Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İzmir’in siyasi kodları

Yaklaşık bir yıldır Türkiye, seçimini 2022’de ve erken mi yoksa 2023’de ve normal takviminde mi yapacağına kitlendi. İttifakların, müttefiklerini yoğun olarak gözden geçirdiği ve yeni arayışlara girildiği, kamuoyu gündemindeki yerini zirvede tutuyor. Kamuoyu araştırmaları giderek yoğunlaşıyor, iktidar değişim olasılıkları değerlendiriliyor. Bu arada,  yeni kurulan partiler kadar, 12 Eylül’de kapatılmasına rağmen, yıllar sonra yeniden siyaset sahnesine çıkan partilerin cazibesi, müttefik oluşumlarını zenginleştiriyor, güçlendiriyor. Şu an siyaset sahnesinde yerini almış olan Millet ve Cumhur İttifakı yanında, adı henüz tartışılmakta olan yeni bir ittifakın daha sahneye çıkması kuvvetle muhtemel. Türkiye siyaseti, hızla değişen siyaset taleplerine bağlı olarak, son seçimlerle ortaya çıkan ve güçlenen yeni kodlara göre yeni bir yapı kazanıyor.

Birinci kod: Herhangi bir parti, seçmen sayısı ne olursa olsun, siyaset arenasında artık tek başına iktidara aday olamayacak! Herhangi bir ittifaka katılmayan bir siyasi oluşumun siyasi etkisi artık yok hükmünde. Tek bir siyasî görüş, bir ideoloji, tek başına, seçmeni artık tatmin etmiyor. Seçmen her görüşten, kendine yakın gördüğü söylemleri seçerek ayıklıyor ve kendi özlem ve beklentilerine uygun yeni bir siyasal algı paketi oluşturuyor. Bu gelişme doğrultusunda, önümüzdeki dönemde farklı görüş ve söyleme sahip partilerin oluşturduğu ittifaklar, yarın bir gün yeni bir parti çatısı oluşturup bunun altında bütünleşirse, kimseyi şaşırtmayacak; aksine bu gelişme, siyaset talebinin siyaset kurumlarına şekil vererek seçmeni tatmin eden bir siyaset davranışı olacak. Bu, Türkiye siyaseti için, artan kalite algısı ve umuduna bağlı olarak, cazibesi yükselen sağlıklı bir gelişmedir.

İkinci kod: Partilerinin gücü, sahneye çıkan siyasetçi kalitesine bağlı olarak artacak ya da azalacak! İnsan kalitesi bugünün siyaset kurumunda, eskiden hiç olmadığı kadar, seçmen tercihleri üzerinde etkili. Kalitesiz siyasetçini, parti yapısı içinde ‘araya kaynayarak’, seçilmesi artık mümkün görünmüyor. Çünkü kalitesiz siyasetçi ile yola çıkan, er ya da geç, bunun bedelini ödüyor ve gelecekte de yüksek siyasî maliyetlerle ödeyecek. Bu, Türkiye siyaseti kadar demokrasi algısı açısından da sağlıklı bir gelişme. 

Buna bağlı olarak oluşan üçüncü kod: Siyaset algısının dayandığı mitolojik etki belirleyici olacak! Seçmen, siyaset kurumlarının performansıyla ortaya koyduğu somut başarıları algılamıyor değil. Ancak yapılmış olan etkisiz, yapılabilecek olan ilgilenmeye değer. Seçmen için var olan, bugünün nedeni ve sonucudur. Algısal gerçek ise, olması beklenirken olamayanın olabileceğine olan umuttur. Ve artık belirleyici olan, algılanandır. Seçmen, bu nedenle, geçmişe yönelik algılara artık çok daha açık. Bugün yetmiyorsa geçmişe bakarız! Geçmişte olmazı oldurmuş, koşullara mağlup olmayarak, engellere rağmen, olumlu sonuçlar üretmiş siyaset kurumlarına ve özellikle de bu kurumları temsil etmiş siyasetçi hikâyeleri de, hiç olmadığı ölçüde, çekici. Seçmen, bu hikâyelere, kendi özlem ve beklentilerini ekleyerek onları zenginleştiriyor; bunları mitolojilere dönüştürerek güçlendiriyor; etkisini sosyal medya aracılığıyla yaygınlaştırıyor. Bu mesajları alan da rahat durmuyor; üzerine kendi özlem ve beklentilerini ekleyerek bir sonrakine gönderiyor. Böylece giderek mitolojik kahramanlara dönüşen siyasî kimlikler gerçek kimliklerini aşıyor, bugünün varlıklarına dönüşüp güncelleniyor ve var olana alternatif oluşturuyor. Atatürk bu siyasi figürlerin başında gelir. Adnan Menderes ve Süleyman Demirel de bu mitolojik kimliklere örnektir. Bununla birlikte bir mitolojik kahraman, var olan siyasetçiler tarafından ne kadar çok dillendirilir, ne kadar çok kullanılırsa o oranda yıpranıyor, etkisizleşiyor. Bununla birlikte bu çağdaş ve güncel mitolojik kahramanlar, güncel siyaset tarafından ne kadar çok eleştirilirse güç ve etkileri o kadar artıyor.

Dördüncü kod: Seçmen, yeni umut ve beklentilere ikna edemeyen siyasetçi ve siyaset kurumlarına artık itibar etmeyecek! Seçmenin yenilik beklentisi, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde, tercihleri belirliyor. Var olan, hızla tükeniyor; seçmene artık yetmiyor. Çünkü talep, ideolojilerin donmuş kalıplarının kısıtlarıyla sınırlanamayacak ölçüde ve yeni beklentilerle çeşitlenerek, eskiden olmayan hız ve yoğunlukta değişiyor. İdeolojinin, güncel siyaset beklentisinde bir karşılı artık yok. Bir partinin sağcı ya da solcu olmasının önemi kalmadı. Beşinci kod: Seçim bölgesinin ve özellikle kentlerin siyaset geçmişleri ve kültürel kodlar bugün çok etkili ve belirleyici! İzmir; Atatürk’ün de özlemi olan ve Tek Partili Türkiye Siyasetine seçenek olabilecek ‘muhalif’ kimliğini sergilemişilk kentti. Cumhuriyet Tarihinde ilk muhalefet İzmir’den yola çıkmıştı. İlk muhalefet partisi olan Demokrat Parti, Karşıyakalı Adnan Menderes tarafından kurulmuştu.