Omicron Türkiye’yi sarıyor

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Korona virüsün en çok mutasyona uğrayan türü olarak bilinen ve yayılma hızı ile endişelendiren Omicron varyantı Türkiye’de de hızlı bir şekilde yayılmaya başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından Omicron varyantına dair yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye’de şimdiye kadar altı ilde 42 Omicron vakası tespit edildi. Açıklamada, varyantın görüldüğü illerin İstanbul (30), İzmir (6), Şırnak (1), Diyarbakır (1), Kütahya (2), Isparta (2) olduğu kaydedildi. Sağlık Bakanı Koca, Twitter hesabı üzerinden konuya dair yaptığı paylaşımda, “Omicron varyantı diğer varyantlardan daha hızlı yayılmaktadır. Ülkemizde vaka sayılarında artış öngörülmektedir. Hastaneye yatışlarda ise etkisi yayılma hızı kadar yüksek olmadığı görülmektedir. Dikkatli olmalı, hatırlatma dozu aşınızı yaptırmalısınız” uyarısında bulundu.

Gözlem Gazetesi’ne konuşan İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı, iki günde iki katına çıktığı belirtilen Omicron varyantının, Türkiye’de, belirtilen sayıdan daha fazla olduğunu belirtti. Vakaların gerçek sayılarını bulmak ve yaygınlığını doğru bir şekilde saptayabilmek için yeterli sayıda genomik test ya da sekans analizinin yapılması gerektiğinin altını çizen Çamlı, Türkiye’de genomik test yapılma oranının yüzde 1’in altında olduğunu, Danimarka’da bu oranın neredeyse yüzde 40 olduğunu söyledi. 

Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de ilk kez, 5’i İzmir’de, 1’i İstanbul’da olmak üzere 6 kişide görülen Omicron vakasını açıklanmasından 10 günü aşkın bir süre sonra 42 yeni vakanın tespit edildiğini bildirdiğini aktaran Çamlı, “Bu kadar hızlı yayıldığı söylenen ve yaklaşık 2 günde 2 katına çıktığı belirtilen Omicron varyantı için bu açıklanan sayıların yeterli olmadığını, Türkiye’nin başka şehirlerinde de daha fazla Omicron vakası olduğunu tahmin etmek yanlış olmayacaktır” dedi.

“Türkiye’de genomik test oranı yüzde 1’den az”

Omicron vaka sayılarını ve yaygınlığını doğru bir şekilde saptayabilmek için yeterli sayıda genomik test ya da sekans analizleri yapılması gerektiğinin altını çizen Çamlı, “Varyant saptanmasında rutin PCR testleri ile bunları anlayamıyoruz. Asıl bakılması gereken özellikle Omicron açısından şüpheli pozitif çıkan olguların Ankara’da Hıfzıssıhha Genel Müdürlük Laboratuvarlarında yapılan genomik ya da sekans analizleri. Burada varyantın olup olmadığı çok net şekilde ortaya konuyor. Yani tüm dünyada bu tür genomik testler veya sekans analizleri ile varyant takibi yaygın olarak yapılıyor. Örneğin Danimarka’da bu oran neredeyse yüzde 40, İngiltere ve Almanya’da da çok yaygın. Türkiye’deyse yüzde 1’in altında bir oranın olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Vaka sayısını ancak test sayısı artırılınca öğrenebiliriz”

