Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Edward Osborne Wilson’ın ardından / Çelik Kayalar

Dr. Çelik Kayalar çocukluk arkadaşım, yani yaşıtım. Şu an San Fransisko’da yaşayan, film ve sanat ile uğraşan ünlü bir biyokimyager.  UCLA’deki çalışmaları bir süre ülkemizde basında da yer bulmuştu. ABD’de aydın kesiminden olduğu için zaman zaman onlarla yazışmalarını paylaşır. Bizim basında E.O. Wilson’un ölümü çok yer kaplamadı.  Halbuki sosyobiyoloji açısından mühim bir insandı.  Çelik Kayalar’ın O’nun ardından yazdığı yazıyı aynen altta paylaşıyorum.

***

E.O. WILSON aramızdan ayrıldı.

Çok sayıp, sevdiğim kahramanlarımdan idi.

Prof. Wilson’ın evrim, karıncalar, sosyobiyoloji, biyoçeşitlilik… Üzerine yaptığı çalışmalar efsanevidir. Geçenlerde Instagram’da ona saygılarımı sunmuştum (25 Eylül 2021).

Bütün kitapları okumaya, incelemeye ve öğrenmeye değer. Charles Darwin’den bu yana en büyük biyolog olarak kabul edilir.

Aşağıda, onunla yaşadığım, belki de bugünün kültürü ile ilgili, ufuk açıcı bir deneyimi sunmak istiyorum:

Yıl 1978: Prof. Wilson, Harvard Üniversitesi’nde (Cambridge, MA) oldukça yeni ve tartışmalı kitabı “SOSYOBİYOLOJİ” üzerine bir konferans veriyor.

Dinleyiciler arasındayım. Biyoloji Bölümünde Nobel Ödülü sahibi Prof. Salvador Luria ile doktora sonrası araştırma görevlisi olduğum MIT’den (Cambridge, MA) kısa bir yolculukla geldim.

Çok heyecanlıyım; Belki bu halka açık konuşmasının ardından Prof. Wilson ile de tanışırım diye ümit ediyorum. Konferans salonu öğrenciler, öğretim üyeleri ile tıklım tıklım dolu. Herkesin keyfi yerinde.

Prof. Wilson konuşmasına başladıktan bir dakika sonra 2 genç adam sakince podyuma yaklaştı. Ve bir anda hiç şüphelenmeyen Prof. Wilson’un kafasından aşağıya bir kova soğuk su döktüler! Sonra sakince dışarı çıktılar!

Salonda şok… Ama başka eylem yok.

Prof. Wilson, kurulanmak için 5 dakika ara verdi, geri geldi ve büyük bir mizahla SOSYOBİYOLOJİ konuşmasına sakince devam etti.

Bu çok çirkin olay, muhtemelen bir grup sol eğilimli, anti-kapitalist Harvard öğrencisi tarafından yapılan bir protestoydu, Wilson’ın “Sosyal-Darwinist” sanılan fikirlerine karşı.

Bu aynı zamanda benim ABD’de akademik bir ortamda solun HYPOCRISY’sine  (ikiyüzlülüğüne) ilişkin ilk deneyimimdi (UCLA’e biyokimya doktorası yapmaya 1972’de gelmiştim):

Eğer sağdan geliyorlarsa, konuşma özgürlüğü de ne demekmiş?! Gerekmez!

(*NOT: Prof. Wilson hiçbir zaman sağcı bir kapitalist değildi; sadece fikirlerinin insan toplumlarına da geçerli olduğunu düşünen dürüst bir bilim adamı idi. Ve sizi temin ederim, çalışmaları ve fikirleri bu açıdan aynen geçerlidir.)

Bu hikayenin geri kalanını; Prof. Wilson ile şahsen tanışmamı ve bu güne kadar devam eden güzel bir dostluk geliştirmemi başka bir vesileyle anlatırım.

Kendisini çok sayar ve severdim. Çok özleyeceğim. Bütün dünya özleyecek.

Prof. Wilson, ışıklar içinde uyu. – Çelik Kayalar, PhD.–