Gündem mi değiştirilmek isteniyor; yoksa İstanbul Belediye Başkanı mı?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir süredir “terör iltisaklı personel” iddialarının dillendirildiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tahkikat başlatıldı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İçişleri Bakanlığı, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bağlı kuruluşları ve şirketlerinde çalışan 557 personel hakkında terör örgütleriyle iltisaklı/ irtibatlı olduğu yönünde ihbar, şikayet ve elde edilen tespitler üzerine durumun soruşturulması için ‘özel teftiş’ başlatıldığını” açıkladı.

Son günlerde İçişleri Bakanı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki konuşmalarından sonra yapılan bu açıklamaya CHP başta, muhalefet partilerinden ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan sert tepkiler geldi.

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde işbaşı yaptırılanların, terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğuna yönelik iddia ve tespitler… Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) referansıyla İBB’ye yerleştirilenlere yönelik, başlatılan özel teftişle ilgili açıklamamız” ifadesiyle yapılan açıklama şöyle idi:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bağlı kuruluşları ve şirketlerinde işbaşı yaptırılan personellerden; 455’inin PKK/KCK, 80’inin DHKP-C, 20’sinin MLKP, 2’sinin MKP, ayrıca bazılarının FETÖ ve diğer terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğu yönünde ihbar, şikayet ve elde edilen tespitler üzerine, konunun tüm yönleriyle soruşturulması için Bakanlığımızca özel teftiş başlatılmıştır.

Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne DİAYDER referansıyla, PKK Terör Örgütü irtibatlı ve iltisaklı kişilerin yerleştirildiğine yönelik İstanbul İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan tespitler sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamedeki iddia ve tespitler de bahse konu özel teftişin kapsamındadır.”

(“İltisak” kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı: “Arapça / Kavuşma, bitişme, birleşme”)

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan bu açıklamadan önce “CHP, belediyelerinde 15 bin kişiyi işten çıkartıp terörle bağlantılı 45 bin kişi aldı. Utanmadan bana mektup gönderiyor, böyle bir şey yok diye?” demişti.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ile İçişleri Bakanı ve İçişleri Bakanlığı’nın İBB ile ilgili açıklamalarına başta genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP’den ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan sert tepkiler geldi.

İmamoğlu: “İçişleri Bakanı istifa etsin”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanlığınca İBB çalışanları hakkında başlatılan özel teftişe ilişkin, “Biz çünkü işe aldığımız her çalışanın adli sicil kaydını isteriz. Dolayısıyla bence bir başka soruşturma açılması gereken yer de bu 557 teröristi tutuklamıyorsa İçişleri Bakanlığı olduğunu düşünüyorum hatta bakanın kendisi olduğunu düşünüyorum. Bunları tespit etmiş Bakan yerinde oturuyor, bir de gevrek gevrek bunu basın önünde söylüyor. Hemen istifa etsin ya da görevini yapsın” açıklamasında bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun CHP Genel Merkezi’nde iddialara sert sözlerle cevap verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ev sahipliğinde bir araya gelen 11 CHP’li belediye başkanıyla birlikte kameraların karşısına geçen İmamoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya tepki gösterdi.

İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Sayın İçişleri Bakanının terörle ilgili mücadelesini buradan biz ona öğretecek değiliz. Ama yanlış giden bazı hususları aktarmak isterim. İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan zat 12 Aralık günü TBMM’de konuştu, İBB’de tam 557 terörist olduğunu iddia etti. Bir gün önce yaptığı konuşmada da Türkiye’de toplan terörist sayılarının 164 olduğunu söylemişti. Neyse tabii her verisi yanlış olan sayın bakana dair şunu hatırlatmak isterim. 12 Aralık’ta bu konuşmayı yapmıştı dün akşam itibariyle tam 2 hafta geçti üzerinden, bu 15 gün boyunca İçişleri Bakanlığı ne yaptı? Ben yaptıkları hususlar konusunda hiçbir duyum almadım.

İBB olarak bir kısım işlemler başlattık. Devlet adabına uygun bir şekilde bu beyanı ciddiye alarak 15 Aralık’ta benim olurumla teftiş kurulunda bir araştırma ve gerekiyorsa bir soruşturmaya izin verdim. Bu 15 Aralık’ta benim soruşturmaya dair verdiğimizin belgesidir. Aynı tarihte ise İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdık. Bilgi istedik. Dedik ki bakanlığa bize bu konuda bilgi verin, kimdir bunlar, listeyi yollayın biz de gereğini yapalım. Bir teröristle ilgili bir tespitiniz varsa bunu ciddiye alalım değil mi?