Türkiye’de sekanslamanın az sayıda yapılması nedeniyle Omicron vakalarının gerçek sayılarını ya da yaygınlığını bulmanın söz konusu olmadığını aktaran Çamlı, “Genomik testlerin ve sekans analizlerinin artırılması gerektiğini İzmir Tabip Odası olarak aylardır sık sık dile getiriyoruz. Birinci vurguladığımız, sekans analizlerinin ve genomik testlerin sayısının artırılması, ikincisiyse çıkan sonuçların kamuoyuyla ve bilim dünyası ile paylaşılması gerektiğidir. Ülkemizde yaygınlık veya buna benzer Omicron vaka sayıları, klinik özellikleri, bulaşıcılıkları, hastaneye yatış oranlarının özelliklerinin paylaşılması,  Omicron varyantı hakkında daha fazla bilgiye, veriye sahip olmamız açısından çok büyük önem taşıyor. Oysa Sağlık Bakanlığı pandeminin başından itibaren yaptığı gibi bu tür verileri ya paylaşmamakta ya da çok sınırlı bir şekilde paylaşım yapmaktadır. Oysa biliyoruz ki pandemide başarılı mücadelenin temel ilkelerinden biri şeffaf yönetim ve veri paylaşımıdır. Kamuoyunun pandemiye karşı daha uyumlu, daha bilinçli davranması açısından gerçek durumun paylaşılması çok önemlidir. Baktığımız zaman yeterli sayıda testin, analizin yapılamadığı, yapılan sınırlı testlerin bile kamuoyu ile periyodik olarak paylaşılmadığını görüyoruz. Kısacası şu anda açıklanan 42 Omicron varyantından daha fazla Omicron varyantı olduğunu ve açıklanan iller dışında Omicron varyantı olduğunu düşünmek kesinlikle yanlış olmayacaktır. Ancak yapacağımız genomik test sayılarını artırmakla bunu anlayabiliriz.” diye konuştu.

“Finansman desteği sağlansın”

Genomik testlerin sadece Ankara’da yapılıyor olmasının büyük bir eksiklik olduğunu dile getiren Çamlı, bu testleri yapabilecek personel donanımı ve altyapıya sahip en az 20’ye yakın laboratuvar olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Örneğin Ege Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi bu testleri yapabiliyor, yeter ki finansman desteği sağlansın. Tüm Türkiye’de bu testler yaygın olarak yapılırsa hem Omicron varyantı hem olası başka varyantları da erken bir dönemde büyük bir doğrulukla saptama imkânımız olacaktır.”

“FAZ 3 ÇALIŞMASI SONUÇLARI BİLİM DÜNYASI VE KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALIDIR”

Turkovac aşısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çamlı, faz 3 çalışması sonuçlarının bilim dünyası ve kamuoyu ile paylaşılmasının gerekliliğine vurgu yaparak şöyle dedi:  “Delta ya da Omicron varyantına ne kadar etkili olabileceğine dair elimizde henüz bir bilgi yok. Bu aşı ile ilgili hızlı kullanım onayı alındı ancak özellikle faz 3 çalışması sonuçları dediğimiz etkinlik ve güvenilirlik sonuçları kamuoyuyla ve bilim dünyasıyla ne yazık ki paylaşılmadı. Normalde şu ana kadar hızlı kullanım onayı alan aşılara baktığımızda standart prosedürlere göre hızlandırılmış bir süreçle onayın verildiğini biliyoruz. Bütün dünyada böyle. Çünkü pandemi sürecinde normal standart prosedürleri bekleyecek zaman olmaması nedeniyle daha hızlandırılmış bir süreç uygulandı ama tüm bu kullanım onayları en azından faz  3 sonuçları bilim insanları ile uluslararası dergilerle paylaşılarak tartışmaya açıldı ve aşının etkinlik ya da yan etkileri açısından objektif bağımsız kuruluşlarca da onaylanmasına imkan tanındı. Ancak Turkovac böyle bir acil kullanım onayı almasına karşın özellikle faz-3 çalışması sonuçları ne kadar kişide uygulandı, ne kadar etkinlik görüldü, ağır hastalık geçirme ve yan etki oranlarının hiçbiri kamuoyu ve bilim insanları ile paylaşılmadı. Kafalarda bir takım soruların oluşmasına, mevcut güvensizliğin daha da derinleşmesine yol açtı. Özellikle aşı tereddüttü olanları ve aşı karşıtlarının bu konuyu istismar etme çabalarının olabileceğini, kafaları karıştırıcı yönde bir takım açıklamalar, iddialar geliştirebileceğini göz önünde tutularak faz 3 çalışması sonuçlarının bilim dünyası ve kamuoyu ile paylaşılması çok önemlidir. Umarım bu sonuçlar çok iyidir ve yerli aşının kullanıma girmesiyle çok daha önemli bir merhale kat edilmiş olur.  Bu kafalardaki kuşkuları gidermek adına aşı ile ilgili çalışmaların etkinlik ve yan etkileri açısından yapılan çalışma sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasının önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. “