Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dörtnala hiper enflasyon

Yaşamakta olduğumuz hazin hikaye,  AKP’nin bağnaz siyasi İslamcı ve aynı zamanda bilim ve akıl dışı ideolojik tutumunun ürettiği politikaların doğal sonucundan ibaret bulunuyor.  Bu durum, yüz yıldır oluşmuş çağdaş devlet ve toplum kurumlarının bir kısmını ortadan kaldıran ve diğer bir kısmını işlevsiz duruma getiren kişi egemenliğine dayalı, emir ve talimatla işleyen, ortaçağ kalıntısı bir anlayış ve politik uygulamaların eseridir.  Yanlış politika uygulamaları ile ekonomik, politik, sosyal ve kültürel sistemlerin her biri ayrı ayrı tahribata uğramış bulunuyor. Ekonomik ve politik sistemler keyfiliği kaldırmaz. Ortak akıl ürünü olan ve deneyimlerle kanıtlanmış olan bilimsel ilkelerin hukuk normuna dönüştürülmesi sayesinde etkin işlev ve işleyiş kazanır. Sosyal ve kültürel sistemler ise kültür değerleri ile toplum kesimlerini çatıştırmak yerine uzlaştıran politikalarla etkinlik kazanır. Ülkemizde ise tam tersi çatışmacı politikalardan medet uman çatışmacı bir yaklaşım sürekli pompalanıyor.  Böylece tüm toplumsal sistemlerin işlevsiz kaldığı, üstelik negatif işlediği bir toplumsal çerçevede ekonomik sürecin sağlıklı işlemesi asla ve asla mümkün değildir. Bu uygulamaların doğal sonucu olarak, sistem olarak işlemesi gereken ekonomi, tekil karar ve emirlerle etkinleştirilemez. Aksine her tekil ve keyfi emirler süreci daha da kötüleştirir.  Tasarruf, yatırım, sanayileşme ve üretim ekseni yerine, sadece ticaret stratejisinin sürüklediği, katma değeri sınırlı bir eksen tercihi bu hataların başında geliyor.  Zira bu tercih ile bir yandan ülkenin sanayi kurumları özelleştirme ile yok edildi.  Diğer yandan ekonomi sadece ithalat ve ihracattan ibaretmiş gibi tarım sektörü bile çöküşe yönlendi. Teknoloji üretimi için uygun iklim oluşturulmadı. Sonuçta ekonomi bir şeyler satabilmek için, mutlaka daha fazlasını ve temel gıdaları bile ithal eder duruma geldi. Uzun dönemli bu yapısal çarpıklık, üretim yetersizliği, işsizlik, yoksulluk ve yoksunluk üretti, Ayrıca ithalat, ihracat ve altyapı inşaatlarının gerçekleşmesi daha çok yandaş bir ekonomik kesim yaratmak için kullanıldı. Böylece ekonominin potansiyel yapılanması da keyfi olarak çarpıtıldı.  Bütün bunlara, siyasi İslam ideolojisinin, ekonomik işlevsellik ve yasalarla uzlaşmayan “NAS” gerekçesi ile Merkez Bankasının asli işlevinden uzaklaşması ve keyfi kararlara bağlanması para ve istikrar politikasını devre dışı bıraktı. Her “Nas” vurgusu, ekonomi bilim ve bilgisinden uzaklaşmayı gündeme getirdiği için, ekonomik birimler Türk Parasına olan güvenlerini peyder pey kaybediyor.

Özetlenen çarpık ekonomik ve toplumsal yapılanmada TÜFE, makyajlı rakamlarla bile yıllık bazda yüzde 36,08’e, Gıda da 43,80’e, ulaştırmada 53,66’ ya; aylık TÜFE 13,58’e; ulaştırmada yüzde 28,49’a ulaştı. Bunun yanında Yurt içi üretici enflasyonu (ÜFE) yıllık bazda yüzde 79,89 ve aylık bazda 19,08 olarak gerçekleşti. Ayrıca Sektör bazında ÜFE, elektrikte yüzde 117,14; enerjide 122,76; ara mallarında 92,13 ve petrol ürünlerinde yüzde 161,88 olarak gerçekleşti. Bağımsız ekonomistler TÜFE’nin yıllık bazda yüzde 36 dolayında değil, yüzde 80’nin üzerinde olduğu görüşünde. ÜFE değerlerinin gelecek aylarda TÜFE’ye yansımaları kaçınılmaz olacak. Bu süreç, ticaret zinciri içinde bulunan bütün ekonomik birimlerin sürekli zam yapmasını kaçınılmaz kılıyor. Zam yarışı ve zam furyası başladı. Enflasyon dörtnal hiper enflasyona gidiyor. Zira artış hızındaki ivme çok yüksek. Örneğin yıllık TÜFE Aralık ayında yüzde 21,31 iken Ocak ayında yüzde 36’nın üzerine çıktı. Bu 15 puanlık artışın veya ÜFE ‘deki benzer artışın 25,27 olarak bir ayda gerçekleşmesi enflasyon ivmesinin yüksekliğini gösterir. Hiper enflasyona gidişte işsizlerin, yoksulların ve sabit gelirlilerin bu furyada yaşamlarını sürdürme şansları yok. Sabit gelirlilere, memur, işçi ve emekliye verilen ücret artışları daha ilk ayda,  ellerine geçmeden geri alınmış oluyor. Yukarıdaki genel analiz içinde iktidara yandaş olan kesimler, her fırsatta ve parasal operasyonda zenginleşirken, sabit gelirliler ve kitleler daha da yoksullaşmaya terk edilir. Zira enflasyon hele de hiper enflasyon, yoksuldan zengine kaynak aktarma aracıdır. En adaletsiz vergidir: Servetler değerlenir; sabit gelirler enflasyon ateşinde erir.