Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Bir Başkan, bir Rektör, bir Büyükelçi; yazılmalılar (2) !..

“Evet, yazılmalılar… Onları ‘ziyaret etme sırama göre’ yazacağım… Bu dizi 3 hafta sürecek…İşte ilki; Dr. Mustafa İduğ…Atatürk ile yaşıt (Resimde göreceksiniz) bir Belediye’nin, Bornova’nın Belediye Başkanı; 1881!..” diye bşlamıştı, geçen hafta başlayan “Bir Başkan, bir Rektör, bir Büyükelçi; yazılmalılar” başlıklı yazım.

Bu hafta köşemde bir “REKTÖR” var; Prof. Dr. Mehmet Cemali Dinçer… Yaşar Üniversitesi Rektörü…

İzmirli. 67 yaşında. ODTÜ Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği mezunu. ABD Stanford Üniversitesi’nde endüstri mühendisliği ve istatistik yüksek lisansı ile endüstri mühendisliği ve mühendislik yönetimi alanında doktora yapan Dinçer’in biyografisinde daha sonra şunlar yazılı:

1986 yılında Bilkent Üniversitesi’nin ilk akademik kadrosunda yer aldı. 10 yıl Bilkent Üniversitesi’nde çalıştıktan sonra özel sektöre geçen Dr. Dinçer, İzmir’de Yeni Asır gazetesinin genel müdürlüğü yaptı. Daha sonra İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi ile Bilgisayar Bilimleri Fakültesi’ni kurdu. 2006 yılında İzAIR (İzmir Hava Yolları) genel müdürlüğü görevinde de bulunan Dinçer, 2011’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Mühendislik Fakültesi Dekanı oldu ve Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı olarak da çalıştı. İstanbul’un ardından tekrar İzmir’e dönen Dinçer Ege Üniversitesi rektör yardımcılığı görevlerinin ardından Eylül 2014’den itibaren Yaşar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde çalışmaya başladı. Önce Akademik Ofis Direktörlüğü görevini yürüten Prof. Dr. M. Cemali Dinçer 1 Haziran 2015’te Üniversite Rektörlüğü’ne atandı.

Onu, Ege – Koop Başkanı Hüseyin Aslan ile beraber ziyaretine gittiğimizde tanıdım.

Belki inanmayacaksınız ama yarım saatlik ‘Ege – Koop / Üniversite’ resmi ziyareti, “kısa zamanda 40 yıllık dost sohbetine dönüştü” ve saatler sürdü. Türk Tarihi, basınımızın yakın tarihi ve İzmir üzerine yaptığımız sohbete doyamadım.

Güleç yüzü, can ısıtan üslubu ile “bilgi dolu” konuşmaları, esprileri ve de “ziyaret sebebimize bakışı, anlayışı, ‘olumlu sonuçlanması için’ yol yordam göstererek, sonuçlandırışı” Rektör Hocamız için “Neden bu kadar geç tanıdım” sorusunu da gönlüme asıverdi. Hem de “bir süre, bizim meslekte, Yeni Asır Genel Müdürlüğü yaptığı” hâlde…  Kabahat kimin; benim!…

Kemalimizi kaybettik, acımız büyük…

Geçen hafta bu sütunlarda “biri İzmir’de, biri Ankara’da uzun yıllar beraber olduğum, dostlukları, arkadaşlıkları, meslektaşlıkları ile unutmamın mümkün olmadığı iki kardeşimi, Yener Özkesen ile Metin Gören’i bir hafta ara ile kaybedişimizi” acı içinde yazmıştım.

O satırları yazarken, aradan bir hafta geçmeden “gerçek kardeşimizi” 4 Uluç kardeşin en küçüğünü, “Kemalimizi kaybetmemizi ve Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa vermemizi yazacağımı” nereden bilebilirdim…

Benden 12 yaş küçüktü, doğduğu günden bugünlere 73 yıl onunla beraber yaşadım, sevgi dolu bir kardeş, bir arkadaş, bir dost kaybettim. Örnek bir baba ve aile reisi, başarılı bir iş adamı idi. Basketbolcuydu, kısa bir dönem gazetecilik yapmıştı. Galatasaraylıydı.

Onu çok arayacağım, arayacağız. Hatıraları ile yaşayacak ve yaşatacağız.

Biliyorum ki, şimdi nurlar içinde yatıyor ve mekanı cennet!..

Büyük acımızı paylaşan bütün akraba, dost, arkadaş ve meslektaşlarımıza, meslek kuruluşlarımızın Başkan ve Yöneticilerine şükranlarımızı sunarız.

 

ERDEM…  VE POLİTİKA

Paralar konuşunca, cüceler devleşiyor ve sanıyorsunuz ki, cümle çirkinlikler kaybolmuştur. Bilim susuyor, sanat da. Ve Tanrı paranın(!) büyülü askerleri de her yere saldırıyorlar. İneğin arkasından koşar gibi eğrisine, doğrusuna bakmadan paranın peşinde koşuyorlar. Yalakalık baştacı edilir oldu. Şahsiyetsizlik bir virüs gibi toplumu sarıyor.

                                                                       Ali Naili Erdem

+++++++

Sözün Özü…

Futbolda 3 büyüklerin hali pür melali ortada; “Büyükler mi küçüldü, küçükler mi büyüdü” sorusuna cevap aranıyor. Bence ikisi de var; Büyükler küçüldü, Küçükler büyüyor!…

Şair Eşref Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?

Nihat Demirkol

 

Başkan’a mesajım var…

İki Karşıyaka… İki Mezarlık…

Bir ay içinde, İzmir Karşıyaka Doğançay Mezarlığı ile Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda bir meslektaşımızı, 1 yakınımızı ve kardeşim Kemal’i toprağa verirken, o mezarlıklardaydım.

Bakınız, sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, açık açık yazmam gerekir ki, “İzmir’de yaşayan” bir TC vatandaşı olarak, İzmir Karşıyaka Doğançay ile Ankara Karşıyaka Mezarlıkları arasında gördüğüm ve yaşadığım fark, beni “İzmir adına” utandırdı.

Doğançay’ın “yeni açılan bölgesi” çok acıdır ki, “bir utanç kabristanı”; İzmir Mezarlıklar Müdürlüğü için…

O çamur deryası, oraya giden yolun varış kısmı ve otopark(!) “ebediyete intikal eden” yakınları için İzmirliler adına, “ölülere saygı” adına yürekler acısı…

Bu kaçıncı defa yazıldı, ben de yazdım. Nerededir İzmir Mezarlıklar Müdürü, nerede; gidip görsün, Ankara Karşıyaka’daki mezarlığı; belki yüzü kızarır!

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar…