AKP ve Erdoğan psikolojik üstünlüğü kaybetti

Meclis’te de, meydanlarda da “Millet İttifakı liderleri” ön aldı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Mersin Mitingi ve Bütçe görüşmelerinin başlangıç konuşmalarında “iktidarı sarsarken”, millete güçlü olarak bir defa daha “Biz geliyoruz, giden gidiyor” mesajını verdi. GÖZLEM tabloyu uzmanlara yorumlattı, işte görüşleri…
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Millet İttifakı”nın bileşenleri, “Cumhur İttifakı”na karşı kamuoyu yoklamalarının ardından “siyasi gündemi” belirlemede de ön aldı. Muhalefet partilerinin bir süredir uyguladığı “yeni strateji” halktan halk nezdinde karşılık bulurken, AKP, kitlelerin ilgisini çekme maharetini kaybetmiş görünüyor. Siyasi uzmanlara göre, AKP iktidara geldiği 2002 yılından bu yana ilk kez bu yıl “savunmaya” geçti.

Muhalefet partilerinin son dönemdeki hamleleri siyasette dengeleri değiştirecek cinsten görünüyor. Gündemi yönetmenin tadını çıkarmaya başlayan muhalefet, mitingler, esnaf ziyaretleri ile sokağın nabzını tutarak kitlelerle bir araya gelmeye başladı. Bir kenarda durup, basın üzerinden iktidarı ve kurumları eleştirme yerine, sahada halkla iç içe olayın parçası olmaya başladı.

Siyasi uzmanlara göre, muhalefet partileri özellikle erken seçim konusunda iyi bir strateji yürütüyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Denizli’de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mersin’de yaptığı mitingler büyük ilgi gördü ve seçim beklentisini siyasetin gündemine oturttu. Bu mitinglerle, “ekonominin kötü gittiğini, devletin yönetilemediğini ve ülkenin erken seçime ihtiyacı olduğu” mesajları verildi.

Bürokrasiye “yasa dışı talimatlardan uzak durun” çağrısı yapan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yaptığı “helalleşme” çağrısı, iktidar kanadının beklemediği bir hamle olarak yorumlanıyor. Kılıçdaroğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu’na yaptığı ziyaretlerle son dönemin en çok konuşulan siyasi figür oldu. Kılıçdaroğlu’nun yeni bir muhalefet tarzı sergilediğine dikkat çeken siyasi gözlemciler, seçimlerde siyasi dengelerin değişebileceği görüşünü savunuyor. Kılıçdaroğlu, erken seçim söylemiyle miting serisini Mersin’den yeni bir muhalefet modeliyle başlattı. Kılıçdaroğlu’nun Mersin mitinginde rekor katılım ile başlayan kitlesel buluşmalar devam edecek gibi görünüyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, son dönemin ses getiren bir başka siyasi lider oldu. Akşener’in il il dolaşarak her fırsatta esnafı ziyaret etmesi, sokakta vatandaşları dinlemesi, partisini seçmene olan ilgiyi artırdı. Akşener’in Denizli mitingi, halkın partiye olan ilgisinin işareti olarak yorumlanıyor.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, mecralarında daha planlı ve programlı bir görüntü çiziyor. HDP ise kapatma davasına rağmen seçmen kitlesini bir arada tutmayı sürdürüyor.

Kılıçdaroğlu: Bu bir kumpas bütçesidir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki bütçe görüşmelerinde 2022 yılı bütçesinin “kumpas bütçesi” olduğunu ve “hayır” oyu vereceklerini belirtti. Kılıçdaroğlu, “Bu bütçeden kim faydalanacak? Çiftçi faydalanmıyor, esnaf faydalanmıyor, emekli faydalanmıyor. Hiç birisi faydalanmıyor. Biz bu bütçeye hayır diyeceğiz. Çünkü bu bütçe, fakir fukaradan para toplayıp Londra’daki tefecilere ve uyuşturucu baronlarına veren bütçe. (Bağıran AKP’li vekile) Bunlar gideceklerini gayet iyi biliyorlar.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması şu şekilde:

Cevaplanmayan sorular var. Bakanlar vermiyorlar cevabını. Bunlar nasıl bakan? Geçen yıl demiştim ki bunların günahı yok, devlet memurları. TBMM, seçim ile gelen birisinin gelip burada bütçe anlatmaması, yerine atadığı birine bütçeyi anlatmasıdır. Erdoğan bütçesinin arkasında durmalı, kaçarak bu iş olmaz.

