Şiddete karşı “güç birliği” paneli

Çorum Hitit Dernekleri (ÇHD) Federasyonu Kadın ve Gençlik Komisyonları, düzenledikleri panel ile “Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele ve Farkındalık” için çağrıda bulundu.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panel, Gençlik Komisyonu’nun hazırladığı “Uyanış” adlı skeç ve Ayberk Aşalı’nın müzik dinletisi ile renklendi.

ÇHD Kadın Komisyon Başkanı Gül Sağdıç Tuncar’ın açılış konuşması ile başlayan panelde, Uzman Psikolog Ayşegül Semerci, Ankara Barosu Gelincik Merkezi Divan Üyesi Av. Zeynep Tepegöz kadına karşı şiddet ile mücadele konusunda bilgilendirme yaptı.

Kadın elinin değmesi ile sorunların çözüleceğine vurgu yapan Gül Sağdıç Tuncar, “Bu düzeni değiştireceğimize inanmalıyız” dedi. İçinde bulunulan karmaşık sürecin çözümünde kadınların önemine dikkat çeken Tuncar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Tabi sadece inanmakla yetinmemeliyiz. Birlik olup her şeyin doğrusunu yapmaya çalışmalıyız. İyi eğitim almış, donanımlı, aile içerisinde saygı ve sevgi görmüş bireyler de yetiştirmeliyiz. Bizler bu toplumun bir ışığı olan kadınlarız. Bu topluma iki temel hakkın hakkaniyetini öğretip, eşit ve addedilen muasır medeniyet seviyesine ulaşıncaya kadar savaşacak, bilinç taşı olarak toplumu aydınlatacak duruş ve düşünceye de sahip bireyleriz.

Toplumumuz içerisinde her ne kadar ötekileştirilip, ayrıştırılsak da bizler bir olunca, birlik olunca daha güzel ve yaşanabilir bir dünya mümkün. Her ne kadar sözlerimiz yok hükmünde sayılsa da, inatla ve azimle bu yolda yan yana ve omuz omuza mücadele etmeliyiz.

Ortak bilinç olarak tek bir hedefimiz olmalı toplum içerisinde daha iyi yeri olan, daha güvenli ve emin adımlarla yolda daima ileriye yürüyen korkusuz, cesur ve bir o kadar da eşit ve herkesin hakkını savunan ortak bir hedefi şiar edinmek gerekir. Yaşasın dayanışma, yaşasın İstanbul Sözleşmesi. Eşiz, eşitiz, geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.”

“BİLEREK İSTEYEREK ZARAR”

Tesadüfen ya da kazara değil, bilerek ve isteyerek karşıdaki kişinin zarar görmesine sebep olan bütün davranışlara şiddet dendiğine vurgu yapan Uzman Psikolog Ayşegül Semerci ise, Kadına yönelik şiddet kavramının, dünya sağlık örgütü tarafından “kadının bedensel bütünlüğüne sırf kadın olduğu için yapılan her türlü fiziksel, cinsel veya psikolojik müdahaleler sonucunda kadının zarar görmesi ve toplum içinde ya da özel hayatında kadına baskı uygulanılarak özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanması şeklinde tanımlanmıştır.” bilgisini verdi.

Kadına şiddet konusunu temelden ele almak gerektiğini belirten Semerci, şöyle devam etti:

“Dünya’da bulunan tüm varlıklar için en belirgin ayrımlardan biridir, cinsiyet. Bu ayrım –dişil,-eril ayrımı biyolojik bir ayrımdır ve tüm varlıkların soyunun devamında rol oynar. Bu biyolojik ve soy devamındaki ayrım zaman içerisinde anlam kaymasına uğramıştır. Toplumsal bir anlam ifade eder olmuştur. Hepimiz doğduğumuzda bir toplumun içinde var oluruz ve bulunduğumuz toplumda bize öğretilen değer yargıları, cinsiyet rolleri ile ilgili atıflar vardır.

Örneğin; Kız çocuklara pembe kıyafetler giydirilirken erkeklere mavi giydiriliyor. Erkek çocukların arabalarla oynaması uygunken kız çocukların bebeklerle oynuyor olması uygun görülüyor. Ya da erkek çocuk yanımızda otururken kızımıza sen mutfakta annene yardım et diyerek bu tip cinsiyet şemaları pekiştiriliyor. 2,3 yaşlarından itibaren şemalar şekillenmeye başlıyor ve bizim zihinsel şemalarımız oluşuyor. Yani dünyayı anlamlandırma şeklimiz. Birer yetişkin olduğumuzda bu cinsiyet ayrımı çok keskin bir hale geliyor.

Toksik aile yapısı bu anlamda kritiktir. Burada sadece erkek değil kadında ona atfedilen rolleri yadırgamamaya başlar. Ayırt edemez çünkü babasıda böyle yapardı. Olanları bir şiddet olarak görmez. Sen ne biçim kadınsın? ( bir yerden sonra evet ben kötü işe yaramaz bir kadınım olarak görür. Dünyanın en büyük suçu sanki o yemeğe 1 kaşık fazla tuz atmakmış gibi.

Toksik bir ailede büyüdüğü için normalinde o olduğunu sanır. Burada bir şiddet sarmalı var.  Erkeğin ona kızıyor olması, kısıtlayıp kıskanç davranmasından hoşlanmaya başlar. İnsan sevdiğini acıtır gibi garip bir algı var çünkü toplumumuzda. Temelimizde bir sorun var.”

Şiddetin türlerine de değinen Semerci, “Fiziksel şiddet bir şekilde görünüyor ama psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, dijital (tekno), flört şiddeti bunlar çok fazla hasıraltı ediliyor. Çok fazla görünmüyor.” dedi.

Şiddete uğrayan kadıların mücadele yöntemleri ile ilgili bilgilendirme de yapan Semerci şunları söyledi:

“Aile ve sosyal politikalar il müdürlükleri, Koza- Şiddet önleme ve izleme merkezleri, Alo 183 telefon hattı, valilikler-kaymakamlıklar, Cumhuriyet Başsavcılıkları-Aile Mahkemesi Hâkimleri, polis merkezleri-jandarma karakolları, sağlık kuruluşları, belediyelerin kadın danışma merkezleri, baroların kadın danışma merkezleri ve adli yardım kurulları, kadın sivil toplum kuruluşları, ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalanlara yönelik verilen tedbirlerin etkin olması için izleme yapan birimlerdir. Son olarak unutmayın; her sessiz kalınan şiddet bir gün sizi bulur.”

Ankara Barosu Gelincik Merkezi Divan Üyesi Av. Zeynep Tepegöz de, panel katılımcılarına kadının maruz kaldığı şiddet karşısında hukuki hakları konusunda bilgi verdi.

ÇHD Federasyonu’nun bileşeni olduğu Anadolu Güç Birliği Konfederasyonu’nun diğer bileşenleri Aydos Köy Dernekleri Federasyonu, Erzurumlular Dayanışma Federasyonu, Kars ve Çevre İller Demokrat Dernekler Federasyonu, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu ve Yozgat Demokrat Dernekler Federasyonu üyeleri de panele yoğun ilgi gösterdi.