Cemaat evi gerçeği: İntihar eden gencin hesabını kim verecek?

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi Enes Kara, ailesinin zoru ile kaldığı cemaat evinde uğradığı baskı ve yaşadığı gelecek kaygısını anlattığı yazılı bir mesaj ve video kaydı bırakmasının ardından yaşamına son verdi.  Kara’nın dört kişiyle birlikte kaldığı Elazığ’daki evin Nur Cemaati’ne ait olduğu öğrenildi.

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, intihara yönlendirme olup olmadığına ilişkin soruşturma başlatırken, ailesinin ve aynı evde kalan kişilerin ifadelerini aldı.

20 yaşındaki gencin intiharının ardından vatandaş,  devlet tarafından tarikat yurtları ve cemaat evlerine ilişkin denetimin neden yapılmadığını soruyor. Uzmanlar, devletin bu alanı denetlemesi gerektiğini vurguluyor.

“Beni burada kalmaya zorladılar”

Kara, 5 Aralık 2021’de çektiği “Bu benim intihar notum” diye paylaştığı videoda İslam dinine inanmadığını,  ailesinin aşırı dindar ve baskıcı olduğunu belirterek, “Hiç kalmak istemememe rağmen bunu aileme defalarca söylemiş olmama rağmen bir cemaat yurdunda kalıyorum. Beni burada kalmaya zorladılar” dedi.

Kara Cemaat yurdunda zorunlu olarak ibadet yaptırıldığını, kendisine bir zaman kalmadığını, derslerine yoğunlaşamadığını şu sözlerle anlattı: 

“Sabah 6 buçuk gibi sabah namazı için kalkıyor sonra okula gidiyorum. 4 buçuğa kadar okuldayım 5’te yemek yeniliyor. Sonra akşam namazı var, ardından verilen kitapları okumak zorundasınız, sonrasında yatsı namazı var. Bunları yapınca saat 20.00 oluyor. Psikolojik olarak çok yoruluyorsunuz. Zaten tüm gün okuldasınız. Üstüne bir de istemeye istemeye bunları yapınca özgürlüğünüz elinizden gitmiş gibi hissediyorsunuz. Gerçekten dayanılmıyor. 11 gibi yatıyorum yoksa ertesi gün uykusuz kalıyorum. Pazartesi günleri saat 20.00’dan 22.00’a kadar cemaat derslerine katılmak zorundayım. Haftasonu yine derslere katılma ve verilen kitapları okuma zorunluluğumuz var. Zaman kalmıyor. İçinde bulunduğum durumda yaşama sevincim ve hevesimi kaybettim. Aileme bunu söyleyemiyorum, korkuyorum, ne yapacaklarını tahmin edemiyorum. Her şeyi yapma potansiyelini taşıyorlar. Burada kaldığım her gün hayattan daha fazla soğuyorum.”

“Herkes doktorluktan kaçmak istiyor”

Hekimlerin yaşadığı sorunlara işaret eden Enes Kara, Tıpta okuduğunu, çok çabalasa da ortalamasının düşük olduğunu ve mesleğe dair umudunun olmadığını söyleyerek, “Sosyal medyada takip ettiğim, çevremde gördüğüm herkes doktorluktan kaçmak istiyor. Hiç kimse doktor olmayı tavsiye etmiyor. Nöbetler çok uzun. Mobing var, hasta tarafından şiddet görme ihtimaliniz var, köle gibi çalıştırılıyorsunuz. Özellikle asistan doktor olduğunuz zaman. Böyle bir gelecek de istemiyorum, bu çalışma motivasyonunuzu azaltıyor, strese sokuyor, gelecek kaygınız oluyor. Ve hiçbir şey yapamıyorsunuz” dedi.

“Türkiye’deki gençler gelecekten korkuyor”

Çok yoğun gelecek kaygısı yaşadığını kaydeden Kara, “Bir şeyler için çabalama enerjim kalmadı. Motivasyonumu kaybettim. İçinde bulunduğum duruma Türkiye’deki gençlerin çok büyük kısmı hâkim. Hepsinin işsiz kalma, geçinememe korkusu, dertleri, sıkıntıları var” diye konuştu.

“Kız kardeşlerimi zorlamayın”

Ailesinden, kız kardeşlerine baskı yapmamalarını isteyen Enes Kara, “Ailemden kardeşlerime daha toleranslı davranmalarını istiyorum, onları bu konuda zorlamamalarını istiyorum. Kız kardeşim imam hatipte okuyor ama bunu o istemedi, ailem istedi. İleride okumak istediği bölümü, nerede kalmak istediğini kendi seçemeyecek. Aileme karşı çıktığında hiçbir şey yapamadığını fark edecek. Yaptığınız hatanın farkına varın, çocuklarınız için hayatı zehir ediyorsunuz. Hayat benim için çekilmez bir hal aldı ve kardeşlerim için böyle olmasını istemiyorum. “ ifadelerini kullandı.