“Twitter’dan soruşturma iznini ilk defa duyuyorum”

Bakanlık buna hiçbir yanıt vermedi. Uyuyan bakanlık dün saat 20.00 itibariyle bu uykudan uyanıp Tweet attı. Tweet atarak hakkımızda bir soruşturma izni işleminin başlattığını duyurdu. Ben açıkçası Twitter’dan bir soruşturma izni vererek başlattığını ilk kez duyuyorum. 15 gün sonra pazar akşamı böyle bir tweetle süreci başlatmak aklına geldi acaba neden? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı pazar günü konuştu.

“Atılan bu adımı kınıyorum”

İstanbul’da danışma kurulunda konuştu. İstanbul’la ilgili içi siyaset dolu mesajlar verdi. Buradan cumhurbaşkanının bu konuşmasından sayın bakan bir rol kapma çabasıyla ortaya çıktı. Önce İBB Başkanı olarak İstanbul’da 86 bin çalışanı olan bir belediyenin başkanı olarak bu açıklamayı kınıyorum. Burada bütün terör örgütlerinin kalın puntolu reklamını yapan bir bakanlık. Bu açıklama biçimini de devlet adamına uygun olmadığını ve bu şekilde atılan adımı kınıyorum.

“Tut kulağından götür hapse”

Öncelikle şunu söyleyeyim sizler yıllardır İstanbul’da görev yapan gazetecilerdir. Hangi biriniz sayı ile tespit yapıldıktan sonra bir bakanlığın teftiş başlattığını duydunuz? Yani sayı veriyorsunuz bunlar terörist diyorsunuz hükümde bulunuyorsunuz sonra teftiş başlatıyorsunuz. Ya ne teftişi sen bakanlıksın, terörist konusunda takdirde bulunmuşsan, netleşmişse tut kulağından götür at hapse. Böyle bir sürecin uygulanması akıllara zarar. Açıkçası bu işin prosedürü bellidir ama siyasetin ve siyaset aklının hatta kendi siyaset kulvarındaki şahsi çıkarların devlet adabının ve bir bakanlık kültürünün işleyişinin önüne geçtiğini net olarak bu davranışta görüyoruz.

“Soruşturma açılması gereken yer Adalet Bakanlığı”

İBB iştiraklerinde bir kişinin işe girmeyle ilgili prosedürleri bellidir. Adli sicil kaydı istersiniz, o kişi bu belgeyi de Adalet Bakanlığı’ndan alır. O zaman İçişleri Bakanı yanlış yere soruşturma açıyor. Soruşturma açması gereken yer Adalet Bakanlığı. Biz işe aldığımız her çalışanın adli sicil kaydını isteriz. Dolayısıyla bence bir başka soruşturma açılması gereken yer de bu 557 teröristi tutuklamıyorsa İçişleri Bakanlığı olduğunu düşünüyorum. Hatta bakanın kendisi olduğunu düşünüyorum. Bu denli risk taşıyan güvenliği bu kadar riske taşıdığını gördüğü bir içişleri bakanıyla ilgili bir işlem başlatmıyorsa da ben bir vatandaş olarak Sayın Cumhurbaşkanını göreve çağırıyorum.

Buradan hepinizin hafızanda tazelemesi gereken bir husus var aynı şahsiyetler İstanbul seçiminde de bütün sandık görevlilerini de terörist ilan ettiler. Çaldılar dediler sonra dediler ki biz bunu hukuken söylemedik siyasi olarak söyledik dediler. Günün sonunda ne oldu elde var sıfır. Tek bir kişi, bakın seçimin iptal edildiği sürecin öncesinde yine terörist ilan ettikleri binlerce kişiden tek bir kişi ile ilgili ne bir soruşturma ne bir tutuklama ne bir tespit yapıldı.

CHP’den tepkiler…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “Saray’daki Şahıs, bu aralar yine bir haller oldu sana. İstanbul’da bir şeylere zemin mi oluşturuyorsun? 5 kişilik amigo takımına güvenme, bu milletin canını yakacak kadar cesareti olanın sonuçlarına katlanacak kadar da gücü olmalı… Sen seçimden kaçan birisin, fazla heyecanlanma!” dedi.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun; “Sarayda pişen bu yemeği, milletin midesi kaldırmaz! İçişleri Bakanı, efendisinden fırça yemiş olacak ki, 17 gün önce Meclis’te attığı iftiralarla ilgili bugün Erdoğan konuştuktan sonra adım atıyor. Terörle iltisaklı olanlar varsa, şimdiye kadar neredeydin Süleyman Soylu! Bu iktidar artık inandırıcılığını kaybetmiştir. Ne yaparsanız yapın; elinizdeki karayı İstanbul Büyükşehir Belediyemize çalamadınız, bundan sonra da çalamayacaksınız! Terörle iltisaklı olanların ortada gezdiğini iddia ediyorsanız, sorumluluk sizindir!”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel; “Suç İçişleri Bakanımız yeni kumpas peşinde. Bu kaçıncı iftira? Boğaziçi öğrencilerine attıkların yetmedi sıra İBB çalışanlarına mı geldi? Türkiye’de 160 PKK’lı kaldı diyordun, şimdi 455 PKK’lı İBB’de çalışıyor diyorsun… Kendi açıklaman seni yalanlıyor ama sen utanmıyorsun.”

