Bu çocukları bu hâle kimler, nasıl getiriyor?

Veliler, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve cemaatlerin sosyal faaliyetlerde, okullarla işbirliği yapmalarını sağlayan protokollerin yolunu açan adımlarını” işaret ederken “Benzer olaylarda açılan soruşturmaların sonuçlandırılmadığının, sorumlulara gerekli cezaların verilmediğinin ve olayların üstünün örtüldüğünün” altını çiziyorlar…
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından Kabataş Erkek Lisesi’nde “Atatürk’e hakaret ve küfredildiği, posterine zarar verildiği görüntüleri sosyal medyaya yayılınca”, gelen tepkiler büyük oldu.

Görüntülerde, bir grup öğrencinin, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ve küfür ettiği, kesici aletle posterini parçaladığı görülüyordu. Okulun yatakhanesinde öğrencilerden biri, elindeki kesici alet ile “Sol … … Atatürk” dedikten sonra Atatürk posterine zarar veriyor, art arda darbeler indirirken yanındaki arkadaşlarının da kahkahalar atıyor. Videoda, “Zaten çocuğu da yok, acımıyorum. En az 3 çocuk” dedikten sonra küfrettiği duyuluyor.

Soruşturma açıldı

Olayın sosyal medyada yayınlanmasından hemen sonra, Milli Eğitim Bakanlığı, “Lisede yaşanan olaylar hakkında müfettiş görevlendirilerek, inceleme ve soruşturma başlatıldığını” açıkladı.

Yapılan açıklamada, “Dün sosyal medyaya yansıyan bir lisemizde yaşanan olayla ilgili ivedilikle Bakanlık müfettişi görevlendirilerek, inceleme ve soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma süreci Bakanlığımızca yakinen takip edilmektedir. Cumhuriyetimizin kurucusu Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere milli ve manevi şahsiyetlerimize yönelik saldırılara kimden ve nereden gelirse gelsin müsamaha gösterilmeyecektir” denildi.

Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de yazılı bir açıklama yaparak, olaya karışan öğrenciler hakkında disiplin işlemi uygulandığı belirtildi.

 

Tepkiler…

Öğrencilerin çirkin saldırısına tepkiler büyük ve çok sert oldu.

Öğrencilerden birinin anne ve babasının Samsun’da farklı ilçelerdeki Milli Eğitim Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yaptığını söyleyen Eğitim-İş Samsun Şube Müdürü Volkan Erken, “Bu elim olayda asıl suçlular olayın faili çocuklarımız değildir. Bu çocukları bu hale getiren, 20 yıldır gizliden ve açıktan yapılan Atatürk düşmanlığının devletin her kurumunda ve kademesinde vücut bulmasıdır” dedi.

“Milli bayramların kutlanmasının yasaklandığını, gerici vakıf ve derneklerin eğitimin paydaşı yapıldığını ve TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin içeriğinin değiştirildiğini belirten Erken, “Böyle görüntülerin ortaya çıkmış olması dindar ve kindar nesil projesinin Cumhuriyetimiz için ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığının bir göstergesidir” diye konuştu.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Samsun Şube Başkanı Işık Özkefeli de, Kabataş Lisesi’ndeki çirkin olay için “Eğitimin bilimsel eksenden çıkarılıp, din eksenli bir yapıya dönüştürüldüğünü” vurgulayarak “Bu eğitim sisteminin sonucunda, okuduğunu anlamayan bir nesil, kurucu liderine bu şekilde hakaret edebilen bir gençlik ortaya çıktı. Bu görüntüler toplumu kin ve nefrete sürüklemektedir. Atatürk ve Cumhuriyet sahipsiz değildir. Bu olay örtbas edilemeyecek kadar önemlidir. Bu öğrenci ve sorumlusu olduğu velilere gereken idari ve hukuki cezalar verilmelidir” dedi.

