Yeni Yıl Sosyolojisi

Yeni yılın ilk günleri her daim sessiz olur. Christmas tatili yeni yıl tatiliyle birleştirilir ve nefis bir tatil yapılır. Bu sene New York’ta kar göremedik henüz ama soğuğunu son birkaç gündür epey hissettik. Yeni yıl yine bir şölen gibi geçti! Bu yıl İzmir’den gelerek bizi yalnız bırakmayan anne ve babamız ile birlikte güzel bir yeni yıl yemeği yiyerek girdik. 

Yıllardır yılbaşı sabahı ilk iş TV’yi açar ve yeni yıla giren yerlerdeki coşkuları izlerim. Samoa, Tonga ve Kribati de yeni yıl coşku ile kutlandı! Yıllardır hiç değişmez 3 tane yerli kabilelere mensup kişilerin dans şovunu verirler. Yıllar geçtikçe görüntü ve pikselizasyon netleşir. En doğudan batıya geldikçe uzak doğu kutlamaları, yakın doğu vs. vs. İşte Melbourne ’deki Athenaeum Tiyatrosu ve havai fişek gösterisi, Taipei Kulesinden atılan havai fişekler, Kızıl Meydandan atılan havai fişekler… Yıllardır aynı yerlerden aynı kutlamaları izliyoruz! Sonra bir fark ettim ki, Türkiye’nin ikonik bir yılbaşı gösterisi görüntüsü yok hafızamda. Ben olsam diye düşündüm, majör şehirlerden hangisinden bir kesit alırdım? İstanbul, Ankara, İzmir, Adana? 

Kafamdan küçük bir plan yaptım, İzmir saat kulesini, Hükümet Konağının oradan sahne alırım, körfezden havai fişekleri atarım diye düşündüm ki, bu hakikaten İzmir’e yakışır. Ankara olsa Atakule olurdu diye düşündüm. Adana’da muhtemelen bir çekim olmazdı. Hâlbuki Türkiye’nin en büyük saat kulesi, en uzun tarihi köprüsü gibi alternatifleri var ama haber yapılsa “Adanalılar yeni yılı ciğer yiyip rakı içerek kutladılar” gibi olur! Pazarlaması en kolay yer tabi ki İstanbul ama gel gelelim şöyle geriye dönük baktığımda “ Müslüman yeni yıl kutlamaz” polemiğinden “taksimde taciz” haberlerinden görüntüler kafamdan hızlıca geçerek, sosyal medyadan izlediğim görüntülerle arada karbon kağıt varmışçasına oturuyor. Bu yıl boyunca sınır ihlallerinden gelen ne kadar göçmen varsa taksimdeymiş! Değil adım atacak nefes atacak yer görünmüyordu…

Bu noktada şunu eklemek isterim, Trafalgar Square’de, Praça de Comercio’da, Plaça Catalunya’da ve Times Square’de yılbaşı kutlamalarına gittim. Bu şehirlerde maça gittim, otobüse bindim. NY Yankee’s formanızı giyer maça gidersiniz, yolda NY Mets taraftarı biri yanınıza oturur bakışırsınız ve iyi maç olsun gibisinden konuşursunuz. Alın bu sahneyi Türkiye’ye çevirin, Göztepeli ile Karşıyakalıyı bir otobüste stada giderken düşünebiliyor musunuz? Veya Galatasaraylı ve Fenerbahçeliyi? Yıllar önce bir şampiyonlar ligi maçı Hagi’yi Romanya’dan izlemeye Romenler gelmiş, boyunlarında kırmızı, sarı, lacivert Romanya bayrağı var. Kırmızı altta kalmış, sarı lacivert görünüyor diye krize girip on koltuk aşağı uçarak atlayan insanlarla birlikte başka nerede maç izleyebilirsiniz?

Burası bizim semtimiz delikanlı o formayla burada gezemezsin çıkar bakalım! Çok gördüm duydum. Alıp hırsla yırtar, yakarlar… Alaçatı’da yılbaşı partisi var dediler gittik. Plana göre sokakta yeni yıl kutlayacak, sonra bir yere geçip eğlenmeye devam edecektik. Tabi ki sokakta kavga çıktı, koşarak kaçtık sokakta masalar sandalyeler havada uçtu. Milenyum kutlamasında Nişantaşı’nda (yer Nişantaşı ama topluluk Gürçeşme, Tepecik ve Basmane) biraz abartarak yazayım, insanların takma uzuvlarından ruhuna kadar çaldılar, tabi ki genel konu yılbaşı mutluluğu değil “sen onun kim olduğunu biliyor muydun?” ya da “nereye bakıyorsun?” du. O yıl 2001’e girmedik, kaçtık resmen…

Böyle şeyler dışarıda olmuyor mu? Tabi ki oluyor ama genel olarak, stadyuma, otobüse ve asansöre girmesini bilmeyen insanlarla ortak yaşam hakikaten zor! New York üzerinden örnekleyeyim, metro istasyonuna girip/çıkıyorsunuz arkanızdan gelene kapıyı tutarsınız bu bir şehir duruşudur! Dallas’ta Boston’da Los Angeles’ta bu duruş yoktur. Mesela geçen sene korona olduğundan grup çiğdem alarak evde kalalım dedik sonra yakın olduğumuzdan on dakika kala Times Meydanına gittik düşünün Ege 7 yaşında korkmadık izdiham olur, çocuk ezilir… Kabul ediyorum alkol olan yerde kavga olabilir, şişede durduğu gibi durmaz, ama nereden geldiği belli olmayan bir grup gelip kavga yapanları toplar eğlenenler kaldığı yerden devam eder! İşi meydan savaşına çevirmezler. Ben yaklaşık iki metre ve (yine yaklaşık) yüz kilo bir adam olmama rağmen tek başıma oraya gitmeye korkarım. Hadi düşünün yedi yaşındaki çocuğunuzla Taksimde yılbaşı kutlayabilme ihtimalinizi.

Normalde 60 bin kişinin yılbaşını aynı anda kutladığı Times Meydanında bu yıl 15 kişi vardı. Yeni yıla girdikten on beş dakika sonra meydanda sadece temizlik görevlileri kalır. Her zaman olduğu gibi yeni seçilen Belediye Başkanı da bu törenden sonra yemin ederek resmen göreve başlar! 

Düşünsenize biz İstanbul’a belediye başkanı seçiyoruz, seçebildik mi seçemedik mi, YSK ne demiş, gezegenler eski yazıtlarda bahsedildiği gibi sıralanmış mı, kırmızı ay doğmuş mu, yedi tepenin ardındaki bir köyde üç bacaklı bir buzağı sağlıklı bir oğlan dünyaya getirmiş mi, en yüksek mülki amir duruma rıza göstermiş mi? gibi bir sürü kriter ve olayın gerçekleşmesini bekledikten sonra bile “acaba ne olacak” diye şüpheli bir bekleyiş içerisinde oluyoruz. Tabi burada isterse seçilmiş kişi, yerine geleceği kişinin yanında staj yapar gibi toplantılara katılabiliyor. Düşünsenize böyle bir halef selef olayında İ. Melih Gökçek ile Mansur Yavaş’ı…

Şimdilik bu kadar!

Önümüzdeki hafta 6 Ocakta ABD’nin yaşadığı başkent kalkışmasının seneyi devriyesi, yeni başkan ve NYC, Biden ve ekonomi gibi başlıklara göz atacağız. O zamana kadar umarım hiç tanımadığınız birinden kendiniz adına çok güzel haberler alırsınız. O zamana kadar görüşmek üzere, hoşça kalın…