Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dış politikada zorlu bir süreç bekliyor

Yeni yıla yeni umutlarla girmeyi çok arzu ederiz. Ama öyle görünüyor ki; 2022 yılı, geçmiş yıllardaki hataların telafisi için uğraşacağımız bir yıl olacak. Bunun emareleri şimdiden görülmeye başlandı.

Son on yılda ABD ve bazı AB ülkelerinin telkinleriyle uygulamaya koyduğumuz Ortadoğu politikamızdan ülkemizin lehine hiçbir sonuç alamadık. Neredeyse bütün bölge ülkeleriyle ilişkilerimiz bozuldu. Şimdi Mısır, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ermenistan’la ilişkileri “normalleşme” adı altında geliştirmeye çalışıyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumda bu adımların nelere mal olacağını, hangi tavizleri vermek zorunda kalacağımızı henüz bilmiyoruz. Bu süreçte ABD IŞİD’le mücadele bahanesiyle PKK’yı Suriye’ye yerleştirdi. Şimdi de IŞİD’in Kerkük’e girmeye hazırlandığı bahanesiyle Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi (IKYB) peşmerge güçlerinin Kerkük ve ilçelerine sevk edildiği, Irak Türkmenlerinin; Kerkük’ün IKYB tarafından işgal edilmekte olduğu endişesi içinde olduğu haberlerini alıyoruz. Bölgemizde IŞİD’le mücadele bahanesiyle büyük Kürdistan adım adım kuruluyor… Bunun yanında ABD ile birlikte girdiğimiz Suriye macerasının faturasını ülkemizde milyonlarca sığınmacıyı ağırlayarak, kendi kaynaklarımızla Suriye’nin kuzeyinde yerleşim merkezleri inşa ederek ödüyoruz. AB, sığınmacıların Türkiye’de kalması halinde mali destek vermeyi taahhüt etmesine rağmen bundan kaçınıyor, mutabakatın güncellenmesi konusunda isteksiz. Yunanistan sınırına duvar örüyor. Güneydoğu bölgemiz Araplaşmış durumda… Hatta artık Hatay’ın Suriye’ye ait olduğu bile dillendirilmeye başlandı. Özetle Suriye ile ilişkiler ve sığınmacılar da uzun yıllar sorun olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Yunanistan Ege’de 19 ada ve iki kayalığı anlaşmalar hilafına işgal etti, silahlandırdı. Anlaşmalarla sadece kullanım hakkını verdiğimiz Taşoz adası yakınlarında, Türk karasularında günde 4 bin varil petrol çıkarıyor. Durumunu sağlamlaştırmak için ABD ve başta Fransa olmak üzere AB ile iş birliği halinde ve sürekli silahlanıyor. Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarımızı durdurduk. Libya ile ilişkilerimiz dondurulmuş görünüyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Mısır’ı yanına alarak yeniden bir münhasır ekonomik bölge krizi çıkarmaya hazırlanıyor. Böyle devam etmesi halinde Ege ve Doğu Akdeniz’deki kayıplarımızı telafi etmemiz çok zor görünüyor.

ABD ile ilişkilerimiz en soğuk döneminde. Rusya’dan satın aldığımız S-400 füzeleri bahane edilerek F-35 projesinden ihraç edildik. Zararımızı F-16 alarak gidermeye çalışıyoruz. Oysa F-35 projesinden ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) çerçevesinde çıkarılmıştık. CAATSA yaptırımları F-35’leri kapsıyor da F-16’lar kapsam dışı mı? Yoksa yine kandırılıyor muyuz? Asıl sorun S-400’ler mi, yoksa başka pazarlıklar, ABD’nin bizden istediği başka şeyler mi var bilmiyoruz.

ABD ile ilişkiler zayıfladıkça Rusya’ya yanaşıyoruz. Astana süreciyle Suriye’de bir iş birliği geliştirilmişti. Sonradan İdlib’de radikal İslamcı muhaliflerle mücadele konusundaki taahhütlerimizi yerine getirmemekle suçlandık. Ardından Ukrayna’ya İHA ve SİHA satışımız Rusya tarafından düşmanca tutum olarak algılandı. ABD, Rusya-Ukrayna gerginliğine müdahil olmamızı istiyor. Rusya ise ilişkilerde oldukça temkinli. Rusya’nın dış politikadaki kararlı duruşuna bakıldığında, Türkiye’yi kontrol altına almadan lehimize adım atması mümkün görünmüyor.

Dışarıdan gözlemleyenler, dış basındaki haber ve analizlerinde;“Türkiye’nin, uluslararası kamuoyunda; demokrasisi gerileyen, ekonomisi krize sürüklenen, dış politikada zikzaklar çizen, öngörülemez bir ülke görüntüsü sergilediğini” dillendirmekte…

Bunların yanında terör sorunumuz hala devam ediyor. Ama terörle mi, teröristle mi yoksa kendi kendimizle mi mücadele ediyoruz belli değil. Terörle mücadelenin siyaset üstü bir anlayışla ele alınması gerekirken siyasi propagandaların malzemesi olmuş durumda. Böyle devam ederse terör sorunu daha çok uzun yıllar gündemden düşmeyecek gibi görünüyor. Dileriz daha fazlası olmaz.

Dış politikamızda tablo oldukça karamsar. Bunda iç politikadaki zafiyetlerimizin, ekonomik sıkıntılarımızın büyük rolü var. Ama sorunlarımız ne kadar büyük olursa olsun Türk Milleti mutlaka bir çözüm bulacaktır. Yeter ki siyasi çıkarlar uğruna birlik, beraberlik ve bütünlüğümüz bozulmasın. 2022 yılının ülkemiz ve milletimiz için dostluk, kardeşlik, barış, hoşgörü ve huzur dolu bir yıl olması en büyük dileğimizdir.