Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sincan ve ABD arasında neler oluyor?

Birleşik devletler başkanı Biden geçtiğimiz Perşembe günü Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesinden neredeyse tüm ithalatı yasaklayan yasa tasarısını onayladı. Böyle bir imzanın ardından Uygurların bölgede yaşadığı sıkıntılara bir nebze olsun çevrilmiş oldu. Çin ise ABD’yi “yalan yaymakla” suçlayarak Washington’a aynı derecede karşılık vereceğini söyledi.

Tabi böyle bir kararın ardından alınacak karar tabi ki yaptırım kararı olacaktı. Eski Başkan Trump böyle kararları ne güzel twitterdan yayınlıyor hatta “winter is coming” modasına uyarak “yaptırımlar geliyor” diyerek kendisinin resmini paylaşırdı. Tasarının hazırlanmasında başrol oynayan Marco Rubio “Bu, Çin Komünist Partisini köle emeği kullanmaktan sorumlu tutma için ABD tarafından şimdiye kadar gerçekleştiren en önemli ve etkili eylem” dedi.

Tabi ki bu eylem uluslararası ilişkiler normlarının ihlalidir! Bu bağlamda Çin yaygarayı koparacak ve hakkını en katı şekilde arayacaktır. Tabi elindeki kartları da doğru oynamalıdır! Mesela Çin dünyanın en büyük pamuk üreticisidir bu noktada ABD’de yapılan çoğu elbisenin %20 sinin pamuğu da buradan gelir;  aynı zamanda güneş paneli yapımında kullanılan malzemelerin çoğu Çin’de yapılıyor.

İnsan hakları uzmanları, tanıklar ve ABD hükümeti, bir milyondan fazla Uygur’un ve diğer Müslümanların İslami kültürel geleneklerini silmek ve onları Çin’de çoğunluğu oluşturan Han ulusuna zorla asimile etmek amacıyla kamplarda hapsedildiğini söylüyor.

Washington, Çin’de uygulanan bu politikayı “soykırım” olarak nitelendirdi.

Bazı Çinli yetkililere ve işletmelere yönelik yaptırımlar ülkede halihazırda uygulamaya sokuldu. ABD ayrıca, Sincan’daki durumu protesto etmek için Pekin Olimpiyatları’nı diplomatik olarak boykot ettiğini duyurdu.

Pekin, Uygur Müslümanlarının tutulduğu bu yerleri mesleki eğitim merkezleri olarak nitelendiriyor ve saldırıların ardından radikal İslam’ın etkinliğini azaltmaya çalıştığını söylüyor.

Yeni yıl

Bir yılı daha bitiriyoruz.

Ömür takvimimizden 365 gün daha akıp giderken, saçlarımıza beyazlar, yüzümüze kırışıklıklar aldık. Tabi açıkça söylüyorum Türkiye gündemi ile alakadar olduğumuzdan ötürü, Amerika’da yaşayan aynı yaş grubumuza göre yıpranmışlık payımız epey arttı.

Gündemler üzerinden geriye dönük bir yılın özetini yapayım istedim ama yazıları okuyunca 10 gün bile geriye gitsem kendimi 1950’lerin gündemleri ile haşır neşir buldum. Düşünsenize ülkenin Başkana “verin yetkiyi görün etkiyi” diyerek meydanlarda Trump’ı yıkmak için gezinmesinden mi almalıyım yoksa hazine bakanı Jenet Yellen’ın “ekonomi gözlerdeki pırıltıdır” diyerek yogi vari çıkışına mı değinmeliyim yoksa ülkenin para biriminin diğer ülke para birimlerine göre hareketliliğini ve neredeyse her gün harlanan bir aleve nasıl gaz dökülmesi ni mi yazayım bilemedim. Ne deyim bu kadar Çin’den bahsetmişken ekonomide “Çin olmadan adam çarpma” stratejisini de yaşayacağız…

Bir başkadır benim Amerika’m, anlatması güçtür…

Bu durumda bile kötü günler geride kaldı, şimdi daha kötü günler başlıyor diyerek kendine motivasyon vereceği yerde boş vermişlik havasında dalga geçebilecek başka bir ülke sanırım bulunamaz gibi geliyor!

Neyse neyse…

Herkes için bir öncekinden daha huzurlu, sakin, bol kazançlı bir yıl diliyorum!

Umarım kalbinizden geçenler sizleri hiç ummadığınız bir noktada bulur.

Şimdilik bu kadar!

Haftaya kadar umarım hiç tanımadığınız birinden kendiniz adına çok güzel haberler alırsınız. O zamana kadar görüşmek üzere, hoşça kalın…