Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Bir başkadır Bodrum

Çeyrek asırdır Bodrum’a zarar vermek için içerden dışarıdan ne mümkünse yapılıyor ama yine de değerinden ve güzelliğinden pek bir şey kaybetmiyor bu muhteşem kentimiz.

Güneş yine bir başka doğuyor burada, oksijeni en tesirli ilaçtan bile güçlü, havası ve iklimi neredeyse ölüyü diriltecek. İnsanın yaşama sevincini hep diri tutuyor burası. Bozulan morallerin tamirhanesi, kötümserliği dağıtan bir vantilatör, sorun ve problemlerin eczanesi sanki. Dedim ya, bir başkadır bu Bodrum. Şehrin yapısını, görüntüsünü çarpıtabilirsiniz belki ama ruhunu ve dokusunu asla. Bodrum gevşetir, rahatlatır, çoğu korkuları dağıtır, yürekleri ferahlatır. Gamsızlığa doğru sürükler kişiyi. Şöyle bir sahile attınız mı kendinizi, öfkeniz ve kızgınlığınız kaybolur, neşeniz yerine gelir hemen.

Bunun bilimsel bir tarifi, tıpta inandırıcı bir tanımı yoktur. Bodrum bir başkadır, o kadar… Yolları bozukmuş, trafiği berbatmış, arıtmalar çalışmıyormuş, altyapı çok noksanmış, kaçak yapı almış yürümüş, her yer betona dönmüş… Geçin efendiler geçin, öyleymiş de millet niye yığılıyor Bodrum’a? Madem her şeyi eksik ve noksan, hala yapılan bunca binaya, hala tüm hızıyla süren göçe, ülkenin en pahalı kenti olmasına rağmen, bu tartışılmaz cazibesini nasıl koruyor Bodrum? Urfa, Niğde, Çankırı, Yozgat gibi 25’den fazla vilayette apartman alabileceğiniz bir paraya, ev sahibi oluyorsunuz Bodrum’da. Demek ki, bu kadar eksiğine ve aksağına rağmen, inkarı mümkün olmayan bir özelliği var buranın.

Biz yaşadığı yeri viraneye çeviren bir anlayışın sahipleriyiz. Hepimiz değil ama çoğumuz öyleyiz işte. Baksanıza dünyanın en güzel kentlerinden İstanbul’u ne hale getirdik? Taşı, toprağı altın diye tahta bavuluyla döşeğini sırtlayanlar üşüşünce yedi tepeye, canına okuduk güzelim İstanbul’un. Gecekonduyla çevirdik etrafını, betonla kapladık her yerini, doğasını katlettik, cehenneme çevirdik cennet gibi şehri. Nereyi bozmadık, nereyi mahvetmedik ki? Çekirge sürüsü gibi saldırdık dört biryana. Ege ile Akdeniz’i de istila edince, Bodrum gibi bir değeri elbette ki koruyamazdık böylesine azgın bir saldırıdan. Nitekim koruyamadık da, korktuğumuz başımıza umduğumuzdan da beter halde geldi.

Devamlı şikayet ederek, devamlı yerel yönetimleri suçlayarak bir yere varamayız. Asıl suçlu, tüm bu sorumsuz gelişmelere sebep olan, göz yuman Ankara’dır çünkü. Dünyanın en iyi belediye Başkanını da seçseniz Bodrum’a, en başarılı idareciyi de getirseniz işbaşına, Ankara’nın plansız ve programsız rüzgarı, elini kolunu bağlar kişinin. Bir patronu yok ki Bodrum’un. Her Bakanlık ayrı bir patron gibi hükmediyor bu kente. Ciddi bir planı da yok şehrin. Olsa bile bakanlıklar, kenarından köşesinden kuşa çeviriyor, tanınmaz hale getiriyor planı. Bu şartlarda daha iyi bir Bodrum’u bekleyemeyiz.

Peki, bir şeyler yapılamaz mı, kötü gelişmeler durdurulamaz, daha iyi tablolar yaratılamaz mı acaba? Ülkenin hasret kaldığı ortak akıl devreye girerse neden olmasın? Açın bakın, son çeyrek asırda Bodrum’la ilgili yapılan toplantı, konferans ve kongrelerde söylenenlerin zabıtlarına. Yapılması gereken her şey söylenmiş. Ama o her şey, hep lafta kalmış. Konuşmaları, söylenenleri, önerileri hep aynı kişiler dinlemiş, hep aynı kişiler alkışlamış. Sonuç sıfıra sıfır, elde var sıfır… Dünyayı yeniden keşfedecek değiliz. Sıkıntılar ve problemler nasıl belliyse, çözümleri de net ve belli. Yeter ki bunlar, lafta kalmayıp hayata geçirilebilsin.

