Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Bir Başkan, bir Rektör, bir Büyükelçi; yazılmalılar (3) !..

“Evet, yazılmalılar… Onları ‘ziyaret etme sırama göre’ yazacağım… Bu dizi 3 hafta sürecek… İşte ilki; Dr. Mustafa İduğ… Atatürk ile yaşıt (Resimde göreceksiniz) bir Belediye’nin, Bornova’nın Belediye Başkanı; 1881!..” diye başlamıştı, önceki hafta başlayan “Bir Başkan, bir Rektör, bir Büyükelçi; yazılmalılar” başlıklı yazım.

Geçen hafta ise köşemde bir “REKTÖR” vardı; Prof. Dr. Mehmet Cemali Dinçer… Yaşar Üniversitesi Rektörü… Sohbetine doyamamıştım…

Bu hafta “3 haftalık” yazı serim, “bir büyükelçi ile” noktalanıyor… Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi “büyükelçi” Naciye Gökçen Kaya… 57 yaşında ve…

1986 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuş, 1989 yılında aynı üniversitede yüksek lisans çalışmasını tamamlamış. 1986 yılında Dışişleri Bakanlığı’na girmiş, 2003-2007 yılları arasında Lübliyana Büyükelçiliği’nde müsteşar ve birinci müsteşar olmuş bir hariciyeci…

2007-2013 yılları arasında bakanlıkta çeşitli genel müdürlüklerde daire başkanlıkları, genel müdür yardımcılıkları yapmış ve 15 Ekim 2013’te Santiago Büyükelçisi olarak atanmış, 2018 yılının başına kadar bu görevi yürütmüş… 11 Kasım 2019’dan beri de Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi…

Ona niye gittim; taaa Abdülhamid Devri’nde “Rumların İngilizler aracılığıyla ‘Burada onları istemiyoruz, rahatsızız’ diyerek yaptığı baskı sonucu” Bodrum tarikiyle Libya’ya götürülerek Bingazi’nin Susa kasabasına yerleştirilen “GİRİTLİ” Türk ve Müslüman ailelerinin bugün bir “Yunan oyunu” ile karşılaşmaları ve “yaşadıkları sorunları” anlatmak için…

Kim anlatacak; “kendisi de o ailelerin çocuğu olan ve 20 yıldan fazladır İzmir’de yaşayan, Türk vatandaşlığına da geçen, yakın arkadaşım “avukat” Levent!..

Haftalar önce “ondan aldığım” bilgilerle “Konsolosları aracılığıyla Susa’daki Türk ve Müslüman ailelerinin üzerine çökmeye çalışan Yunanlıların oyununu” anlatmıştım, bu köşede…

Dahası, “oraya yaşayan” Türk kökenli Müslüman ailelerin “Türkiye’ye gelme, TC vatandaşı olma” konularında da sorunları vardı…

İşte Levent kardeşim “bütün bunları” Büyükelçi Naciye Gökşen Kaya’ ya anlattı.

Son derece dikkatle notlar aldı, Büyükeçlimiz, Dışişleri Bakanlığı’na iletilmek üzere…

Bu arada “Naciye Gökçen Kaya’yı da yakından tanıdık”; bize “Göbekli Tepe’yi ve Santiago Büyükelçisi iken , ‘Dünya Tarihi’ni değiştiren’ bu olayı Şili başta, Güney Amerika’ya nasıl tanıttığını” anlattı. “Arkeoloji merakı ve kültürü” beni çok etkiledi.

Ben de “Kulalı kardeşim eski TRT programcısı İsmail Özboyacı’nın ısrarla ‘Gel gör’ diyerek birkaç gün önce götürdüğü” Kula’yı, “evrensel arkeolojik ve turistik” değerini anlattım. Yeniden gideceğimizi söyledim. Onu da davet ettim, havalar biraz düzelince beraber gideceğiz.

Bilmem ki, böyle bir Kula (Yanık Ülke) gezisine bizimle beraber gelmeğe talip olanlar çıkacak mı?..

+++++++

 

ERDEM…  VE POLİTİKA

Dil politikanın can damarıdır. Ve adeta onu kullananların ruhlarının kutsallaştığı bir mabettir. Küfrün, hakaretin bu mabette yeri yoktur. “Var” deniyorsa, orası politika mabedi değildir.

Ali Naili Erdem

 

+++++++

 

Sözün Özü…

Bugün Türkiye’de devletin, ülkenin, siyasetin, halkın gündeminin başında gelen sorunlar ortada iken, Diyanet İşleri Başkanı, “Aracım eski başkandan kalma, sık sık bozuluyor, yeni araç almaya korkuyorum” diyerek “gündemde sıraya giriyorsa” bilmem ki “inanç dünyamızın kimlerin elinde olduğu” konusunda başka bir şey yazmama ihtiyaç var mı?

 

++++++

Şair Eşref Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?..

Nihat Demirkol

 

+++++++

Başkan’a mesajım var…

Van’dan İzmir’e…

 

Teşekkürler Sayın Başkanım Tunç Soyer, teşekkürler…

İzmir Büyükşehir Belediyesi basın ve halkla ilişkilerde görevli kardeşlerimin gönderdiği “İzmir’deki parklar ‘deprem toplama alanı’ olarak düzenleniyor” başlıklı bülteni okuyunca… Köşemin “Başkana mesaj” bölümünün ilk satırındaki 6 kelimeyi “tekrar tekrar” söyledim.

Deprem Ege’nin ve İzmir’in hep kapısındaydı ve olmaya da devam edecek.

Girit Adası’nın altından, Sisam Adası’nın altına kadar uzanan Ege Denizi boyunca son aylarda tekrar tekrar “tekrarlanan” depremler, sadece Ege kıyılarında oturan halkımızın değil, “deprem uzmanı” Hocalarımızın da uykusunu kaçıracak mesajlar gönderiyordu.

İşte bu sırada sizden gelen “Deprem Toplama alanları” konulu mesaj, yüreğimi epeyse ferahlattı.

Mesajda, “Afetlere karşı direnişli kent inşa etmek vizyonunu” çalışmalarında alınan mesafenin nereye kadar geldiğini, Bayraklı’daki Hasan Ali Yücel Parkı’nda yapılan düzenlemeler ile ve resimleriyle beraber gösteriyordu.

1940’lı yıllarda “ilkokula giderken” Van’ı yıkan deprem sebebiyle “kış aylarını 2 metre yüksekliğinde kar ve ‘askeriyenin mahruti tek direkli çadırları” içinde geçiren Uluç ailesinin bir ferdi olarak “Toplanma Alanları’nın değerini çocuk yaşta yaşayarak öğrenen” Öcal Uluç’tan size ve parklarda “barınmadan sağlığa, enerji başta temel ihtiyaçlarını karşılayacak” düzenlemeyi yapan kardeşlerime yüzlerce teşekkür!.. Sağolun!..

+++++++

İnternet’ten “esen” rüzgarlar…

+++++++++