Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Cin” kadının içinde mi?

Kabataş Lisesi’nde “küfür ve hakaretlerle Atatürk Posteri’ni parçalayan” öğrenciler…

Cemaat Evi’nde “video çekerek ‘neden hayatına son verdiğini’ anlatarak intihar eden” Tıp Fakültesi öğrencisi…

Art arda gelen bu iki olay, ülke medya ve sosyal medya gündeminin ilk sıralarına yerleşirken…

Ankara’nın Keçiören ilçesinde “psikolojik sorunları olan” bir çocuk annesi kadının başına gelenler / getirilenler” bir başka tüyler ürpertici tabloyu ortaya koydu.

Kayseri’de kaynakçılık yapan ve “dini bilgileri olduğunu” söyleyen “sözde” bir Hoca’nın “eşini iyileştirebileceğini” arkadaşlarından öğrenen Koca’nın, o Hocaya müracaatı ile başlayan “telefonlu tedavi sürecinin facia ile sonuçlanması” gazetelere manşet oldu.

Hoca’ya göre “Kadın’ın içine cin girmişti, o cinin çıkarılması gerekiyordu. Kurban kesilecek, dualar okunacak, sırtına oklava ile 100 kere bulunacak ve hacamat yapılacak, cin de kadının içinden çıkacaktı.”

Bir de “ev kadını hacamatçı bulunarak” sözde Hoca’nın dedikleri yapıldı. Ama “iki de kurban kesilerek yapılan 100 oklava vuruşlu, hacamatlı tedavinin iyileştirmesi beklenen” kadın öldü; sırt, kolları simsiyah kesilmişti.

Polis soruşturması sonunda kadının kocası, babası, annesi, kayınpederi, kayınvalidesi” hacamatı yapan kadın ve de “sözde” Hoca gözaltına alındı.

Savcılık “12 ile 18 yıl hapis cezası isteyerek” iddianame hazırladı, Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti. Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile şüpheliler “adli kontrol tedbiri” alınarak serbest bırakıldı.

2022 yılının ilk ayında art arda gelen bu 3 olay, Atatürk Türkiyesi’ni “çağdaş uygarlık” hedef ve yolundan saptırmak için ellerinden geleni ardına koymayan Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının, “tarikat ve cemaat vakıflarının ‘denetlenmeyen’ Yurt / Ev /Kuran Kursu / Eğitim Desteği” örtüsünün altına saklanarak” yaptıklarının ülkeyi hangi duraklara getirdiğini ortaya koyuyor.

“4 yaşında çocukların bile bu ağlarla sarmalanmalarının yolunu açan” Milli Eğitim Bakanlığı – Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğinin nelere mal olduğunu, Cemaat Evi’nde yaşayan hem de “Tıp Fakültesi öğrencisi olan” Enes’in videoda anlattıkları da anlatamıyorsa, ne olacak bu gidişin sonu?..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenler, siyasetçileri, bürokratları, eğitimcileri ile uyanmalı ve bu gidişe “Dur” denilmelidir.