Bakanlığına pahalı dezenfektan satan eski Ticaret Bakanı’na soruşturma yok

Stokçular ve fırsatçıları ezecek kanunlar, kararnameler çıkarılıyor, uygulamaya geçilir ve milyonlarca liralık cezalar kesiliyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ticaret Bakanlığı, kesilen cezalarla ilgili açıklamalar yapılıyor ve açıklamalarda “Ticaret Bakanlığınca, tüm sektörlerde tüketicilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlerde yapılan haksız fiyat artışları ile tüketicilerin mallara ulaşmasının engellenmesine sebep olan stokçuluk faaliyetlerine yönelik suiistimaller yakından takip edilmektedir.

Arz talep dengesiyle uyuşmayan fiyat artışlarına ve kurallı serbest piyasayı bozucu faaliyetlere karşı caydırıcı tedbirler alınmakta ve Bakanlığımızca mevzuat çerçevesinde tüm imkanlar seferber edilmektedir” deniliyor.

Doğru da yapılıyor… Ama…

Pandemi’nin başlangıç günlerinde, zamanın Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın “Bakanlığına, ‘aile şirketinden piyasa değerinin üzerinden bir bedel’ ile 9 milyon liralık dezenfektan aldığı” ortaya çıkmış ve Bakan, Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmıştı. Çeşitli kuruluşlarca da hakkında savcılıklara suç duyurularında bulunulmuştu.

Ne var ki, “müracaatları tek dosyada toplayan” Ankara Başsavcılığı “soruşturmaya gerek olmadığına” karar verdi ve dosyayı kapattı.

Otomotiv firmasına rekor ceza

Ticaret Bakanlığı, İzmir’de bir otomotiv bayiine stokçuluk yaptığı gerekçesiyle para cezası kesti. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, söz konusu firmaya ceza üst sınırı olan 545 bin 550 lira idari para cezası verdi. Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, İzmir’de bir otomotiv bayiine stokçuluk yaptığı gerekçesiyle ceza üst sınırı olan 545 bin 550 lira idari para cezası vermiştir” denildi.

Bayilerdeki araçları toplayarak tekel oluşturdukları ve araç fiyatlarındaki artışı etkiledikleri iddiasıyla Karabük merkezli 50 ilde operasyon düzenlendi. 51 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Yeni yasa Meclis’e sunuldu

AKP, stokçuluk yapanlara yönelik para cezasının alt ve üst sınırını artıran yasa teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Sekiz maddelik torba teklifte halen 50 bin lira ile 500 bin lira olarak uygulanan ceza miktarı 100 bin lira ile 2 milyon liraya çıkarılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki kabine toplantısı sonrasında, “Girdi maliyetleriyle ve kurdaki yükselişle izah edilemeyecek fiyat artışı yapan, bilhassa da stokçuluğa yönelen hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmayacaktır” açıklaması yapmıştı.

Açıklamanın ardından çalışma başlatan AKP milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan torba teklifte stokçulara yönelik yaptırımların artırılması öngörüldü.

Perakende Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapan düzenlemenin gerekçesinde söz konusu yasada “piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulmasının yasak olduğu” anımsatıldı.

******

SİYASET İNSANLARININ SORUMLULUKLARI VARDIR

Metin Öney (Eski milletvekili) – Siyaset insanlarının iki türlü sorumlulukları vardır. Bunlardan biri siyasal sorumluluktur. Diğeri ise hukuksal sorumluluktur.

Siyasal sorumluluk yaptıkları eylem ve işlemlerden dolayı siyaseten takınmaları gereken tutum demektir. Bunun içinde iki yol vardır: Ya istifa ederler ve ya görevden azledilirler.

 Hukuksal sorumluluk ise yaptıkları eylem ve işlemlerden dolayı yargı önüne çıkmalarıdır. Olayda, adı geçen bakan, “Bakanlığına aile şirketinden piyasa değerinin üzerinden bir beden ile 9 milyon TL’lik dezenfektan aldığı” ortaya çıkmış ve Bakan Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmıştı.

Görüldüğü üzere “siyasi sorumluluk” gereği, görevden alınmakla, bu sorumluluk yerine getirilmiş olmaktadır. Ancak, konunun hiç şüphesiz bir de “hukuksal boyutu” vardır.

Çünkü istifa ettim veya görevden alındım ile konu bitmemektedir ve bitmemelidir. Hele bu tarz görevde bulunanlar yukarda değindiğim gibi hukuksal sorumluluk gereği yargı önüne çıkmalıdır.

“Takipsizlik kararı” da şüphesiz bir yargısal faaliyettir. Ancak kamuoyunun tatmin olabilmesi için bu ve benzer eylem ve işlemlerde konunun yargı önüne taşınması ve “muhakeme” dediğimiz mekanizmanın işlemesi gerekir.

Bunun için de konu ile ilgisi olanların “takipsizlik” kararına karşı “itiraz” yollarına başvurarak konunun yargı önüne çıkmasının temini mümkündür.

++++++++