Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

‘İtham et, izi kalır’ anlayışı asla kabul edilemez

İçişleri Bakanlığı tarafından, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında “Terör örgütleri ile iltisaklı/irtibatlı kişilere işbaşı yaptırdığı iddia ve tespitler” üzerine “özel teftiş” başlatılması ile ilgili birkaç açıdan yorum yapmak gerekir. Şöyle ki:

Gerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve gerekse İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutum ve davranışları, girdikleri seçimde gösterdikleri üstün başarı ve icraatları ile sadece İstanbul ve Ankara’nın değil; tümüyle Milletin dikkatini çekmekteler. Denilebilir ki bütün belediye başkanları arasında belirttiğim vasıfları itibariyle farkındalık yaratmaktadırlar.

Bunun yanı sıra, önümüzde yapılacak ve son derece önemli olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Millet ittifakının kamuoyunda en güçlü adayları olarak isimleri geçmektedir.

Bu sebeplerle isimlerinin çeşitli ve dayanaksız sebeplerle yıpratılmak istendiği de bir gerçektir. Bütün bunların yanı sıra, son derece sıkıntılı bir ekonomik durumun üzerinden dikkatlerin dağıtılması için de algı operasyonu ile birlikte gündemi değiştirme çabaları da açıkça gözükmektedir.

Hukuksal açıdan konu ele alındığında: “Terörle mücadelede” söz konusu başarı sık sık vurgulanırken, Devletin bir büyük kurumuna çok sayıda “terörist” alınabilmesi, izahı mümkün bir olay değildir. Personel alınırken çeşitli “güvenlik soruşturmasından” geçildiği de bir gerçektir.

Kaldı ki, “iltisak/irtibat” varsa, bunun tespit edildiği an olaya Cumhuriyet Savcılığının derhal el koyması ve güvenlik güçlerinin de bu doğrultuda harekete geçmesi, hukuksal bir mecburiyettir. Böyle bir konunun “siyasete malzeme” yapılmayacağı ve yapılmaması gerektiği de bir gerçektir.

Hukuk devletin de, kişilerin aksi ispat edilinceye kadar “masum” oldukları da bir hukuksal gerçektir. Bu sebeplerle, Demokratik Hukuk Devletinde, iddiaların delillere dayanması ve ondan sonra konunun ortaya konması kişi hak ve özgürlüklerinin teminatı olduğu asla unutulmamalıdır. Aksi halde, “itham et, izi kalır” anlayışı hâkim olur ki, böyle bir anlayışı kabul etmek de asla mümkün değildir.