Vatandaşlar soruyor: Salgının bütün ülkeye yayılması mı isteniyor?

Delta ve Omicron varyantlarının birleşimi nedeniyle bir çok ülkede rekor vaka sayıları görülüyor. Bilim insanları, doktorlar ve sağlık kuruluşları, dünya genelinde enfeksiyona karşı koruduğu test edilen ve kanıtlanan çeşitli aşılara güvenmeye devam ediyor.

Aşıların, pandeminin kontrol altına alınmasında ne kadar etkili oldukları henüz kesin kanıtlanmış olmasa da aşıdan başka seçenek şimdilik bulunmuyor. Türkiye dünyada en çok vaka görülen ülkeler arasında 7 sırada bulunuyor. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan Günlük Coronavirüs Tablosuna göre, Türkiye’de son 24 saatte (19 Ocak)  412 bin 31 Covid-19 testi yapıldı, 72 bin 615 kişinin testi pozitif çıktı, 176 kişi yaşamını yitirdi. Düne göre can kaybında artış yaşandı.

Bakan Koca’dan uyarı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Omicron varyantı ülkemizde de baskın varyant haline geldi. Vaka sayıları bir önceki aya oranla yaklaşık 4 kat arttı. Fakat salgının ilk dönemlerine kıyasla, enfekte olanların çok daha düşük bir oranı hastaneye yatıyor. Tedbir önemli bir zorunluluk. Temkinli ve tedbirli olalım” ifadelerine yer verdi.

İzolasyon ve testlerle ile ilgili alınan yeni kararların ardından, Omicron varyantının tüm ülkeye yayılıp, sürü bağışıklığının sağlanması mı hedefleniyor sorusu gündemdeki yerini aldı. Milyonlarca kişi aşısızken, maske-mesafe-hijyen tedbirlerine uyanlarda azalma görülürken, kapalı alanlardaki kalabalık devam ederken salgının nasıl sona ereceği konusundaki kaygılar giderek büyüyor. “ Sürü bağışıklığı bu yolla elde edilebilir mi?”  sorusuna ise net bir cevap verilemiyor.

Geçtiğimiz günlerde, Sağlık Bakanlığı tarafından karantina süreleri, 14 günden 7 güne düşürülmüştü. Son 3 ay içinde hatırlama dozu yapılmış veya geçirilmiş enfeksiyon varlığı durumunda karantina uygulanmaması kararı alınmış, herhangi bir semptom gelişmeyen kişilerde 5. günde yapılan PCR testinin negatif çıkması halinde karantinanın sonlandırılacağı açıklanmıştı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Bilim Kurulu toplantısının ardından yeni bir açıklama yaptı.  Aşısını ve hatırlatma dozunu olmuş temaslı kişilerin karantinaya alınmamasına karar verildiğini belirten Koca, “Bilim Kurulumuz gelişmiş ülkelerde uygulanan kuralları, hastalığın ulaştığı yaygınlık seviyesini de dikkate alarak tarama amaçlı ve temaslı kişilerde PCR testi zorunluluğunu kaldırmıştır. Bundan böyle PCR testi yalnızca semptom gösteren kişilere yapılacaktır” ifadelerini kullandı. Koca, pozitif vakaların tamamının 7 gün izolasyonu tamamladıktan sonra test yaptırmaksızın izolasyondan çıkabileceklerini aktardı.

“SADECE TÜRKİYE DEĞİL TÜM DÜNYADA KAFALAR KARIŞIK”

Mahmut Tolon (Doktor)- Salgın hafifleyerek bir şekilde kendini yok edecektir, sürü bağışıklığı oluşuyor başka da yapılabilecek pek bir şey yok zaten. Türkiye, diğer ülkelerle mukayese edilince aşı açısından ve genel yaklaşım açısından her şeye rağmen başarılı bir sınav verdi.

Dünya tarihindeki en fazla virüs testi bu dönemde yapıldı. Artık bu testlerin yapılmasının da bir anlam kalmıyor. 8-10 hafta içinde salgının sonunu görmeye başlayacağımızı ümit ediyorum. Sürü bağışıklığını sağlamak konusunda çok da karamsar olmaya gerek yok diye düşünüyorum.

Salgınla birlikte sürü bağışıklığının kazanılabileceğini tahmin ediyorum. İnsan umuyor ki herkes bu kadar imkan varken gitsin, aşısını olsun. Ama şu veya bu sebeple aşı olmamakta direten birçok insan var.

Devletin yapabileceği çok da fazla bir şey kalmadı. Ya herkese zorla aşı yaptıracak ya yoğun bakıma alınmada aşı olanların önceliği olacak. Birine zorla aşı yaptırmak kolay bir iş değil. Sadece Türkiye değil tüm dünyada kafalar karışık. Bu doğal olarak iç politika malzemesi değil. Hiç kimsenin bilmediği yepyeni bir virüs geldi. Salgının başlamasından bir sene önce Afelt isimli bir bilim insanı yarasalardan yeni bir virüsün oluşabileceğini yazdı fakat hiç kimse farkına varmadı. Türlerin giderek azalması ve yaşam alanlarının daralması nedeniyle –ki bu insan yapımı bir şey- bu tür felaketler üst üste gelecektir. Bunların çözümleri belli yağmur ormanlarına kaynak ayırarak bunları korumak, karbon yükünü azaltmak ve esasen çok çocuk yapmanın ne kadar yanlış olduğunu kabullenmek gerekiyor. Her insana bir çocuk hakkı verilmesi gerekiyor. Ben bunları 40 seneyi aşkın süredir söylüyorum. Toplumun, sürünün bir sorunu bu.