Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Modern mimarinin korunması

Yeni yılın başında Kültür Bakanlarımızdan Prof. Dr. Suat Çağlayan ODA-TV sitesindeki köşesinden önemli bir uyarıda bulundu. Sayın Bakan, Konak’taki Ege Üniversitesine ait Atatürk Kültür Merkezi (AKM) binasının İzmir Emniyet Müdürlüğüne verileceğine dair bir duyum aldığını yazıyor ve bu karara karşı çıkıyor:

“Kentin sinir uçlarının uyarılması demek olan böylesi söylentiler nedeniyle İzmir’de herkesin dikkati AKM’ye çevrilmiş durumda. Hele de binanın etkinliklere kapatılması ve ardından da statiğinin ve depreme dayanıklılığının altı kişilik bir teknik ekip tarafından incelenmiş olması, İzmirlileri bir hayli korkutmaya başladı.”

Doğrudur. Yalnızca tarihi binaların değil Konak’taki AKM gibi 20. yüzyıl mimarisi örneklerinin depreme dayanıksızlık bahanesiyle yıkılmak istenmesinden, başta Mimarlar Odası olmak üzere bu konulara duyarlı İzmirliler kaygı duyuyor.

Bir yarışma sonucu elde edilen projeye göre yapılmış İzmir Büyükşehir Binası, İzmir Valilik Binası, SGK Binalarının korunma yerine yıkılmak istenmesi üzerine konu kamuoyunda gündeme gelmişti. Şimdi de sıra AKM ve Resim-Heykel binalarında!

Geçmişteki yıkım kararı

Resim-heykel müzesinin yıkılması konusu 2000’li yılların başında da gündeme gelmişti. Zamanın Kültür Bakanı İstemihan Talay’ı kandıran bazı bürokratlar, binayı yıkıp yerine çok katlı bir “rant” binası yapmak için harekete geçmişti. Ortam da uygundu. 1999 yılındaki Büyük Marmara depreminin ertesi deprem konusunda çok hassas bir kamuoyu oluşmuştu. Geçtiğimiz aylarda Büyükşehir Belediyesi Binasında olduğu gibi akademisyenlerden alınan sözüm ona bir ‘rapor’ ile yıkım kararı alınmıştı. Çatıdan gelen su akıntısıyla paslanmış bazı kolonlar örnek gösteriliyor, hatta binanın temelinin bulunmadığı iddia ediliyordu. Bu saçma sapan gerekçelerle çok değerli sanat eserleri, iklimlendirilmiş müze ortamından alınarak piçhane yokuşundaki etnografya binasının depolarına gönderildi.

Bina yıkılamadı çünkü başta zamanın müze müdiresi Faden Kudsioğlu olmak üzere binada atölye çalışmaları yürüten sanatçılar ve İzmirli sanatseverler direndiler. Faden hanım 1970 yılında yapılmış betonarme projelerini buldu, bana getirdi. Binanın güçlendirilip depreme dayanıklı duruma getirilebileceğini belirten bir rapor yazdım. Bakanlık müsteşarı raporu okuyunca İstanbul Teknik Üniversitesinden hocalara inceletme kararı aldı. Prof. Dr. Nahit Kumbasar ve Prof Dr. Zekai Celep gibi inşaat mühendisliği camiasının iki değerli hocasının beton deneylerinden sonra hazırladıkları rapor da benim yazdıklarımla uyumlu görüşler içeriyordu. Bu girişimler sayesinde binanın yıkımından vazgeçildi ve müze bugüne dek hizmet vermeye devam etti. (Konak Belediye Başkanı olduğum dönemde binanın çatısı meclis kararıyla onarılınca yağmur akıntısı sorunu da ortadan kalktı)

Müelliflik hukuku

2018 yılında, Büyükşehir Belediye Meclisi İmar Komisyonunda görev yaparken Resim-Heykel müzesinin güçlendirilmesi için çalışan Bakanlık yetkilileri ile de görüştüğümü anımsıyorum. Güçlendirme ihalesine çıkmak için yapıya sonradan eklenmiş bir bölümün ruhsatlarını arıyorlardı. Şimdi ne oldu da binanın yıkımı gündeme geldi? Prof. Dr. Muhlis Türkmen ve İnal Göral’ın tasarladıkları, Konak’ın simgesi durumuna gelmiş bu iki bina yıkılmak isteniyor. İçinde 650 kişilik 2 konser salonu ve 340 kişilik küçük bir salon olan, EGEART gibi ulusal, hatta uluslararası sergilerin, etkinliklerin düzenlendiği bir mimari miras, İzmir Emniyet Müdürlüğünün kullanımı için dönüştürülmek isteniyor. Neden elimizdeki değerleri bu kadar hovardaca harcayabiliyoruz?

Zamanında engelliler ve dekorlar için dıştan bir asansör yapmak için AKM yöneticisi Serpil Zeytin, İstanbul’a gidip binanın tasarım müelliflerinden mimar İnal Göral’dan olur almıştı. Şimdi ise kimseye sormadan çata pata binanın mimarisini değiştirmek istiyorlar. Üniversitenin yeniden kurulan Hukuk Fakültesinin öğretim üyeleri bu işe yani tasarım mülkiyetinin hiçe sayılmasına ne der acaba, merak ediyorum doğrusu.

Bu arada, İzmir Büyükşehir Belediyesinin kendi kurduğu 16 kişilik kurulun kararını beklemeden Atatürk meydanının bir parçası haline gelmiş İBB binasının yıkılması için ihaleye çıkılmasına AKM’nin dönüştürülmesine karşı çıkanlar ne der; bunu da merak ediyorum!