Faizi sıfırlayacağız. Hangi faizi ya? Çiftçinin faizini sıfırladınız mı? İktidar olacağız, bir haftada çiftçilerin faizlerini sıfırlayacağız. Yüreğiniz yetiyor mu, yetmez. Talimat gelmesi lazım, faizi sıfırlamak için.

128 milyar doları ne yaptılar?

Merkez Bankası’nı iğdiş ettiler. Erdoğan, bir kararname çıkardı, fiyat istikrar komitesi kuruyorum. Merkez Bankası’ndan bu yetkiyi alıp, kendi kurduğu kurula verdi. Peki bu komite kaç kez toplandı? Bir kere bile toplanmadı. Bunu söylüyoruz, üzülüyorsunuz. Acıdır gerçekler.

Etiket değiştiren elemanlar istihdam ediliyor, bu hale getirdiler.

Damatla kayınpeder ne yaptılar 128 milyar doları? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormak benim de görevim sizin de göreviniz. Sizin sormanız lazım. Kime sattın 128 milyar dolar?

Şu soruyu sordunuz mu acaba kendinize: Ben kendi vatandaşımdan niye dolarla borçlanıyorum? Bu ülkenin kendi parası yok mu? Bunların hiç biri milli değil, oturan bakanların hiç biri de milli değil

“ ‘TL nasıl pul edilir’in kitabını yazdılar”

Kitabını yazmışlar. Evet yazmışlar: Türk lirası nasıl pul edilir, kitabını yazdılar. Erdoğan diyor ki ben hiç bir zaman faizci olmadı. Bütün faizcilerin güvencesi de umudu da Erdoğan’dır. Bu bütçe Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış bir kumpas bütçesidir. Beyfendi Katar’a gitmiş. Katar Dışişleri Bakanı, ‘ekonomik gidişatı nedeniyle ortaya çıkacak fırsatları değerlendireceğiz’ diyor.

Bu bütçe, milletin alın terini sömüren bir bütçedir. Bu bütçe, fakirden alıp zengine veren bir bütçedir. Bu bütçe Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin fakirleştiren bir bütçedir. Bu bütçe, Türkiye Cumhuriyet Devleti’ne yapılmış bir kumpas bütçesidir.

Bunlar gideceklerini gayet iyi biliyorlar

Bir tek Yargıtay kararının altında imzası olmayan Yargıtay üyesinin Anayasa Mahkemesi’ne atanmasını Türkiye Cumhuriyeti’nin şanını yakıştıramıyorum. Yargıtay üyelerine söylüyorum, Yargıtay’ın tarihine kara bir leke sürdünüz.

Biz bu bütçeye hayır diyeceğiz. Çünkü bu bütçe, fakir fukaradan para toplayıp Londra’daki tefecilere ve uyuşturucu baronlarına veren bütçe.

Senin Genel Başkan’ın 33 askerimiz şehit olduğunda Putin’e gitti. Yalvardı, yakardı Putin’e.

(Bağıran AKP’li vekile) Bunlar gideceklerini gayet iyi biliyorlar. Antalya Dış Hatlar Terminali ihalesi 5 yıl sonra yeni çıktı. Neden şimdi yapıyorsunuz? Siz tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyamazsınız, siz tefecilerin yanındasınız.

