Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İnsanın genetik yolculuğu

Görünen, duyulan farklı. Fakat evrim görünmeden ve duyulmadan da yanı başımızda. Fillerin dişsiz doğması birkaç on yılda gözle görünüyor ve ilgi çekiyor. Ama evrim genelde sessiz ve görünmeyen şekilde oluşuyor. Milyarlarca baz çifti arasında bir nesilde genelde 100 mutasyon oluyor. Bunu fark etmiyoruz bile. Bu dört harften bir tanesinin belirli bir lokasyonda başka harf ile yer değiştirmesinden ibaret.  Bu yaşamda kalmada bir avantaj sağlıyorsa kalıyor. Sağlamıyorsa kayboluyor.

Yani evrim kısaca bize şah damarımız kadar yakın, ama bunu tanrılaştırmamak gerek. O apayrı bir konu!

Evrim bizim “nasıl var olduğumuzu” anlatıyor, “neden var olduğumuzu” değil! O konu felsefenin ve dinlerin konusu. Evrim bilimi, hele hele, dinleri aşağılamak için kullanılınca zevkli ve ışık tutan bir konu, bir kör döğüşünün aleti haline gelebiliyor.  Fikirlerle fikir ile mücadele etme yetisini kazanmak gerek. Genetikçiler bundan 15 yıl önceki bilgiler ile birbirleri ile boğaz boğaza kavga ederken artık insanoğlunun tek bir türün gelişmesi sayesinde oluşmadığı ve çok sayıda benzer türün ortak ürünü olduğu anlaşıldı.

Bir rahip olan Mendel (1882 -1884) sadece basit DNA’lı ve renkleri kolayca görünebilen bezelye ile uğraştığından renkleri daha kolay seçebildi. Yaşamı boyunca çalışmaları ilgi gördü ama ancak ölümünden sonra 1900’lü yıllarda okullarda öğretilmeye başladı. Deneylerde çok sık kullanılan meyve sineğinin 4 çift kromozomu var. Bizim 23 çift.

Kaçar DNA baz çifti?  İnsanda 3 milyardan fazla baz çifti var iken bu virüslerde birkaç bin veya 100 bin civarında. Tarih öncesi kemiklerden zamanla, tamir mekanizması için gereken enerji olmadığı için, ancak 60-80 bin çiftlik zincir parçaları kazanılabiliyor. Yani bugünkü teknoloji ile bir mamutu tekrar yaratmak mümkün değil… Bu kısmen Neanderthal yani 25 bin yıl önce nesli tükenen ve daha ziyade Avrupa’da bulunduğu sanılan akrabamızın DNA’sı için de geçerli. Artık bu türün Asya’da da yaygın olduğunu biliyoruz. Daha önce kemikler daha çok Avrupa’da aranılıp bulunduğundan bu türün o kıtanın bir yaşayanı olduğu varsayılıyordu. Çoğumuzda Neanderthal DNA’sından parçalar var, yani atalarımız türler ortaya çıktığında kendi akrabaları ile çiftleşirken, Neanderthal ve benzer hemcinslerimiz ile de çiftleşmişler.

Şu an 6000 kadar yaşayan lisan var dünyada, yüzyılın sonuna kadar yüzde elliden fazlasının  (belki yüzde doksanının) kaybolacağı Harvardlı araştırmacılarca tahmin ediliyor. Yani şu anda sadece türlerin bir kıyımı değil kültürlerin de bir kıyımını yaşıyoruz. Bu tür deryalara girince yani 300 bin yıl öncesini, bir buçuk milyon yıl öncesini anlamaya çalışınca bugünkü sözde fikir çatışmalarının, kişisel hakaretlerin ne derece verimsiz olduğunu insan fark ediyor.

 

Komik ve türümüz için tipik olan Japon ve Koreli bilim insanlarının “İlk kültür nereden çıktı” diyerek gırtlak gırtlağa savaşmaları.

Son derece sakin ve kararlıyım bu konuda; sonunda tüm insanların Türk olduğunu kabul edeceğiz ve huzura kavuşacağız!