Kabataş öğrencilerinden sert tepki…

Öte yandan Kabataş Erkek Lisesi öğrencileri tarafından “Ülkemizin kurucusuna yapılan bu hakaret asla kabul edilemez” denilerek şu açıklama yapıldı:

“Biz karanlığı ezenlerin lisesi, Kabataş Erkek Lisesi öğrencileriyiz. 8 Ocak Cumartesi günü sosyal medyada paylaşılan görüntüleri sizler gibi üzüntüyle ve öfkeyle izledik. 1908 yılında kurulan, Balkan Savaşları’nda bu ülkenin kurulması için öğrencilerini şehit veren bu köklü okulda, ülkemizin kurucusuna yapılan bu hakaret asla kabul edilemez. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün daima izinden yürüyen biz öğrenciler bu olayda adı geçen, ses çıkarmayan, kesin bir tavırla olayın karşısında durmaya herkesi kınıyoruz. Bu olayı unutmayacağımıza, takipçisi olacağımıza söz veriyoruz.”

 Sosyal medyadan tepki yağdı

ADD Genel Başkanı ve 25-26. Dönem CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Kabataş Erkek Lisesi öğrencilerinin yaptığı açıklamaya teşekkür ederek “O arkadaşlarınızın körpe dimağlarını böyle haksız ve ahlâksız bir nefretle dolduran vatan, millet düşmanlarından bu rezaletin hesabı mutlaka sorulacaktır. Yanınızdayız” dedi.

Tarihçi ve yazar Sinan Meydan da olayla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Bu çocuklar, sistemli bir politikanın eseri. Son 20 yılda Türkiye’de gizli, açık Atatürk düşmanlığı yapıldı. Fesli fessiz Atatürk düşmanları el üstünde tutuldu. Ancak bu politika ters tepti. Türk halkı Atatürk’te birleşti. Atatürk düşmanlığı ihanet veya cehaletle açıklanabilir.”

İlahiyatçı Yazar Cemil Kılıç da “İstanbul Kabataş Lisesi yatakhanesinde birkaç öğrencinin Atatürk posterini delik deşik ettikleri görüntüleri Odatv’de izledim. O gençleri o hale getiren herkesin Allah belasını versin. Allah’ın laneti üzerlerine olsun. Allah Kahhar adıyla kahreylesin. Alçaklık, şerefsizlik bu!” dedi.

*****

“RÜZGAR EKEN FIRTINA BİÇER”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Çağdaş Cumhuriyet ve Türkiye’yi yaratmış olan Atatürk ve yaratığı bütün kurum ve sistemler, bu iktidar döneminde sistematik olarak saldırı, tahribat ve yok etme süreci içinde tutuldu. Orduya kurulan kumpaslardan, Cumhuriyet rejiminin temel kurumu olan parlamenter sistemin ortadan kaldırılışına ve Devlet kadrolarının tarikat yandaşlarıyla dondurulması yanında, fesli ve benzeri meczupları “ulema” olarak gören bir iktidar döneminde yaşanan bu olay hiç de şaşırtıcı değil. Üstelik “kindar ve dindar” kuşaklar yetiştirme hedefi olan, SADAT gibi örgütlenmelere en üst düzeyde destek veren bu iktidarın yaratığı siyasi ortam, benzer saldırı ve durumlara davetiye çıkarıyor.

“Kindar ve dindar” kuşakların, siyasi iktidarın desteği ile eğitildiği temel kurumlar, iktidar yandaşı tarikatlardır. Yaptığım bir araştırma sürecinde öğrendiğim gibi, İslam Dünyasının bilim ve teknolojide üstün olduğu dönemlerin sonlanmasında başrol,  İslam coğrafyasında yaygınlaşan tarikatlardan kaynaklanmıştır. Bilim ve teknolojinin her alanında başı çeken İslam Dünyasında, yaygınlaşan tarikatlarla birlikte, bilim ve teknoloji, tarikat tartışmalarının gölgesinde ve gerisinde alarak, giderek sönümlenmiştir. Buna karşın yeni yeni tarikatların ortaya çıkması ile İslam Coğrafyası içinde bölünme ve çatışmalar giderek güçlenmiştir. Bugün dahi birbiri ile uzlaşan değil,  çatışan İslam ülkeleri söz konusu olurken temel nedenlerden birisi yine tarikat merkezli inanç farklılıklarından kaynaklandığını görüyoruz.