*****

“TOPLUMSAL MUHALEFET TOPLUMU HEYECANLANDIRMAKLA OLUR”

Metin Öney (Eski milletvekili) – “Halksız demokrasi” olmayacağı gibi, “halksız muhalefet” de olmaz. Halk, demokrasinin de demokratik muhalefetin de en büyük dayanağıdır. Uzun zamandır, Anayasanın açık hükmüne rağmen, muhalefet “halkla olmayı” bir türlü becerememekteydi. Bu sebeple de tüm muhalif söylemler sadece “grup toplantılarının” sınırları içinde kalmaktaydı. Bu bir bakıma “kendin söyle kendin işit” anlamına geliyordu. Son zamanlarda her ne kadar “esnaf gezileri” adı altında bir takım ziyaretler yapılsa dahi bu toplumsal heyecana dönüşmüyordu.

Oysa geçmiş uygulamalardan da bilindiği gibi toplumsal heyecanlar ve toplumsal muhalefet ancak toplumu heyecanlandırmak ve demokratik harekete geçirmekle mümkün olabiliyor. Bizde de bütün dünyada da uygulamalar bu doğrultudadır.

Son günlerde muhalefet nihayet sokağa inebilmiştir. Aslında muhalefet liderlerinin sürekli “bizi sokağa çekmek istiyorlar” söylemi yanlıştır. Çünkü Anayasa açıkça “silahsız ve saldırısız olmak şartıyla tüm fikirlerin sokakta açıklanabileceğini “ hükme bağlamıştır. Geçmişte de çok büyük mitingler birçok parti tarafından uygulanmış ve toplum şuurlandırılmıştır. Bu demokratik en tabii haktır.

Ne var ki bu mitinglerde “sayısal durum” öne çıkmıştır. Hiç şüphesiz “sayısal durum” yani mitinge katılma sayısı önemlidir ama her şey değildir. Esas mesele genel başkanların bu mitinglerde neler söylediğidir. Yani katılan yurttaşın “aklında neler kalmıştır” bütün mesele budur. Çünkü mitingden sonuç alınması demek katılanlar arasında insanların fikirlerinden ne gibi değişikliklerin oluştuğudur. Yani eski fikirlerinden söylenenler karşısında ne kadar vazgeçmişlerdir ve ne kadar etkilenmişlerdir.

Bütün mesele budur. Mitingin de esas amacı bu olsa gerektir. Bu açıdan bakıldığında şunu ifade etmek isterim ki konuşmaların etkili olduğun söylemek pek mümkün gözükmemektedir. Bu sebeple genel başkanların sadece “biber, patlıcan, domates” fiyatlarına odaklanmaları buna karşın esas can alıcı konulara değinmemeleri hayal kırıklığı yaratıyor denebilir. Hiç şüphesiz ekonomi çok önemlidir.

Ancak…

Bir o kadar ve daha fazla cumhuriyetin içinde bulunduğu durumda önemlidir.

Laiklikte önemlidir.

Üniter devlet de önemlidir.

İnsan hak ve özgürlükleri de önemlidir.

Hukuk devleti de önemlidir.

Tarikatlar cemaatler sorunu da önemlidir.

Kadına karşı şiddet çok önemlidir.

Özetle bütün bu konular da dile getirilmeli ve esaslı bir biçimde vurgulanmalıdır. Sadece miting yapmış olmak için miting yapmak veya sadece “sayısal” durumla ilgilenmek maksadı yerine getirmez. Bütün bunların yanısıra ülkenin çeşitli bölgelerinde bu mitingleri sürdürmek gerekir. Bir kaç kez yapıp sonra “gurup toplantılarına “ geri dönmek doğru değildir. Siyaset doğrularla birlikte toplumsal heyecan ister. Siyasetin barutu heyecandır.

 

