Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye krizinden başka ülkeler henüz etkilenmedi

ABD, kendi resmi hükümet sitesinde yayınladığı yazısında Türk ekonomisine dikkat çekerek yatırımcılarına uyarıda bulundu.

Hükümet internet sitesinde şu sözlere yer verildi: “Hükümetin ekonomi politikası belirsiz, düzensiz ve politize olmaya devam ederek liranın değerinde düşüşe katkıda bulunuyor. 2019’un sonunda enflasyon yüzde 11’in üzerine ve işsizlik yüzde 13’ün üzerine ulaştı. COVID-19 krizi, azalan talep nedeniyle muhtemelen enflasyonu düşürecek, ancak işsizlik rakamı üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratacaktır. Gayri safi Yurtiçi Hasıla 2020’de yalnızca yüzde 1.8 büyüdü. Yatırımcıların dikkatli olmasında fayda var.”

Economist’in ise bu hafta yer verdiği makalesinde şu sözler dikkat çekiyor:

“Lira, yılın başından bu yana değerinin %20’sinden fazlasını kaybederek bu yılın en kötü performans gösteren kuru oldu. En son bozgun 21 Ekim’de Merkez Bankası’nın ana faiz oranını iki tam puan düşürmesiyle geldi. Günler önce, Erdoğan bankanın para politikası komitesinin üç üyesini görevden almıştı. Geçtiğimiz aylarda meydana gelen bu ikinci sürpriz faiz oranı indirimiyle beraber faiz, eylülde %19,6’ya ulaşan enflasyonun yaklaşık dört puan altına gelmiş oldu. Birçok hükümet, enflasyonda kendi hedeflerini geçtiklerinde genellikle büyümeyi canlandırmak için negatif reel faiz oranlarını uygular. Türkiye kendi hedefini (%5) dört kat aşıyor ve buna rağmen ısrarla faiz indirimine gidiyor. Yatırımcıların sabrı tükendi.”

The Wall Street Journal, Türkiye’nin ekonomisini ele alan yazısında Brezilya, Meksika ve Rusya’ya dikkat çekerek “Gelişmekte olan ekonomilerin Türkiye’nin ekonomik krizinden etkilenme riski var, ama şu ana kadar etkilenmiş gözükmüyorlar” diyor.

Bunun en büyük sebebinin “yıllardır Türkiye’ye yatırım yapmakta çekingen olunması” olarak belirleyen WSJ, hiç de haksız sayılmaz.

Capital Economics’den Liam Peach de, “Krizin diğer ülkelere yayılmamasının en büyük sebebi bu ülkelerdeki yatırımcıların Türk varlıklarını satmak zorunda kalmaması. Eskisi kadar Türkiye’de yatırımı bulunmayan yatırımcılar bu nedenle krizden fazla etkilenmedi” diyor.

Geçmişe kıyasla yabancı yatırımcılar çok daha az Türk hissesi sahibi ve dış yatırımlar oldukça düşük. Refinitiv verilleri 2019 yılından bu yana yabancıların hükümet hisselerindeki payının 16.1 milyon dolardan 7.8 milyon dolara düştüğünü gösteriyor. Borsada ise yabancı yatırımcıların payı 2019’dan beri yüzde 40 azalmış durumda. 

Liranın değerindeki istikrarlı düşüş, Türk varlıklarının piyasa endekslerindeki ağırlığını da büyük ölçüde etkiledi. JPMorgan’ın GBI-EM Küresel Çeşitlendirilmiş Tahvil Endeksi’nin yalnızca %1,1’ini Türk varlıkları oluşturuyor. Bu oran 2018’in sonunda %5 idi. MSCI Gelişen Piyasalar Hisse Senedi Endeksi’nde bu oran %0,2. Bu, pasif yatırımcı olarak adlandırılan yatırımcıların da Türk hisselerinden vazgeçtiği anlamına geliyor. 

Türkiye hariç diğer tüm gelişmekte olan ekonomiler bu yıl faiz oranlarını artırarak eskisine kıyasla daha fazla yabancı yatırımcı çektiler. Daha stabil ve düz giden para politikaları onlar için daha umut edici bir tablo çiziyor. WSJ, Türkiye’nin istikrarlı faiz indirimine giden para politikasını, “Erdoğan’ın düzensiz tavrının bir sonucu” olarak nitelendiriyor.

Yani anlayacağınız, Türkiye’nin ekonomisine karşı Türkiye dışında herkes gereken tedbirleri uygulama gayretinde…