Babası konuştu: “Kimseden şikayetçi değiliz”

TELE 1’den Fırat Yeşilçınar’a konuşan Enes Kara’nın babası Mehmet Kara, “Sürekli telefonla oynuyordu. İçine kapanık birisiydi. Fazla konuşmazdı. Çevresiyle falan da konuşmazdı. Videosunu izledim. Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer. Talebelerin kaldığı yer. Orada kalmasını tavsiye ettim. Devlet yurduna başvuru yapmadık. Durumumuz iyi. Manevi olarak ahiretine faydası olsun istedim. Ben 25 yıldır Risale-i Nur okuyorum. Bir zararını görmedim. Ben bu cemaatin 25 yıldır içindeyim. Kaldığı yerde hiçbir sorun yoktu. Sürekli arkadaşlarıyla iletişim halindeydik. Birkaç ay kalır sonra alışır dedim.  Cenazeyi aldık şu an dönüyoruz Hatay’a. Biz kimseden şikayetçi değiliz. Olaydan sonra durumunu daha iyi anladık” diye konuştu.

Arkadaşlarından çağrı

Enes Kara’nın arkadaşları, olay sonrası Fakülte önünde açıklamada bulundu. Öğrenciler adına konuşan Zeynep İlayda Baykendi, birçok arkadaşlarının benzer durumda olduğunu dile getirerek, “Bir şeyler yapmak için daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor?” diye sordu.

******

“TARİKAT YURTLARINDA OLANLAR GİZLENEMEZ HALE GELDİ”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Son yıllarda tarikat evi, tarikat yurdu olarak adlandırılan; kendi içine kapanmış, devletin denetiminden uzak yapılanmalar bütün illerimize, ilçelerimize, mahalle ve hatta köylerimize yayılmıştır. Bu yurt ya da evlerde siyasal İslamcı teşkilatlar tarafından uygulanan beyin yıkama yöntemi ve telkinlerle ikna edilen çocuklarımız ve gençlerimiz milli değerlerimize karşı kışkırtılırken, ikna olmayanlar; ailelerinin, çevrelerinin, tarikat ve cemaatlerin baskı, şiddet ve zorlamalarına maruz kalmakta, dışlanmakta, çıkmaza sokulmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde saplandığı çıkmazdan kurtulamayan bir gencimiz çaresizlik içinde hayatına son vermiştir. Bir tarikat evinde kendisine yaşatılanları, çaresizliğini, umutsuzluğunu kayda alarak hayatına son veren tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara Türk Milleti’ne karşı son görevini yerine getirerek aramızdan ayrılmıştır. Enes Kara hayatına son verirken milletimizi adeta yakasından tutarak silkelemiştir. Bu yazıyı okuyanlara Enes’in bıraktığı videoyu tekrar tekrar izlemelerini, gözlerindeki çaresizliğe ve umutsuzluğa dikkatle bakmalarını, söylediklerini dikkatle dinlemelerini, Enes’i kendi evlatlarının yerine koymalarını öneririm. Enes ne ilktir, (böyle devam ederse) ne de son olacaktır. Tarikat ve cemaat yuvalarında evlatlarımızın maruz kaldığı psikolojik telkin, zorlama, baskı, şiddet, istismar son yıllarda artık gizlenemez hale gelmiştir. Tarikat ve cemaat yuvalarında “din eğitimi” adı altında verilen telkinler ciddiyetle sorgulanmalı, dini gerçeklerle uyumlu olup olmadıkları ve gençlerimizin üzerindeki psikolojik etkileri incelenmeli, milli değerlerimizle birlikte manevi değerlerimize, ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza ve gençlerimize de gerçek anlamda sahip çıkılmalıdır.

Bu olayda İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ve adli makamların duruma el koyduğu söylenmektedir. Bence durum, “münferit bir olay” seviyesini çoktan aşmış, milli bekamızı ilgilendiren boyuta ulaşmıştır. Bir tarafta milli değerlerine saygısızlıkta sınırları aşan çocuklar, bir tarafta çaresizlik içinde ölümü seçen gençler, bir tarafta akıl dışı telkinlerle beyni yıkanan, yaşadıklarını kabullenerek militanlaşan, kendisi gibi düşünmeyenleri düşman olarak görenler, diğer tarafta da topluma dayatılan baskı ve korku ortamında sessiz kalmayı tercih edenler… asıl önemlisi de bu ortamdan çıkar sağlamak için ateşe benzin dökenler… Duruma el koyan ve el koyması gereken bütün makamlar ve hatta bütün toplum bu üzücü olayın neden ve sonuçlarını, ülkemizin nereye götürüldüğünü sorgulamalıdır.

Enes Kara’nın kayıtlara “intihar vakası” olarak geçirilmesi sorunu çözmeyecektir. Bence hem milli hem de manevi değerlerimiz çok ciddi tehdit altındadır. Ülkemizdeki siyasi ortam, siyasi ortamdan nemalanan çevreler, aileler, ana-babalar, eğitim sistemimiz, eğitim sisteminde etkisi olan ve sistemi dönüştürmeye çalışan tarikat ve cemaatler, Türk Milletini; din, mezhep, kültürel değerler ve etnik aidiyet üzerinden bölüp parçalamaya çalışan bütün iç ve dış odaklar masaya yatırılmalı, sorun ivedi olarak ele alınmalı, çözüm üretilmelidir. Böyle devam etmesi halinde Türk Milletini nasıl bir geleceğin beklediğini ciddi ciddi düşünmek gerekmektedir.