Çok anlattım, çok söyledim, çok önerilerde bulundum, çok raporlar ve makaleler yazdım Bodrum için. Özetle bir kere daha yazayım. Ankara hemen, Bodrum’la ilgili bir koruma kararı almalı ve altyapısı tamamlanana kadar da, yapılaşmayı durdurmalıdır. Bu arada şehrin ciddi bir yerleşim planını (yerel görüş ve ihtiyaçları da dikkate alarak) süratle yapmalı, altyapı ile ilgili ödenekleri acilen göndermeli, kentte ulaşımı rahatlatacak Torba – Konacık- Ortakent- Yalıkavak geniş ana üst yollarını bekletmeksizin açmalıdır. Sadece Bodrum’da değil, Ege’nin her şehrinin altı tarihi eserlerle kaplıdır. Altta tarihi eser var diye üstten yol geçiremezsek, trafiğin rezaletinden de şikayet hakkımız kalmaz. Avrupa’nın en değerli tarihi bölgelerinden hem de ekspres yollar geçiyor. Onlar nasıl yapıyor ve tarihi eserlere zarar vermeden yollarını geçirebiliyorlarsa, biz de öyle yapmalıyız. Bunun için yeni keşiflere, oraya buraya sormaya, her bakanlığın görüşünü beklemeye gerek yok.

     Ayrıca İzmir’de olduğu gibi, Bodrum’da da deniz ulaşımı devreye sokulmalı ve 4 vapur, Merkez – Turgutreis ile Torba- Yalıkavak arasında 8-9 iskele düşünülerek çalıştırılmalıdır. Bu konuda geçmişte yapılan çalışma ve uygulamalar vardır ki,  eski Deniz Ticaret Odası Başkanı Gündüz Nalbantoğlu ve halen Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz’dan bilgi alınabilir. Belediye ile marina arası da trafiğe kapanmalı, hatta sahil güzergahlarında elektrikli mini golf arabaları kullanılmalı, şehre mal getiren kamyonlarla inşaat makinaları ve beton mikserlerinin çalışma saatleri, kentin trafiğini engellemeyecek şekilde disipline edilerek belirlenmelidir. Belediye yol ve altyapı çalışmalarını geceleri de değerlendirerek yapmalı, bu işleri Cumartesi ve Pazar günleri de sürdürmeli, her yeri kazıp öyle günlerce aylarca bırakarak değil, Avrupa’da olduğu gibi 50-100 metre kazıp yolu yaptıktan, boruları döşedikten sonra kapatmalı ve gerisine bu şekilde devam etmelidir. Öyle olursa halka çektirilen işkence ve zulüm de önlenmiş olur.

Yazılacak çok öneri, yapılacak daha çok iş var Bodrum’da. Merkezin görüntüsünü düzeltmek, belki de sahilde kıçtankara bağlı tekneleri Haremtan tarafına yapılacak bir iskele ya da marinaya taşımak, olmazsa hepsini kalenin önüne doğru çekmek düşünülebilir. Yunan adalarına çalışan tekneleri de, kalenin ötesindeki yerlerinden yeni gemi yanaşma limanına taşımak daha doğru olabilir. Böylece şehir bir nefes almış olur. Ayrıca İçmelerdeki tersanelerin önüne güzel bir marina yapılabilir. Tersanelerin çalışmaları ve gulet ile tırhandillerimizin yapımı turistlere gezdirilebilir. Dedim ya, ortak akıl devreye sokulursa Bodrum’un sorunları mükemmel bir şekilde çözülür.

Bunlar yapılmazsa, ortak aklın gereği yerine getirilmezse, hala yılda iki-üç ay doldurabildiğimiz oteller inşa edilir ve peş peşe devreye sokulursa, sorunları değil çözmek arapsaçına döndürmek işten bile değildir. Bodrum’u rant merkezi olmak ve sürekli şantiye görünümünden kurtarmak istiyorsak eğer, duygularımıza ve menfaatlerimize göre değil, aklımıza güvenerek ve ortak akla saygı göstererek hareket etmeliyiz.