Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Gençlerimize kötülük ediliyor…

AKP iktidarının son on yıldaki günahlarını sıralasak, herhalde sayfalar doldurmamız gerekecektir. Bu günahların en başında geleni ise yükseköğrenim kurumlarındaki yanlış uygulamaların neden olduğu yıkım ve bu yıkım nedeniyle kaybedilen bir kuşak ve telafisi için ise birkaç kuşağa ihtiyaç duyulmasıdır.

Günümüzde gençlerimiz yükseköğrenim ile ilgili meslek ve okul tercihi yaparken seçici davranıyorlar. Hiçbir zaman işlerine yaramayacak bir diploma için 4-5 yıllarını yükseköğretim kurumlarında heba etmek istemiyorlar. Bilgisayar mühendisi, elektronik mühendisi, tıp gibi meslek dallarında veya ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ gibi kaliteli eğitim kurumlarında eğitim almak istiyorlar. Buna karşılık günlük politikanın ve iktidarın esiri durumundaki yükseköğrenim kurumlarını yönetenler ise gençlerin bu talebini anlamak ve değerlendirmekte son derece yetersiz ve etkisiz olduklarından günümüzde üniversitelerimizde kapasite kullanım oranı yüzde 60’ın altına inmiş durumdadır.

1- Bu konuda birkaç örnek verebiliriz. Optik ve akustik fizik bilimin bir koludur. Ülkemizin özellikle savunma sanayimizin bu konularda yetişmiş, uzmanlaşmış teknik insanlara, mühendislere ihtiyacı vardır. Gaziantep Üniversitesi bünyesinde optik ve akustik mühendisliği bölümü açılıyor. 2021 yılında YÖK söz konusu bölüm için 21 kontenjan açıklıyor ve kayıt yaptıran öğrenci sayısı sadece 2 oluyor.

2- Fosil yakıtların neden olduğu çevre sorunları nedeniyle nükleer enerji günümüzde tekrar önem kazandı. Uluslararası kurumlarda temiz enerji kategorisine dahil edilmesi ile ilgili tartışmalar yapılıyor ve nükleer enerji gelecek yıllarda da önemini koruyacak gibi görünüyor.

a) Bu nedenle ülkemizin nükleer enerji konusunda yetişmiş, uzmanlık kazanmış mühendislere ihtiyacı vardır. YÖK Sinop Üniversitesinde nükleer enerji mühendisliği ile ilgili bölüm açıyor, 2021 yılında 31 kontenjan açıklıyor ve kayıt yaptıran öğrenci sayısı sadece 10 oluyor.

b) Yine bir şekilde, fizik bilimi ile ilgili nanoteknoloji mühendisliği için Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde bölüm açılıyor, 2021 yılında açıklanan kontenjan 31, kayıt yaptıran öğrenci sayısı 7; Burdur Üniversitesindeki nanoteknoloji bölümü için 2021 yılında açıklanan kontenjan 21, kayıt yaptıran öğrenci sayısı 6’dır.

3- Ülkemizde fizik bilimi konusunda en iyi eğitimin verildiği üniversiteler, Boğaziçi ve ODTÜ’dür. Boğaziçi Üniversitesi fizik eğitiminde dünyanın en iyi 100 üniversitesi içinde yer alıyor. Nükleer enerji, optik ve akustik, nanoteknoloji mühendisliği bölümleri söz konusu eğitimleri vermek için yeterli altyapıya sahip olan ODTÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri bünyelerinde açılsaydı, kontenjanların tamamı, ilk 20-25 binlik dilimde yer alan öğrenciler tarafından doldurulacaktı ve ülkenin bu konulardaki mühendis ve teknik adam ihtiyacı karşılanacaktı. Bu yapılmıyor, söz konusu mühendislik bölümleri yeterli altyapıya sahip olmayan üniversitelerde açıldığı için yeterli ilgiyi görmüyor ve kontenjanlar boş kalıyor.

4- Bu arada; YÖK, 41 Hukuk Fakültesinin bulunduğu İstanbul’da 2021 yılında 42’ncisini Boğaziçi Üniversitesi’nde açtı. Yetmedi, binlerce iletişim fakültesi mezunu iş bulamazken, bir de Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde iletişim fakültesi açtı. Bu fakültelerin Boğaziçi Üniversitesi’nde açılmasının tek nedeni ise yandaşların Boğaziçi Üniversitesine yerleştirilmesidir.

5- Bir başka örnek de yeterli altyapının olup olmadığına bakılmadan, büyük bir bölümü Anadolu’daki üniversitelerde olmak üzere 90’a yakın Moleküler Biyoloji ve Genetik Mühendisliği bölümünün açılmasıdır. Birçoğu açıklanan kontenjanların yarısını bile dolduramadı.

6- YÖK hangi üniversitede, hangi bölümlerin açılması konusunda sağlıklı bir karar veremediği için, çok sayıda bölüme tek bir kayıt yapılmadı. Yüzlerce bölüm ise açıklanan kontenjanlarını dolduramadı. Yüksek öğretim kurumları için ayrılan kamu kaynaklarının büyük bir bölümü AKP iktidarının tutarlı bir yüksek öğrenim politikası olmadığından israf edildi.

-Ülkemizde yükseköğrenim kurumları için çok büyük harcama yapıyoruz. Ancak günlük siyaseti değil, eğitimi esas alan, bir politikamız olmadığından, bunun karşılığını alamıyoruz.

-AKP iktidarının üniversitelerimizle ilgili tutarlı bir politikası olmadığı gibi, muhalefet partileri de YÖK’ü kaldıracağız, üniversitelere mali ve idari özerklik vereceğiz gibi bugünkü sorunlara hiçbir çözüm önermeyen, klişe söylemlerinin dışında, henüz üniversitelerimizle ilgili kayda değer bir görüş ve politika ortaya koymuş değiller. Bu konuya öncelik ve ağırlık vermeleri şarttır.