Peki, tarikatlar neden böylesi bir yozlaşma, bölünme ve kutuplaşmaya yol açıyor. Bu olguya değinmeden bugün Atatürk ve çağdaşlaşmaya yönelik saldırıların açıklanması hep eksik kalacaktır. Tarikatlar kapalı toplumsal yapılanmadır. Tarikat liderine ve kişisel açıklamalarına mutlak inanç, bağımlılık, itaat, biat ve bağlanma vardır. Diğer tarikatlar batıldır. Bu mutlak inanç tarikatın ritüel ve uygulamaları ile iyice pekiştirilir. Tarikat olarak örgütlenme, kişisel inandırma yeteneği olan kişileri bir üst konuma taşır. Kişisel güç ile örgütsel güç bütünleşir.

Tarikat örgütlenmesi bununla yetinmez ve ekonomik kaynak yaratarak daha bir üst güç kategorisi olan ekonomik güçle bütünleşir. Bununla da yetinmeyip siyasi güce yönelerek gücün en üst düzeyine ulaşır.  Siyasi güçle bütünleşen tarikat örgütlenmesi kendi, sadece kendi yol ve yönteminin doğruluğuna, bunun dışında her düşünce ve tarikatın yanlış yolda olduğuna ve batıl olduğuna mutlak olarak inandırılır.  Böylesi mutlak düşün, inanç ve siyasi güce ulaşım, dini inancı aynı zamanda ideolojik güçle takviye eder.  İslam Dünyasında bu tuzağa düşmek, mutlak çatışma, bölünme ve ötekileştirmeyi kaçınılmaz kılar. Ne yazık ki, Siyasi İslam’ı rehber edinmiş olan AKP zihniyeti ve onunla ortaklık kuran MHP desteği ile Cumhur İttifakı, ülkede kapalı toplum yapılarının mutlak inanç kalıplarına bağlılıklarını kullanabilmek için toplumsal kutuplaşmayı sürekli arttırma eğiliminde bulunuyorlar. Tarikat destekli Siyasi İslam ideolojisini, elmalı şeker olarak muhafazakar kitleleri kendi tabanında tutmak için kullanıyorlar. Tarikatlar bu yönde “kindar gençler” olarak eğitiliyor. 

Doğru araştırıldığında, Atatürk Portresini bıçaklayıp, küfreden gençlerin bu kültür içinde eğitilmiş oldukları görülecektir.  Bu durum ülkemiz için en büyük tehlike ve tehditlerden birisi durumuna gelmiş durumda. Ayrıca, beyin ve zihin gelişiminde, beyindeki sinir hücrelerinin patlama yapmasından sonra, 9 yaşına kadar kullanılmayan hücreler budanır; Sürekli kullanılanlar,  zihinsel kalıpların oluşumuna yol açar. Hele de 4 yaşındaki çocuklara mutlak inanç kalıpları yüklemek, bu ülkeye ve bu gençlere yapılabilecek en büyük kötülüktür. Aksine bu yaşlarda çocuklara, çok boyutluluk, farklı bakış açısı, özgür düşünce, inancın kişiselliği ve laikliğin yaratığı uzlaşı, hoşgörü, barış kültürü kazandırılmalıdır. Biat kültürü ile mutlak düşün kalıplarına mahkum gençler, mutlaka üst otoriteler tarafından keyfi yönlendirmeye açık duruma gelirler.  Sağlıklı çözüm laik, özgür, çok yönlülük ve çoğulculuk temellerine dayalı yenilikçi eğitim sisteminde yatıyor.

