Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kemal Baytaş’ın ardından

Bizim gibi ileri yaşlardaki insanlar, devletine ve milletine iyi hizmetler vermiş değerleri, dostları, arkadaşları peş peşe kaybetmenin acı ve hüznünü çokça yaşıyor.

Gençliğimizde doğum günü, yaş günü, nişan ve nikah, mezuniyet, terhis gibi sevinçli haberleri alır, düğünlere, balolara ve kutlama törenlerine filan katılırdık. Şimdi ise hastanelerde, cenaze törenlerinde, mezarlıklarda, mevlitlerde yapıyoruz son görevlerimizi. Her fani elbette bir gün ölümü tadacak. Onun için doğum nasıl normalse hayatlarda, ölüm de öyle… Öyle ama acısı da yüreklerimizi dağlıyor, sevenlere gözyaşlarını seller gibi akıtıyor işte.

Bir Kemal Baytaş ağabeyimiz vardı. 1927 yılında Elazığ’ın Ağın kazasında doğmuş, zor imkanlar içinde okumuş, Ziraat Fakültesini başarıyla bitirmiş genç ve istikbal vadeden bir mühendisti. Göreve başladığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü onu, ihtisas yapmak üzere Amerika’ya göndermiş, dönüşünde tüm Ankaralıların göz bebeği olan Çubuk Barajı’nın müdürlüğüne tayin etmişti. Bu genç müdür, geceli gündüzlü çalışarak hem Ankara’nın suyunu sağlayan barajı mükemmel bir şekilde yönetmiş, hem de orayı Başkent’lilerin mesire alanı haline getirmişti. O dönemde hafta sonları Çubuk Barajına gitmek, açık havada ve parklarda, çiçekler arasında gezinmek ve ailece piknik yapmak, herkesin hayalini süslerdi. İşte o genç mühendis, Ankaralılara yaşattığı bu muhteşem mekanı yaratması, o güzelim park ve bahçeleri, havuzları yapması, o görsel güzelliklerin mimarı olması nedeniyle, DSİ Genel Müdürü merhum Süleyman Demirel’in büyük sevgi ve takdirini kazanmıştı.

Demirel siyasete atılıp, seçimlerde iyi oy alıp, koalisyon hükümetine ortak olunca, o genç ve başarılı mühendis Kemal Baytaş’ı, Turizm Bakanlığına tayin ederek, ülkemize turizm alanında büyük hizmetler yapmasını sağlamıştır. Baytaş, dönemin çok başarılı merhum Turizm Bakanı Barlas Küntay ve Müsteşar Mukadder Sezgin’le birlikte, Ege ve Akdeniz’in planlamasında ve bugünkü değeri kazanmasında çok önemli rol ve görevler üslenmişti. Bugün eğer Ege ve Akdeniz’deki muhteşem otel ve tatil köyleriyle, ülkenin arkeolojik ve kültür varlıklarıyla övünüyorsak, bunda Kemal Baytaş’ın payı büyüktür. Kemal ağabeyi ben ve Güneri Civaoğlu ilk tanıyan ve yaptıklarını hayranlıkla izleyip destekleyen ilk dostlarıydık. Kemal Baytaş sadece iyi bir bürokrat, sadece geniş vizyonlu bir yönetici değil, sanat ve kültüre de çok değer veren ve katkılarda bulunan çok kıymetli bir insandı. Örneğin bunca görevleri arasında Ankara Sanatseverler Derneği Genel Sekreterliğini de yıllarca başarıyla sürdürmüş, pek çok sanatsal etkinliğin altına imzasını atmıştır.

Çok güçlü ve lider bir kişiliğe sahip Kemal Baytaş’ın yaptıklarını ve ülkemize kazandırdıklarını anlatmaya sayfalar yetmez. Gelin bu müthiş başarıların özetlerine bir göz atalım. Kemal Baytaş Turizm ve Kültür Müsteşarlığı dönemlerinde,  özellikle Akdeniz’in fiziki planlaması ve teşvik tedbirleriyle, bölgede müthiş güçlü ve verimli bir potansiyelin yaratılmasında büyük mesai harcamış, emek vermiştir. Hatırlarım, bu planların hazırlanması için TBMM’nin karşısında bir apartman kiralanmış ve içinde 100’den fazla mimar görevlendirilerek, yıllarca bölgelerin fiziki planları çizilmiştir. Yine müsteşarlığı döneminde Baytaş, Devlet Halk Dansları topluluğunu kurmuş, bu topluluğa dünyanın çok önemli merkezlerinde konserler verdirmiş, Türkiye’nin tanıtımının başarıyla yapılmasını sağlamıştır. Günümüzün Anadolu Ateşi topluluğu, rahmetli Baytaş’ın Halk Dansları topluluğundan esinlenerek yola çıkmıştır.