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu; “Unutmayalım ki iktidar her sıkıştığında hep yaptığı gibi yalana, dolana sarılıyor. Terör örgütleriyle iltisaklı arayanlar aynaya baksın diyelim ve konuyu kapatıp işimize gücümüze bakalım. Biz çalışacağız siz gideceksiniz, az kaldı.”

İBB Sözcüsü Murat Ongun; “Bu saatten sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu millete emanettir.”

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan; Habur’dan gelen teröristlerin ayağına mahkeme gönderip davul zurnayla karşılatan, teröristlerle pazarlık yapan, Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkaran, devletin kadrolarını FETÖ’ye peşkeş çeken, kumpas davaları açtıran Ekrem İmamoğlu muydu? Hem suçlusunuz hem de arsız. Bu düzen değişecek.”

İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına, muhalefet partilerinden de tepkiler geldi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal “TV’ye çıkıp FETÖ’ye ne kadar çok hizmet ettiğini itiraf eden, kendini ihbar eden Ankara’nın en büyük günah organizatörü Melih Gökçek’e soruşturma yok ama jet hızıyla İstanbul sine soruşturma var” dedi.

******

AKŞENER: “KENDİ KENDİNİZE SANDIKTA ŞAMAR YEMENİN TAŞLARINI DÖŞEMEYİN”

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD), “ESİAD Liderler Buluşması” toplantısına katılan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne alınan personeller hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan soruşturmayla ilgili çok sert konuştu.

Meral Akşener, “Dün önce Sayın Erdoğan’ın sonra da Sayın Soylu’nun İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun işe aldığı insanların aileleri ilgili bir soruşturma başlatıldığını bunu terör örgütü ile irtibatlı insanların işe alındığına yönelik duyumlar olduğunu ve bununla ilgili çalışma başlanıldığını duyurdular. Beyler, gerçekten aklınızı başınıza alın. Milli iradeye her el uzattığınızda o elinizin üstüne bir şamar yiyorsunuz. Bütün belediyelere alınan kişilerin resmi olarak işe alındığı andan itibaren GBT denilen yani güvenlik durumlarına bakılır hukuki olarak bir problem var mı diye. Bu devleti yönetenlerin görevi. Terör örgütü ile herhangi bir bağlantısı olanların bu sorgulamanın karşısında gereğini yapmakları. Terör örgütüne yardım ve yataklık yapanlar eğer bilinmiyorsa, devletin yönetenler tarafından bilinmiyor ya da bilinip tuzak kurulmak için sessiz kalınıyorsa bu bambaşka bir biçimde tartışılması gereken durumdur, aynı zamanda bir suçtur. İstanbul’da daha önce Büyükşehir Belediyesi’ni alan Millet İttifakı’nın adayı İmamoğlu’nun seçim sonucunu iptal ettiniz. İstanbullular size ne yaptı? İkinci turda 805 bin oy farkla sizi cezalandırdı. Bu millet sandıkta hür iradesi ile attıkları oyların sonucuna el uzatanları her daim cezalandırmıştır. Yapmayın beyefendiler. Kendi kendinizin, yani birilerine tuzak kuralım derken kendi kendinize sandıkta şamar yemenin taşlarını döşemeyin. Türkiye huzursuzluktan bıktı. Bu millet ucuz kutuplaştırmalar üzerinden birbirine düşmen edindirme eylemlerinden bıktı. Biz artık huzur istiyor, üretmek istiyoruz, işlerini düşkün yapmalarını istiyoruz, biz dürüst ve namuslu bir biçimde çakışıp istihdam yaratmak istiyoruz ve her an başımıza iş gelecek tedirginliği ile yaşamak istemiyoruz diyor bu insanlar. Benden söylemesi sonra uyarmadı demeyin” dedi.

