Windbaba’dan Çandarlı Limanı için çözüm önerisi

Mayıs 2011’de büyük umutlarla temeli atılan ve bugüne kadar yaklaşık 150 milyon dolar yatırım yapılan Çandarlı Limanı’nın akıbetinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

2013 ve 2015 yıllarında işletme ihalesine çıkılmasına rağmen teklif veren firma bulunmayan Çandarlı Limanı’nın Denizüstü Rüzgar Enerjisi Santrallerine odaklanan bir cep serbest bölgesi olması önerisi geldi. Rüzgâr enerjisi sektöründe Türkiye’nin ilk online eğitim ve belgelendirme fırsatı sunan platformu Windbaba’nın Stratejik Çözüm Ortağı ve Yenilenebilir Enerji Danışmanı Dr. Ömer Emre Orhan; bugün sıfır noktasında olmasına rağmen, yakın gelecekte Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de dev kapasitelere ulaşacak Denizüstü Rüzgâr Enerjisi (DRES) yatırımları için Çandarlı Limanı’nın rahatlıkla uluslararası ölçekte bir üretim merkezi olabileceğini söyledi.

 

BU COĞRAFYADA İZMİR TEK

Çandarlı Liman sahasının çok yakınında 2022 yılı itibarıyla ESBAŞ tarafından inşasına başlanacak olan Batı Anadolu Serbest Bölgesi’nin (BASBAŞ) yenilenebilir ve temiz enerji yatırımlarına odaklanması ile bölgede yüksek bir ihracat potansiyeli de oluşacağına dikkat çeken Orhan, “Denizüstü RES’lerde teknolojik gelişim baş döndürücü seviyede. Bugüne kadar Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de başta derinlik sorunu olmak üzere çeşitli nedenlerle kurulum yapılamayan DRES’ler, yüzer temelli teknolojilerin hızla gelişmesi ile artık derinlikten bağımsız olarak kurulabiliyor. Bu coğrafyada İzmir’den başka rüzgâr enerjisinde çok güçlü ana ve yan sanayi yatırımlarına sahip olan, çok iyi yetişmiş insan kaynağı olan, sektörü tanıyan bir kamuoyuna sahip başka bir kent bulunmuyor. Tam bir kümelenme merkezi olan İzmir, bu avantajını üretime ve yüksek katma değere çevirirse bölgenin kaderini de değiştirebilir” dedi.

 

“KAMU OTORİTESİNE İYİ ANLATILMALI”

Bu heyecan verici projenin kamu otoritelerine ve karar alıcılara çok iyi anlatılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Orhan, Denizüstü RES’lerde kanat ve ekipman büyüklüklerinin karada inşa edilen santrallere göre çok daha büyük olduğunu, bu nedenle denizin hemen yanında imalatların yapılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarında da bu üretimlerin hep liman sahalarında tahsis edilen serbest bölgelerde ya da organize bölgelerde yapıldığını anımsatan Dr. Orhan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Denizüstü RES’ler tüm dünyadaki yenilenebilir enerji aktörlerinin odaklandıkları, yatırım ikliminin ciddi şekilde güçlendiği bir alan. Biz de Windbaba olarak bu konuya eğitim planlarımızda geniş yer veriyor ve kariyerini rüzgâr enerjisi sektöründe şekillendirmek isteyen gençlerimize destek oluyoruz. Çandarlı Limanı’na bugüne kadar yapılan yaklaşık 150 milyon dolar kaynağın boşa gitmemesi için hep birlikte el ele verip bu alanı dünyada örnek gösterilecek bir noktaya getirmeliyiz. İzmir’in güncel durumu düşünüldüğünde kamu, özel sektör ve genel halk desteği ile bunun kesinlikle yapılabileceğine olan inancımız tam. Sektörümüzün ilk ve tek eğitim platformu olarak ülkemizin bu yatırım, üretim ve ihracat fırsatını görmesi ve hızlı karar alarak sektörün dev yatırımlarına ev sahipliği yapması gerektiğini düşünüyoruz. Global Rüzgâr Enerjisi Konseyi (GWEC) verilerine göre 2025 yılında karasal RES pazarı yıllık 88 bin 300 MW’a, deniz üstü pazarı ise dört kat artışla yıllık 23 bin 900 MW’a yükselecek. İzmir 4 kanat fabrikasının yanı sıra üç ayrı kule ve bir jeneratör fabrikasına da ev sahipliği yapıyor. Avrupa’da dahi yenilenebilir enerjide bu ölçekte kümelenen başka bir şehir bulunmuyor. Yine kurulmuş fakat henüz devreye girmemiş bir nasel fabrikası da bulunuyor. Bu fabrika da devreye girerse, İzmir bir rüzgar türbininin tüm parçalarının üretildiği dünyadaki tek şehir haline gelebilir. Bunun getireceği prestij tartışılmaz çok etkili olacaktır. Bugüne kadar edindiği üretim tecrübesi ile İzmir; Karadeniz, Ege ve Akdeniz havzasındaki 30’dan fazla ülkeye doğrudan üretim yapabilir konumda. Sektördeki altyapısı ve kümelenme başarısı ile bu alanda rahatlıkla üretim üssü olabilir.”