1980 yılında emekli Amiral Işık Biren’in, Turizm Tanıtma Vakfı kurmamız yolundaki talebini daha ileriye taşıyan Kemal ağabeyimiz, Vakfı (Türk Tanıtma Vakfı) adıyla hayata geçirmiş, burada da çok önemli tanıtım hamleleri ve projeleri yapmıştır. Nitekim vakıf gösteri ve sanat topluluğunu da kurarak, dünya etrafında 1,5 milyon kilometre kat edip, 5 kıtadaki 37 ülkede konser, gösteri ve sanatsal etkinliği gerçekleştirmiştir. Baytaş’ın yaptırdığı plaklar, bastırdığı kitaplar yurt dışında (kendi dalında en başarılı yapıtlar) ödüllerini almış, tüm bu çalışma ve etkinlikler nedeniyle kendisi 70’i aşkın ödül, plaket ve takdirnameyle taltif edilmiştir. 1984 yılında Turizm Bakanlığından kendi isteğiyle emekliye ayrılan Baytaş, Türkiye-Rusya ve Türkiye-Çin Dostluk derneklerini kurmuş, yıllarca başkanlıklarını sürdürmüş, uluslararası dostluğa katkıları nedeniyle kendisine Çin Hak Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Tataristan Özerk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından (üstün hizmet ve onur madalyaları) verilmiştir. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyet’i tarafından Baytaş’a (dostluk ve halk Büyükelçisi) unvanı da tevdi edilmiştir.

Durun daha bitmedi. Ankara Gazi ve Dumlupınar Üniversiteleri ona Fahri Doktora unvanı verdi, törenle cübbelerini giydirdi. 2007 yılında Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından gelecek kuşaklara öncü ve örnek olmuş, topluma ışık tutmuş kişiler kapsamında Prof. İhsan Doğramacı, Muazzez Çığ, Halil İnalcık ile birlikte Baytaş’a (Sema Yıldızı) ödülü verildi. TÜRYAK Vakfı ve Hacettepe Üniversitesi tarafından, meslek hayatında ulusal ve uluslar arası düzeyde başarılı sosyal ve kültürel faaliyetleriyle topluma örnek ve öncü olmaları gerekçesiyle, Süleyman Demirel-Kamran İnan-Hayrettin Karaca-Yıldız Kenter-Türkan Saylan’la birlikte Baytaş, (Örnek Kıdemli Vatandaş)ödülüne layık görüldü. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ona (Tanıtım-iletişim Büyük Ödülünü verdi. Akdeniz Gazeteciler Derneği ise Baytaş’ı (yılın adamı)seçti.

Son nefesine kadar kalbi devleti ve milleti için çarpan büyük vatansever, Atatürk’çü, demokrat kişiliğiyle Kemal Baytaş, uzun yıllar gazetelerde ve özellikle SÖZCÜ’de de makaleler yazdı, Türkiye’ye sürekli hizmetini kalemiyle de sürdürdü. Fenerbahçe’mizin bir dönem Başkan Vekilliğini de yapan Kemal ağabeyimiz, tüm varlığını ve servetini de (Kemal Baytaş Vakfı) na bağışlayarak, hedeflerinin ve ülkenin iyiliğine odaklanmış üstün gayretlerinin yaşamasını, istikbal vadeden gençlerimizin eğitilmesini, korunup kollanmasını da düşündü.

55 yıllık çok değerli bir dostunu, ağabeyini, bir Türkiye sevdalısı ve gerçek milliyetçisini kaybetmiş olan bu satırların yazarı, Kemal Baytaş’ı gözyaşları içinde uğurlarken, ona Allah’tan sürekli rahmetler diliyorum. Mekanı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun. Kendisine bu ülkenin kıymet bilen bir evladı olarak tüm yaptıkları için teşekkür ediyorum. Ailesinin, tüm sevenlerinin, sevdiklerinin, yakınlarının başı sağ olsun.