**********

“MUHALEFETİN DAHA İYİ BİR SÜREÇ YÖNETİMİNE İHTİYACI VAR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Bütün haklar itibariyle Türkiye’nin dünyadaki yeri alt sıralarda. Yeri alt sıralarda ise bu yeri yönetenlerin değiştirilmesi, bu anlayışların değiştirilmesi gerekiyor. Eğer bu anlayışı değiştiremezsek, demokrasinin değiştirme gücünü kullanamazsak önümüzde bizi bekleyen daha kötü günler var. Hem ekonomide hem insan haklarında hem sosyal ve siyasal haklarda…  En çok incelenmesi gereken Türkiye’deki insan hakları ve demokrasi… Demokrasinin en önemli niteliği bilimsellik, evrensellik ve hesap verebilirliktir. Hesap vermeyi şimdi sadece sandığa bıraktık. Sandığa bırakmakla yetmez, Türkiye’ye bunları yaşatanların suç teşkil eden fiillerinin yargının önüne konulması lazım. Türkiye şeffaflık, açıklık, bilgiye ve yargıya ulaşma konusunda maalesef uluslararası sözleşmeleri imzalamayan nadir ülkelerden biridir. Halkın düşünmesi bizi bu hale getirenleri irdelemesi gerekiyor. Bunun için birlik, beraberlik, dayanışma, yardımlaşma, anlatmak, yaymak gereklidir. Bunun fırsatını şu anda muhalefet elde etti. İktidar geçmiş eleştirilerden ders almadı. Doğruları söyleyenlerden ders almadı. Önümüzdeki süreç bu birlik ve beraberliğin belli ilkeler doğrultusunda yönetilmesi ve sonuçlandırılmasıdır. Umarım ki bunları yaparız. Muhalefetin de bu konuda daha bilinçli daha organize, daha iyi bir süreç yönetimine ihtiyacı var. Muhalefetin çalışmaları umut verici, bunları kendi aralarında sorgulayıp kaliteyi yükseltmek zorundalar. Bu çalışmanın kalitesi yeterli değil. Önümüzde daha zaman var, bu bütçe çalışmaları içinde bunları daha fazla göreceğiz.

********

“İKTİDAR GİDİCİ, MUHALEFET DE İKTİDARA GELİCİ”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı)- Gerek kamuoyu yoklamalarında gerekse yaşadığımız çevrede gördüklerimiz, gözlemlediklerimiz bu iktidarın gitmekte olduğunu ortaya koyuyor. Basın yayındaki propaganda güçlerini kullanarak ve dini alabildiğine kullanarak kendisinin bir din ulusu olduğu propagandasını el altından yapıp eksiklerini kapatıyorlardı. Dini siyasette kullanmak kar getirebilir ama devlette kullandığınız zaman devlet çöker. Gördüğünüz gibi dış politika, ekonomi çöktü. Bu iktidarın çoktan barajın altında olması gerekirdi. Ama bu tür etkenler dolayısıyla barajın altında kalmak bir yana hala belli bir dengede, muhalefete karşı kendisini koruyabiliyor. Ama ekonomideki durum hayat pahalılığı, insanların yoksullaşması… Bütün bunların neticesinde bu iktidar, gidici. Muhalefet de iktidara gelici. Muhalefet artık taarruzda. İktidar taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışıyor.

Meral Hanım hep ataktaydı, atağı hiç kesmedi çünkü propagandayı bilir. Neredeyse tek başına bir parti meydana getirdi ve onu tepeye doğru tırmandırıyor. Birkaç yıldır, esnaf gezilerine gidiyor ve ona yapılan saldırılar bile onun lehine oluyor. Korkacak bir kadın değildir, cesurdur, üzerine gidiyor. Sadece kendisi de değil tüm örgütü atakta. Fakat CHP tutuktu. CHP yanlış bir propaganda tarzı ortaya koyuyor. Kendi öz değerlerini tam savunacağı zaman iken ideolojik olarak iktidara yakın bir çizgiye gelmeye çalışıyor. Meral Hanım da orada büyük bir yanlış yaptı. “Ömer’in adaleti” gibi söylemleri yanlıştı ama ona çok ters gelmiyor neticede Meral Hanım da sağdan gelmiş bir politikacıdır. Sağın böyle bir hastalığı vardır: Dini azıcık kullanma. Bu kadar atağa geçmelerinin nedenlerini özgüvenlerinin artmasına bağlıyorum.  Kamuoyu yoklamalarının verdiği hevesle yüklenelim ve alalım ruh durumuna geçtiler. CHP’nin propaganda yoğunluğunu da çizgisini de doğru bulmuyorduk. Ama şimdi yoğunluğunu iyi buluyorum. Kemal Bey, alana indi. İyi de oldu.