milyar liradır. Büyükşehir belediyesi ise 17 buçuk milyar lira yatırım yaptı. İzmir’de toplanan vergilerin yüzde 5’ini büyükşehir alırken yüzde 95’ini merkezi hükümet alıyor. Ona rağmen böyle bir yatırım yapmak merkezi hükümetin İzmir’e yatırım yapmadığını rakamsal olarak ortaya koyuyor, ispatlıyor. Kimse bunun aksini iddia edemez çünkü hazinenin rakamları da, Büyükşehirin rakamları da bunu gösteriyor. Maalesef partizanlık yapılıyor. Kentlerde partizanlık olmaz.

*******

“NE BEKLENİYOR, DEPREM OLUP İNSANLARIN ÖLMESİ Mİ?”

Hüseyin Aslan (Ege-Koop Başkanı)- Deprem Türkiye’nin en az 4’te üçünün gerçeği. Ege Bölgesi tümüyle deprem kuşağında. Ülkeyi yönetenler de kentleri yönetenler de bunu çok iyi bilmeli. Bunu asla ve asla zihinlerinden çıkarmamalılar. Kendilerini sorumlu hissediyorlarsa bunun şakası yok. Maalesef özellikle İzmir’de afetlere yönelik karakteristiği denetimsiz ve kaçak yapıların oranı denetimli yapı stoku değerlendirildiğinde nitelikli kentsel dönüşüm uygulamalarının kent içinde kaçınılmaz olduğu görülmektedir. İzmir genelinde bina yaş ortalaması 25 ve üzeri. Sayıştay raporlarına göre kaçak yapı oranı yüzde 65. O nedenle bir deprem haritası, deprem master planı hazırlanmalı, bu zor değil. Bu tüm Türkiye için çok geçerli ve olması gereken şey. Önümüzdeki yıllar için elimizde deprem haritası olsa fay hattının geçtiği yerleri bilerek planlama yaparız; şu anda ezbere yapıyoruz. İzmir’in kentsel dönüşümünü, depremle ilgili beklentilerini ciddi bir toplantı ile tartışmamız gerekiyor. Bilim insanları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek odalarının katıldığı, herkesin eteğindeki taşları döktüğü toplantıda bir yol haritası çizmek bu kadar zor olamaz. Neden olmadığını anlamakta zorluk çekiyorum.

İzmir’de TÜİK’in resmi rakamlarına göre 313 bin konut depreme dayanıksız.  Bunu ortalama 5 ile çarpınca bu bir buçuk milyon kişiyi ilgilendiriyor. Bilim insanları her an 7 şiddetinin üzerinde deprem olabileceğini belirtiyor. Burada hayatını kaybedecek kişilerin sorumlusu kim?  Bu maddi manevi bizi çok üzüyor. Halen daha 30 Ekim depreminin yaralarını saramıyoruz.

Birisi büyükşehir ile diğeri de bakanlık ile ilgili iki kentsel dönüşüm yasası var. Öncelikle bunun netleştirilmesi gerekiyor.

Büyükşehir belediyesinin kanunu kapsamında ilan edilen kentsel dönüşüm bölgeleri var, hemen yarın başlamamız gereken bütün yasal prosedürler tamamlanmış. Kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş. Bölgelerle ilgili çalışma neden yapılamıyor, ne bekleniyor; deprem olup insanların ölmesi mi? Buraya merkezi hükümet de genel bütçeden pay ayırmalı. Deprem fonunun önemli bölümü bu alanlarda kullanılmalı. Siz şu anda kentsel dönüşüm alanı ilan edilerek evini yıktığınız vatandaşa evinin maliyetinin yüzde 70’i kadar kredi vermezseniz olmaz, yapamazsınız. Önce kaynak bulunması gerekiyor. Vatandaşı mağdur etmeden kredi desteği vermeliyiz.