 

*******

 

“‘HER KARANLIĞIN SONU AYDINLIKTIR’ VECİZESİNİ UNUTMAYALIM”

Metin Öney (Eski milletvekili)- Ben Haydarpaşa Lisesi mezunuyum. Benim zamanımda Galatasaray Lisesi dışında ki o ayrı bir statüdeydi, iki büyük lise vardı. Bunlardan biri Kabataş Lisesi diğeri de Haydarpaşa Lisesiydi. Bu iki lisenin hem tarihi geçmişleri, hem tarihi binaları hem de yaptıkları eğitim ile gerçekten Türkiye çapında tanınmışlıkları vardı.

Hatta bu liselerin kendilerine has marşları vardı. Elbette pek çok lisenin de bu tarz marşlarının olduğunu düşünüyorum. Haydarpaşa Lisesi Marşı’nın bir bölümünde gençlere yanlış hatırlamıyorsam şöyle sesleniyordu:

“Haydarpaşa liseli bu,

Gençlere kucak açar.

Medeniyet ufkunda

Nurlu ufuklar saçar.”

Kabataş lisesinde bir grup öğrencinin meydana getirdiği olay beni çok üzmüştür.

Çünkü…

Her halde dünyanın hiçbir yerinde, kurtarıcısına, öncüsüne değişmez liderine, bağımsızlık savaşının muhteşem kahramanına, medeniyet yolunda en büyük yol göstericisine, böyle bir davranış yapılmamıştır.

Çünkü…

O önder ki sadece Türk Milletine değil, tüm mazlum ve masum milletlere öncü olmuştur.

Çünkü…

O önder ki Türkiye Cumhuriyetini Türk Gençliğine emanet etmiştir.

Çünkü…

O önder yaptığı tüm inkılapları da Türk Gençliğine emanet etmiştir. Elbette ve hiç şüphesiz bir avuç kendini bilmezin tutum ve davranışı muhteşem Türk gençliğini bağlamaz… Kabataş Lisesi gibi muhteşem bir liseyi de bağlamaz.

Esas mesele…

Biz bu hale nasıl geldik sorusuna cevap bulabilmektir. “Püsküllüsü, feslisi” ile işler bu hale nasıl geldi sorusudur. Bu sorulara cevap bulabilmek için son yirmi yılı iyi tahlil etmek gerekir.

Bu tahlilin içinde  “dinci ve kinci” gençlik yaratma telkininin çok önemli bir yer tuttuğu asla unutulmamalıdır. Bu tahlilin içinde “tarikat ve cemaat” yapılanmasının çok önemli rol oynadığı da dikkatten kaçmamalıdır.

Bu tahlilin içinde…

İki bakanlığının isminin “milli” ile başladığı düşünülerek, “Milli” olması gereken “Milli Eğitim Bakanlığının” bu “millikten” her geçen gün nasıl fersah fersah uzaklaştığı gerçeği önemli yer tutacaktır.

Yıllar içinde, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde resmi gayri resmi kişi ve kuruluşlarca Atatürk’e yönelik eylem ve işlemlerin had safhaya ulaştığı ve fakat bütün bunlara karşı etkin bir hukuksal eylemin ortaya konmadığı gerçeği de unutulmamalıdır. Milli bayramlarımızın kutlanmalarına yönelik çeşitli olumsuz tavırların bu konuda da önemli etken olduğu dikkatten kaçmamalıdır.

Bütün bunlara rağmen: Ata’mıza olan sevgimiz, bağlılığımız “sevda” olmaktan çıkmış “kara sevdaya” dönmüştür. Zaman zaman yapılan eylemler Türk Milletinin ve Türk Gençliğinin medeniyet ve bağımsızlık yolunda Ata’sının izinde atacağı adımlarda zerrece gerilemeye yol açmayacaktır.

Sadece “her karanlığın sonu aydınlıktır” vecizesini unutmayalım…