Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Britanya’da hikayenin gerçek yüzü!

Birleşik Krallık, Avrupa  Birliği’nden çıkarken, Başbakanlık konutu önünde, Big Ben’de ve Parlamento binasında, saatlar 00:00’ı gösterdiğinde, 31 Aralık 2020 gece yarısı, gösterişli bir “elveda” töreni yapılmıştı.

Boris Johnson, “Get Brexit Done” (Hadi Brexit’i yapalım!) sloganını gerçekleştirmişti, kendi kendini tebrik ederken, yandaşları da veriyordu coşkuyu.

Hemen akabinde, yılın  ilk haftalarında Birleşik  Krallık ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında  öyle bir “gümrükleme” krizi yaşanmaya başlamıştı ki, Johnson bir daha çıkıp “Get Brexit Done” diyemedi, kuyruğu dik tutmaya çalışsa da, adeta kartopu gibi, sorunların birer birer yuvarlanmaya başladığını izledi.

Birleşik Krallık’tan dünyaya yansıyan, aylar önce tüm gündemi meşgul eden konunun kökeni işte ta oralara dayanıyor.

Türkiye’deki iktidar, kamuoyuna, “İngiltere’de raflar boş, benzin kuyrukları kilometrelerce” diye anlatırken, Birleşik Krallık’ta yaşananların arkasında, bu ülkeyi terk edip giden “Tır Şoförleri” vardı.

Ülkede, enerji kaynağı, benzin, mazot, gıda kıtlığı yoktu, bunları tüketiciyle buluşturacak “insan gücü” kıtlığı vardı. Bunu kimse Türkiye’de iktidarın başındaki isimlere  anlatamadı herhalde, neyse o ayrı konu.

Gelelim hikayenin gerçek yüzüne!

Johnson, “Brexit Done” derken, 15 bin Avrupalı tır şoförü ülkeyi terk etmişti bile.

Gidenleri geri getirmek, gitmeyenlerin de gidişini önlemek için, devlet ve özel sektör harekete geçti. Şoförlerin aylıkları, üst düzey bir yönetici maaşına kadar çıktı ama yetmedi.

Ülkeden giden gidene… Birkaç ay içinde şoförlere kasaplar da eklendi, tarlada çalışan işçiler de!

Hemen “ithal insan gücü” için vize kolaylığı sağlandı, 10 bin şoförün alınacağı duyuruldu, ücret de oldukça doygundu ancak birkaç bin başvuruyu geçmedi gelmek isteyenlerin sayısı.

Süpermarketler ve benzin istasyonlarındaki sıkıntı büyüdükçe büyüyordu. Sonunda “geçici” çözüm olarak, askerlerin direksiyon başına geçmesine karar verildi. Problem kısmen çözüldü.

Kriz kısmi olarak çözülmüştü ancak problemin kök nedenini kovalayan BBC, gidenlerden bazılarını buldu, röportaj yaptı ve yayınladı.

Ortaya çıkan vahim görüntülerden sonra gidenlerin neden gittiği ve neden yerine yenilerinin bulunmadığı anlaşıldı. Neden mi?

Avrupa ülkelerinde tır şoförleri için tahsis edilen yerlerle, Britanya’daki yerleri çektikleri videolarla kıyaslayan şoförlerin anlattıklarından çok gösterdikleri videolar zaten konunun özünü anlatıyordu. Fiziksel şartlar o kadar içler acısıydı ki,  program ekibi ilgililerle ön fizibilite bile yapmış ve  şartların iyileştirilmesi için  32,5 milyar sterlin gerektiğini ortaya koymuştu bile.

Şoförlerin anlattıklarına göre, Britanya’daki tır parklarında duş-banyo ihtiyacı için tahsis edilen yerlerde, 48 şoför aynı duşu kullanmak zorunda kalıyordu. Bakımsızlıktan dökülen tuvalet ve duş yerleri, hijyenden uzak iptidai koşullarla işletilen tesisler ve olağanüstü uzun çalışma süreleri de eklenince, Avrupa Birliği vatandaşı şoförlerin soluğu memleketlerinde almaları normaldi ve bir daha da dönmeye niyetleri yoktu.

Hükümet ve ilgili bakanlık, özel sektörle el ele vererek, yeni şoförler yetiştirmek için harekete geçerken, ehliyet süreçlerinin aylarca sürmesi, sınavların ve proseslerin oldukça zorlayıcı olması, pek çok gencin, daha bu yola adım atmadan başka mesleklere yönelmelerine neden oluyordu.

Program ana hatlarıyla bunları ortaya koydu.Evet işin aslı bu.

Şimdi gelelim Britanya’daki güncel duruma!

Tır şoförü, tarladaki işçi, marketteki kasap hepsi ne kadar değerliymiş, değil mi?

Bu işlere İngilizlerin rağbet etmemesi oldukça düşündürücü. Öte yandan, Johnson hükümetinin iki yıldır, Brexit’in neden olacağı öngörülen problemler için hiçbirşey yapmaması da düşündürücü.

İşin aslı, “kaza geliyorum” derken, görmemezlikten gelip, kaza olduktan sonra “ahh ah, vahh vah” yapmanın da bir anlamı yok.

Hani “domino taşı etkisi” dediğimiz konu var ya, işte Brexit ile başlayan o etki, insan gücü kıtlığına, oradan dağıtım ve sevkiyat sıkıntısına, bu sıkıntıdan rafların boşalmasına, fiyatların hızla yükselmesine, ardından da iki katına çıkan enflasyona neden oldu. Bunların hepsi tamı tamına 12 ayda oldu ve Birleşik Krallık, tarihinde ender rastlanan zor bir döneme, dar bir tünele girdi.

Uzun lafın kısası; “Get Brexit Done” diyen Başbakan, haklıydı, Brexit’ten bir yıl sonra, hikayenin gerçek yüzü “dannn!” diye ortaya çıktı.