Akşener’den Erdoğan’a İmralı tepkisi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Şu anda Edirne'deki en büyük hesabı, İmralı'dakine verecek' sözlerine tepki gösterdi.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

‘ABD ve Avrupa enflasyon kırılıyor. Bizim böyle bir derdimiz yok’ diyen Erdoğan’a tepki gösteren Akşener, “2021 tarihi itibarıyla ülkemiz dünyanın en yüksek 6. enflasyonuna sahipken söyledi. Ne yapalım biz buna? Bunu iflas eden Lübnan, Arjantin ve Venezuela gibi ülkelerde bile bizden daha düşük bir enflasyon varken söyledi. Şu şuursuzluğa, şu aymazlığa bakar mısınız?” dedi.

Erdoğan’ın “Şu anda Edirne’deki en büyük hesabı, İmralı’dakine verecek” de tepki gösteren Akşener, “Bu ülkenin cumhurbaşkanı böyle abuk sabuk konuşamaz. Eğer arzu ettiğin hesabı kesmesi için İmralı’dakini ‘çıkarmanın’ peşindeysen orada duracaksın. Belki küçük ortağını ikna edebilirsin ama böyle bir ahmaklığa, hainliğe yeltenirsen karşında bizi bulursun” ifadelerini kullandı.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İktidarın boş konuşmaları, öfke nöbetleriyle geçirdiği bir haftayı daha geride bıraktık. Sayın Erdoğan ve arkadaşları her hafta olduğu gibi bu hafta da dertli çiftçilerimizi, siftahsız esnafımızı, borç batağındaki emeklilerimizi duymazdan geldi. Çünkü artık beceriksizliklerinin üstünü örtecek sözleri kalmadı. Milletimizin dertlerine derman olacak çözümleri kalmadı. Çünkü artık sayın Erdoğan ve partisinin milletimize verecek hiçbir şeyi kalmadı.

Geçen yine çıktı, ‘Milletimizi bunaltan sorunları biz çözeriz’ dedi. Bir de utanmadan havuz medyasına manşet attırmışlar. Güler misin ağlar mısın… Sabah şeriflerin hayır olsun Erdoğan, 20 yıldır neredeydin sen? Şimdiye kadar elini tutan mı oldu? Neyi çözeceksin? Zerre sıkılmadan ‘Ekonomide her şey yolunda’ diyorsun. Bu üstün farkındalıkla sen neyi çözeceksin?

Her ağzını açtığında döviz zıplıyor. Bu engin ekonomi bilginle sen neyi çözeceksin? ‘Açım’ diyen vatandaşımıza utanmadan ‘abartma’ diyorsun. Dertli vatandaşın kafasına da çay atmaktan geri durmuyorsun. Bu olağanüstü empati yeteneğinle sen neyi çözeceksin? Memleketin meseleleri ile bu kadar ilgiliyken sen neyi çözeceksin? Saray’a doldurduğun bol beceriksizlerle sen neyi nasıl çözeceksin? Son 3,5 yıldır neyi çözdün de şimdi çözeceksin? Maalesef çözemezler. Bu zihniyetle, bu beceriksizlikle, bu cahillikle memleketin hiçbir sorununu çözemezler.

Sayın Erdoğan dedi ki, ‘ABD ve AB enflasyon kırılıyor, bizim öyle bir derdimiz yok’ dedi. Üstelik bunu Türkiye dünyanın en yüksek 6’ncı enflasyonu olarak söyledi. Hızını alamayıp, ‘Gelişmiş ülkeler bir anda 5-7 kat enflasyon gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmıştır’ dedi. Şu aymazlığa, utanmazlığa bakar mısınız? Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.

Japonya’daki ekonomik durum hakkında bir derin hassasiyete sahipler. Japonya’dan bir örnek vermek istiyorum. Japonya’da yıllık enflasyon yüzde 0,1’den yüzde 0,6’ya çıktı. İşte Sayın Erdoğan’ın bahsettiği 6 katlık enflasyon artışı. Enflasyon canavarı Japonya’yı esir almış. Diğer ülkelerde durum daha vakim. Suudi Arabistan’da yüzde 1,2’ye, Endonezya’da 1,9’a, Fransa’da 2,8’e, euro bölgesinde yüzde 5’e, Güney Afrika’da yüzde 5,5’a dayanmış, ABD’de yüzde 7, Meksika yüzde 7,4, Rusya’da 8,4.

Dünyada böylesi vahim bir kriz söz konusuyken bizde durum nasıl? Bizde enflasyon teğet geçmiş; yüzde 36. Şu ciddiyetsizliğe, iş bilmezliğe bakar mısınız? Doğrudur, oransal olarak bakıldığında yüksek enflasyon artışları var. Bu Türkiye’deki enflasyonu meşrulaştırabilir mi? Sayın Erdoğan’ı acilen ciddiyete davet ediyorum. Ya abuk sabuk açıklamaları bırakın ya da sandığı getirin milletimizi bu iş bilmezlikten çekip çıkaralım. Ayıptır günahtır böyle devlet yönetilmez.

