Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Toplumsal muhalefet toplumu heyecanlandırmakla olur

“Halksız demokrasi” olmayacağı gibi, “halksız muhalefet” de olmaz. Halk, demokrasinin de demokratik muhalefetin de en büyük dayanağıdır. Uzun zamandır, Anayasanın açık hükmüne rağmen, muhalefet “halkla olmayı” bir türlü becerememekteydi. Bu sebeple de tüm muhalif söylemler sadece “grup toplantılarının” sınırları içinde kalmaktaydı. Bu bir bakıma “kendin söyle kendin işit” anlamına geliyordu. Son zamanlarda her ne kadar “esnaf gezileri” adı altında bir takım ziyaretler yapılsa dahi bu toplumsal heyecana dönüşmüyordu.

Oysa geçmiş uygulamalardan da bilindiği gibi toplumsal heyecanlar ve toplumsal muhalefet ancak toplumu heyecanlandırmak ve demokratik harekete geçirmekle mümkün olabiliyor. Bizde de bütün dünyada da uygulamalar bu doğrultudadır.

Son günlerde muhalefet nihayet sokağa inebilmiştir. Aslında muhalefet liderlerinin sürekli “bizi sokağa çekmek istiyorlar” söylemi yanlıştır. Çünkü Anayasa açıkça “silahsız ve saldırısız olmak şartıyla tüm fikirlerin sokakta açıklanabileceğini “ hükme bağlamıştır. Geçmişte de çok büyük mitingler birçok parti tarafından uygulanmış ve toplum şuurlandırılmıştır. Bu demokratik en tabii haktır.

Ne var ki bu mitinglerde “sayısal durum” öne çıkmıştır. Hiç şüphesiz “sayısal durum” yani mitinge katılma sayısı önemlidir ama her şey değildir. Esas mesele genel başkanların bu mitinglerde neler söylediğidir. Yani katılan yurttaşın “aklında neler kalmıştır” bütün mesele budur. Çünkü mitingden sonuç alınması demek katılanlar arasında insanların fikirlerinden ne gibi değişikliklerin oluştuğudur. Yani eski fikirlerinden söylenenler karşısında ne kadar vazgeçmişlerdir ve ne kadar etkilenmişlerdir.

Bütün mesele budur. Mitingin de esas amacı bu olsa gerektir. Bu açıdan bakıldığında şunu ifade etmek isterim ki konuşmaların etkili olduğun söylemek pek mümkün gözükmemektedir. Bu sebeple genel başkanların sadece “biber, patlıcan, domates” fiyatlarına odaklanmaları buna karşın esas can alıcı konulara değinmemeleri hayal kırıklığı yaratıyor denebilir. Hiç şüphesiz ekonomi çok önemlidir.

Ancak…

Bir o kadar ve daha fazla cumhuriyetin içinde bulunduğu durumda önemlidir.

Laiklikte önemlidir.

Üniter devlet de önemlidir.

İnsan hak ve özgürlükleri de önemlidir.

Hukuk devleti de önemlidir.

Tarikatlar cemaatler sorunu da önemlidir.

Kadına karşı şiddet çok önemlidir.

Özetle bütün bu konular da dile getirilmeli ve esaslı bir biçimde vurgulanmalıdır. Sadece miting yapmış olmak için miting yapmak veya sadece “sayısal” durumla ilgilenmek maksadı yerine getirmez. Bütün bunların yanısıra ülkenin çeşitli bölgelerinde bu mitingleri sürdürmek gerekir. Bir kaç kez yapıp sonra “gurup toplantılarına “ geri dönmek doğru değildir. Siyaset doğrularla birlikte toplumsal heyecan ister. Siyasetin barutu heyecandır.