Ekonomi Zirvesi’nde “Otomobil Sektöründe Elektrifikasyon Dönüşümü” konuşuldu

Bu yıl “Yeşil Ekonomi” ana temasıyla düzenlenen İstanbul Ekonomi Zirvesi’nin sponsorları arasında yer alan Borusan Otomotiv ve BMW Türkiye, “Otomobil Sektöründe Elektrifikasyon Dönüşümü” başlıklı panelde sürdürülebilirlik ve elektrikli mobilite alanındaki vizyonunu açıkladı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Otomobil dünyasının son yıllarda çok hızlı ve radikal bir değişim yaşadığını, Borusan Otomotiv’in ise bu dönüşümün ilk ayak seslerinin duyulduğu 2013 yılında BMW i3 ile elektrikli mobilite yolculuğuna öncülük ettiğini belirten Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, ilerleyen yıllarda da temsil ettikleri markaların tam elektrikli ve hibrit modellerini dünya ile aynı anda Türkiye’ye getirdiklerini söyledi. Bu alandaki kararlılıklarını teyit etmek üzere “Türkiye Otomotiv Sektörünün Elektrifikasyon dönüşümüne öncü olmak” misyonunu üstlendiklerini belirten Tiftik, “Bu sözümüzün arkasında durmak üzere kendimize zor hedefler de koyduk. Bu hedeflerden biri 2030 yılında distribütörlüğünü üstlendiğimiz BMW ve MINI markalarımızın toplam satışları içindeki elektrikli araç payını yüzde 75’e çıkarmak. Halihazırda portföyümüzde olan diğer markalar için bu hedef yüzde 70 seviyesinde. Bu misyonumuz çerçevesinde elektrikli otomobil ekosisteminin tüm paydaşlarıyla birlikte geliştirilmesi, kamuoyunun sıfır emisyonlu sürüş için gerek doğru bilgiye gerekse uygun finansmana ulaşabilmesi için de farklı inisiyatifleri başlatmış durumdayız. Otomotiv distribütörleri arasında ilk Yeşil Finansman (Green Loan) kredisine imza atan kuruluş olarak müşterilerimizin çevreci otomobillere erişimini kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca Borusan Enerji ile birlikte yürüttüğümüz proje çerçevesine sürdürülebilir kaynaklardan üretilen enerjiyi ilk etapta BMW müşterilerine hem otomobil hem evsel kullanımda sunmak üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz. Tüm bunların da etkisiyle 2021 ilk 11 ayında rekor seviyelerde gerçekleşen elektrikli otomobil satış rakamları doğru yolda olduğumuzu teyit ediyor.” dedi. 

 

BMW Group’un elektromobilite ve sürdürülebilirlik alanındaki küresel stratejisine değinen BMW Group Afrika, Orta Doğu ve Doğu Avrupa Bölgesi Kamu İlişkileri ve İletişimi Başkanı Christian Bahoo, “Sürdürülebilirlik, dünyayı birbirine bağlayan yeni dil haline gelmelidir. İklim değişikliğiyle mücadele ve kaynakları ele alma şeklimiz toplumumuzun geleceğini belirleyecek. Premium bir otomobil üreticisi olarak gelecek nesiller için sorumluluk alıyoruz ve sürdürülebilirliği gelecekteki işimizin odak noktası haline getiriyoruz. Sonuç olarak, Science Based Targets Initiative (SBTi) liderliğindeki bir eylem çağrısı olan Business Ambition for 1.5°C’ye katılan ilk Alman otomobil üreticisiyiz. 2030’a kadar, küresel satışlarımızın yarısının tamamen elektrikli otomobillerden oluşmasını ve üretimin daha fazla iklim dostu olmasını istiyoruz.” dedi. Yarı iletken kriziyle ilgili de konuşan Bahoo, kısa bir süre önce çok yarı iletken kaynaklarını tedarik etmek adına ileri teknoloji donanımlı bir mikroçip üreticisiyle doğrudan anlaşma imzaladıklarını da sözlerine ekledi.

 

İklim kriziyle mücadele süreçlerinde başlıca rolün hükümetlere ve özel sektöre düştüğünü, bireysel mücadelenin ve toplumsal kültür dönüşümünün de mücadelede çok önemli olduğunu belirten Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, dernek olarak bu amaca yönelik çalışmalar yaptıklarını belirtti. Kocabıyık, “İklim kriziyle tam anlamıyla mücadele etmek için her bir bireyin bu krizin farkında olması ve öğrenmesi gerekli. Özellikle de bu krizden en çok etkilenecek nesil olan bugünün çocuklarının. Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı ile iklim değişikliği eğitim projesi yürütüyoruz. Gelecek nesillerin, yaşam şartlarına uyum ve çözüm süreçlerinin parçası olabilmeleri adına gerekli bilgi ve yetkinliği kazanmaları büyük önem taşıyor.” dedi.

 

KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri, Denetim ve Güvence Hizmetleri Şirket Ortağı Hakan Ölekli, ise elektrikli otomobillerin sürdürülebilir bir gelecek için kaçınılmaz olduğunu belirterek “2030 yılına kadar elektrikli otomobillerin sayıları dramatik olarak yükselecek. Bu yıla kadar elektrik motorlu araçların üretim maliyetleri içten yanmalı motorlu araçların maliyetlerini yakalayacak.” dedi. Bu alanda tüketici beklentilerinin şarj süresine yoğunlaştığını belirten Ölekli hızlı şarj altyapısının önemine değinerek yapılan bir anketin sonucuna göre tüketicilerin yüzde 75’inin yarım saatten kısa bir süre içinde araçlarının yüzde 80 batarya doluluğuna ulaşmasını talep ettiğini sözlerine ekledi.

 

Turpak A.Ş. CEO’su ve Sharz.Net Yatırımcısı Tamer Şengönül ise elektrikli otomobillerin kullanımının yaygınlaşması için şarj istasyonlarının artması gerektiğini belirtti. Şengönül, “Şarj istasyonlarının artması tüketici alışkanlıklarını direkt olarak etkileyecek. Böylelikle akaryakıt sektörü de kendisini değiştirecek. Bu değişimi şimdiden akaryakıt firmalarının logolarında görmek mümkün.” dedi.