Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dünya haberleri ve ötekileştirme

Virüs haberleri ve sonra yanlışlıkla öldürülen madenciler, orada sel olmuş, şurada insanlar aşı karşıtı gösteriler yapıyorlar!

Şu ülke “Aşısı olmayan gelmesin” diyor. Bu ülke, tüm dış dünya ile seyahati sonlandırıyor. Bir uzman “Aatlar kaçtıktan sonra ahırın kapısını kapatıyorlar” diyor. Sonra araba yarışları; tanımadığım ve ismini duymadığım bir genç sürücü arabanın yanında gösteriliyor. Sonra sopa ile topa vuran bir başka genç adam bir şampiyona kazanmış; onun resmi ekrana geliyor ve o da birkaç cümle söylüyor. Sonra bir taze şarkıcının resmi ve hayranları.

Gençlere her ülke lideri kendi ezberlerine benzeyen bilgiler, inançlar öğretmeye çabalıyor. Gençler da bunları kimlik olarak öğreniyorlar ama akılları (belki de çok şükür) o şoför ve topa sopa ile vuran genç adam veya şarkı söyleyen o tazede.

Yoksa ezberler sonsuza kadar sistemik hataları ile devam ederlerdi. Genelde bir sorun ötekileştirme. Bir takıma aitsen, diğeri sana yabancı. Öteki. Hatta belki de düşman.

Bu, tabii çeşitli ezberlerde var. Ezbere gerek olmadan da aşikar olan; maskeli olan ve olmayan. Zengin olan ve olmayan!

Topa sopa ile vuran genç zengin. Araba süren de. Şarkı söyleyen ismini bilmediğim kız da. Bir mühendisin, bir hekimin, bir öğretmenin hayatında kazanamayacağı kadar parası var. Ünlü, yüzbinlerce hayranı var. Apayrı nesilden biri de isimlerini bilirse çok çok zengin oluyorlar ve milyonla hayranları.

Ekrana tekrar tekrar maske karşıtlarının gösterileri geliyor.  Farklı ülkelerde pankartlarla.

Almanya’da doğmuş, kırklı yaşlarında Türkiye kökenli son derece başarılı bir çift ile tanıştım. Doğu Anadolu’dan göçmüş anne babaları. Türkçeleri doğu aksanlı, hafif kırık. Almancaya geçtiğimizde pürüzsüz bir Almanca. Neşeli bir adam, hukuk okumuş. Eşi de onun gibi Almanya doğumlu.  Türkiye’ye bağlılar ama çocukları sadece birkaç kelime Türkçe biliyor.

Tanıştıklarında ailelerinin isteği üzerine bizim Konsoloslukta evlenmek istemişler ve o sayede Alevi, Sünni gibi sıfatlar ile ilk kez bilinçli karşılaşmışlar. Adam gülüyor ve anlatıyor: “İlk başta ‘Genetik bir ayrıcalık mı bu?’ diye düşündüm” diyor.  Eskiden bu detaylar kimliklerde yazılırdı. Şimdi artık sadece “İslam” yazıyor. Her kültür ise çocuklarına can havli ile kendi ezberlerini öğretiyor. “Kendi  kültürünün yayılmasını” istiyor.

Farklı kültürlerden olan çocuklar bu dünyayı değiştirecekler. Zaman alacağı kesin, ABD’deki 300 yıl önce köle olarak götürülen siyahilerin durumuna bakınca, aşmak zaman alacak! Karma kültür ve evliliklerden gelen çocukların türümüz arasındaki ötekileştirme genlerinin huzur bulmaları için ne kadar süreye ihtiyacımız olduğu konusunda insan bir fikir edinebiliyor.

Doğa gereği benzerler birbirleri ile rahat ediyorlar. İngiliz deyiminde olduğu gibi (Birds of a feather flock together) “Ayni tüyleri olan kuşlar sürü oluştururlar!”