“BU SUÇLAMALAR KENDİ ÜZERLERİNE YÜKLENECEKTİR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)- CHP’nin devlet ve ulus yapısındaki özgün yeri oldum olası AKP’yi kıskandırmaktadır. Bu bakımdan iktidar partisi elindeki yasal yöntemlerle kendilerine karşı olan güçleri zayıflatmak, onları geçersiz, etkisiz kılmak için her türlü çabayı göstermektedir. Dikkat ederseniz iktidar partisi genel başkanlarının suçlayıcı sözleri, kara çalmaları, öteden beri halk partisine yönelik olumsuz davranışları artık ulusta bir tiksinme uyandırmıştır. Ancak iktidar bu haksız, dayanaksız suçlamaları geçerli kılmak için çeşitli yollara başvurmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik suçlamaları bundan ibarettir. Ülkemizin her yerinde, her organında böyle suçlamalara muhatap olacak insanlar seçilebilir. Yeter ki iyi niyetli olalım bunlardan uzak duralım. Ama iktidar partisi kendisine yönelik eleştirileri karşılamak onları geçersiz kılmasa bile hafifletmek için muhalefet partisini özellikle de ana muhalefet partisini suçlamayı yeğlemektedir. Bunu sürdürme çabaları her gün halkoyu tarafından kınanarak karşılanmaktadır. Ama bunun farkında olmayan iktidar, Cumhuriyet Halk Partisine yönelik suçlamalarıyla kendilerine sempati topladıklarını, halk partisine olan sempatiyi de azalttıklarını sanmaktadırlar. Bu derin ve büyük bir yanılmadır. Bu bakımdan ben kendilerinin yaptıkları ortadayken, eleştirilecekten önce kınanacak çok yönleri varken Cumhuriyet Halk Partisine yapılan suçlamaları geçersiz buluyorum. Bu suçlamalar kendi üzerlerine yüklenecektir.

İmamoğlu tepkilerinde haklı. Varsa ellerinde bir kanıt siyasal iktidar her türlü işleme girişebilir. Ama dayanaksız suçlamalarla, yakıştırmalarla, dedikodularla bir sonuç alınması, hukuken asla uygun görülemez. *******

—–

“’İTHAM ET, İZİ KALIR’ ANLAYIŞI ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Metin Öney (Eski milletvekili)- İçişleri Bakanlığı tarafından, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında “Terör örgütleri ile iltisaklı/irtibatlı kişilere işbaşı yaptırdığı iddia ve tespitler” üzerine “özel teftiş” başlatılması ile ilgili birkaç açıdan yorum yapmak gerekir. Şöyle ki:

Gerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve gerekse İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutum ve davranışları, girdikleri seçimde gösterdikleri üstün başarı ve icraatları ile sadece İstanbul ve Ankara’nın değil; tümüyle Milletin dikkatini çekmekteler. Denilebilir ki bütün belediye başkanları arasında belirttiğim vasıfları itibariyle farkındalık yaratmaktadırlar.

Bunun yanı sıra, önümüzde yapılacak ve son derece önemli olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Millet ittifakının kamuoyunda en güçlü adayları olarak isimleri geçmektedir.

Bu sebeplerle isimlerinin çeşitli ve dayanaksız sebeplerle yıpratılmak istendiği de bir gerçektir. Bütün bunların yanı sıra, son derece sıkıntılı bir ekonomik durumun üzerinden dikkatlerin dağıtılması için de algı operasyonu ile birlikte gündemi değiştirme çabaları da açıkça gözükmektedir.

Hukuksal açıdan konu ele alındığında: “Terörle mücadelede” söz konusu başarı sık sık vurgulanırken, Devletin bir büyük kurumuna çok sayıda “terörist” alınabilmesi, izahı mümkün bir olay değildir. Personel alınırken çeşitli “güvenlik soruşturmasından” geçildiği de bir gerçektir.

Kaldı ki, “iltisak/irtibat” varsa, bunun tespit edildiği an olaya Cumhuriyet Savcılığının derhal el koyması ve güvenlik güçlerinin de bu doğrultuda harekete geçmesi, hukuksal bir mecburiyettir. Böyle bir konunun “siyasete malzeme” yapılmayacağı ve yapılmaması gerektiği de bir gerçektir.

Hukuk devletin de, kişilerin aksi ispat edilinceye kadar “masum” oldukları da bir hukuksal gerçektir. Bu sebeplerle, Demokratik Hukuk Devletinde, iddiaların delillere dayanması ve ondan sonra konunun ortaya konması kişi hak ve özgürlüklerinin teminatı olduğu asla unutulmamalıdır. Aksi halde, “itham et, izi kalır” anlayışı hâkim olur ki, böyle bir anlayışı kabul etmek de asla mümkün değildir.