Bu iş bilmezliğin bir benzerini de faizle mücadelede görüyoruz. Sayın Erdoğan kafayı politika faiziyle bozdu. Mesela Hazine’nin borçlanma faizi mart ayına göre 10 puan arttı. Dosya masraflarıyla birlikte ihtiyaç kredilerindeki faiz oranları yüzde 50’ye ulaştı. Sayın Erdoğan’ın güven veren ekonomi modelinin bir yansıması olarak hiç kimse enflasyonun ineceğine inanmıyor.

Bu ülkenin cumhurbaşkanı geçen hafta yargı süreci devam eden Selahattin Demirtaş’ı terörist başı Abdullah Öcalan’a şikayet etti. Rezalete bakar mısınız? Neymiş, en büyük hesabı İmralı’daki kesecekmiş. Bu memlekette bir hesap kesilecekse onu Türk yargısı kesecektir. Makamının ciddiyetinin farkına var. AK Parti Genel Başkanlığı fikrinden kurulamadın gittin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı böyle abuk sabuk konuşamaz, kendine gel!

Geçen sefer mektupla işi kurtarmaya çalışmıştın, bu sefer başka oyunlar peşindesin. Eğer İmralı’dakini çıkarmanın peşindeysen orada duracaksın. Sakın ha… Seçim kazanmak için böyle bir kötülüğü memlekete yapmaya kalkma. Belki küçük ortağını ikna edebilirsin ama böyle hainliğe yeltenirsen karşında bizi bulursun. Bu memleketi senin seçim kazanma hırsına ezdirmeyiz.

Sayın Erdoğan konuşmaya gelince bizden kopya çekip tarımın bir milli güvenlik sorunu olduğunu söylemeyi biliyorsun. Taklitlerinden sakınınız… O zaman bir zahmet oturduğun koltuğun hakkını ver. Eğer kendin çözüm bulamıyorsan bizim çözümlerimiz hazır. Açın internetten izleyin feyz alın. Yeter ki çiftçimizin derdi çözülsün. Bu işler çiftçilerimizi lobilerin önüne atmakla olmaz. İlk olarak çiftçimize gün yüzü göstermeyen Tarım Bakanı’nı görevden almakla başka.

Eylül 2021 MEB verilerine göre ülkemizde KYK bağlı 773 yurt yaklaşık 700 bin öğrencimize barınma imkanı sunuyor. Geçtiğimiz yıl tam 20 yurt kapanmış. Artan yurt talebini görmezden gelen iktidar, bu alanda da taşeronlaşmaya gitti. Özel yurtların sayısı bile aslında iktidarın öğrencilerimizi nasıl da bazı dernek ve vakıfların yurtlarında kalmaya zorladığını gösteriyor.

4 bin 614 özel yurt bulunuyor. Bu yurtlar devletin sunduğunun ancak yarısı kadar yani 440 bin öğrenciye barınma hizmeti sunabiliyor. 2020 yılı itibariyle Türkiye’de toplam yurtların yüzde 35’i vakıf ve derneklere ait. Bu da özellikle dar gelirli öğrencilerimizin denetlenmeyen ve birçok hizmeti hakkında vermekten çok uzak olan bu yurtlara adeta muhtaç bırakıldığını gösteriyor.

Türkiye’de en çok öğrenci İstanbul’da yaşıyor. Yetecek kadar devlet yurdu yok. İktidarın gençlerimizi bile bile mahrum bıraktığı barınma hizmetini derneklere, vakıflara ait olan özel yurtlar dolduruyor. Sayıştay raporlarına göre devlet yurdu olarak kiralanan çoğu bina deprem yönetmeliğine uygun değil. Yangın ihbar sistemleri yok.

Gençler KYK yurtlarının kalitesinin düşük olduğunu, odaların hapishanelere benzediğini, çalışma salonlarının yetersiz olduğunu, internetin yavaş ve kotalı olduğunu, giriş-çıkış saatlerinin kısıtlı olduğu ve yurt personelinin sorunlarla yeterince ilgilenmediğini söylüyorlar.

Bizim devletimiz öğrencilere yurt yapmaktan aciz midir? Bizim devletimiz geleceğin mühendisine, doktoruna, avukatına, öğretmenine barınabileceği bir çatı sunmaktan yoksun mudur? Elbette değil. Bu yoksunluğun, acizliğin tek sebebi iktidarın iş bilmezliğidir.

Ben böyle konuşunca, bunları söyleyince sayın Erdoğan’ın sinirleri bozulacak. Hemen yurt sayısını 20 yılda 190’dan 769’a çıkardık diyecek. Biliyorsunuz Türkiye’nin en büyük şantiye şefi sayın Erdoğan, inşaatları konusunda çok hassastır. İstatistikleri kendine sağla, yurtlar yeterli mi değil mi onu söyle.

Size iki fotoğraf göstereceğim. Fotoğraflardan ilki Çemberlitaş KYK Kız Yurdu’ndan. Odaları görüyorsunuz. İkinci fotoğraf da Fatih KYK Kız Yurdu’ndan. Gördüğünüz üzere sanki bir hapishane koğuşuna bakıyormuşsunuz gibi. İşte size iktidarın gençlerimize, genç kızlarımıza reva gördüğü yaşam alanı.”