Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Baskın seçim kesinleşti

Halkın mazlum ve mağdurların feryatları sarayların ve koruma ordularının duvarlarını aştı. Tek adam yönetimi nihayet boğazına kadar başarısızlık ve beceriksizlik batağında olduğunu fark etti. Pembe tablo çizicisi (güya) danışmanların çizdiği tablolar ve TÜİK gibi kurumların verdiği gayriciddi rakamlar bile gerçeklerin üstünü örtmeye yetemedi. Neticede panik başladı. Her geçen gün daha fazla boğulacaklarını idrak ettiler. Bu saltanatı daha fazla nasıl devam ettireceklerini düşünmeye başladılar. Baskın seçime ve bunun öncesinde seçim ekonomisi uygulamaya karar verdiler. Amaç bol para basmak ve -oy avcılığı- adına bol bol dağıtmaktır. Bu uygulamanın doğuracağı vahim sonuçlar ekonomik çöküşler umurlarında değildir. Yeter ki bu kamu kaynaklarını sömürme düzeni devam etsin. Dayandıkları nokta toplumda doğurdukları trajik dejenerasyondur. Zira (başarı ile) tüm dini, milli, ahlaki değerleri erozyona uğratmışlardır. Çıkarcı kul hakkına ve harama el uzatmaktan korkmayan İslam’ın özünden çok uzak okumayan, araştırmayan din baronlarının kölesi durumuna düşmüş bir toplum inşa etmişlerdir. Bu kesimin oylarını rahatlıkla satın alabileceklerini düşünmektedirler. Nasıl olsa (Aynen Hitler Almanya’sında olduğu gibi) geniş bir beyin yıkama organizasyonuna sahiptirler. 20 yıldır da bu taktikleri çok başarı ile uygulamışlardır. Şimdi de;

  1. A) 1) Asgari ücrete çok ciddi zamlar yapacaklardır. Emeklilere doktorlara, öğretmenlere memurlara polislere emeklilik yaşına takılanlara velhasıl tüm kesimlere ciddi kaynaklar aktarılacaktır. Devlet kadrolarına yandaşları dolduracaklardır. (Şu anda 14 milyon kişi asgari ücret ile 7.587.123 kişi de asgari ücretin 1/3’ü ile çalışmaktadır.)

2) Yandaş vakıf, cemaat, dernek ve şirketler en yoğun biçimde devreye sokulacaklardır. (Bunların önemli bir bölümü dış güçlerin ve istihbaratlarının güdümündedir.)

3) Bol bol şovlar, açılışlar düzenlenecektir (Kamu kurumlarının özellikle bankalarının görev zararları zirve yapacaktır.) İftira, tehdit, baskı suçlama yalan kampanyaları ve din istismarları artırılacaktır.

4) Kürt oylarını devşirmek için değişik tavizler verilebilecektir (Belediye seçimlerinde olduğu gibi İmralı’daki katille temas bile kurulabilir. HDP’nin kapatılma davası pazarlık unsuru yapılabilir. 50 şehit, 681 yaralımıza mal olan Kobani ihaneti bile gündem dışına itilebilir.)

  1. B) Bu tablo karşısında CHP, İYİ Parti, DP, SP, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve ülkesini seven mevcut durumun vahametini idrak eden tüm kesimlerin ve kişilerin tam bir dayanışma içinde hareket etmesi güç ve inanç birliği yapması şarttır. Zira “Asıl kurtuluş” bu iktidarın gitmesidir.

1) Öncelikle bu iğrenç din istismarı ile çok ciddi biçimde mücadele edilmelidir. AKP iktidarının toplumu nasıl dejenere ettiği yüce dinimizi ne hale getirdiği milli-dini ve manevi değerleri nasıl bozduğu basiret, feraset, fazilet, dürüstlük, vefa, söze sadakat, haksızlıklara karşı durmak vb. hasletleri nasıl yok ettiği rüşvet, torpil, yolsuzluklar, şirk, kul hakkına tecavüzler, kamu malı yağması, lüks, israf, saltanat, uyuşturucu, fuhuş, sapıklıklar, kadına şiddet, haksızlıklar, hukuksuzluklar, gurur, kibir, Türk düşmanlığı, ayrımcılık, yandaşlara astronomik gelirler sağlanması, yap işlet soygunları, aile saltanatı, imar yolsuzlukları, köşe dönmecilik vb. kötülüklerin nasıl zirve yaptığı anlatılmalıdır. (AKP’ye oy vermek cenneti getirmez ama bu kadar kötü bir tablonun sahiplerine destek vermenin de kıyamet günü hesap vermeyi çok zor kılacağı için imanını satmaz. İnançlarını feda etmez.)

Bütün bunlarla nasıl mücadele edileceği de detaylı biçimde anlatılmalıdır. Dinciliğin siyasal İslam’ın, samimi dindarlığın düşmanı olduğu zihinlere yerleştirilmelidir.

2) Muhalefet liderleri (Gizli tutsalar da) cumhurbaşkanı adayını bir an önce tespit etmelidir. (Bu konuda iktidarı korku sarmıştır. Mansur Yavaş’a yapılan saldırıların amacı da budur.) Ayrıca milletvekilleri adayları seçim ve sandık emniyeti tedbirleri de tespit edilmelidir.

3) Liyakat düzeninin istişare uygulamalarının adil ve tarafsız yargının tam anlamı ile fikir, ifade, inanç ve teşebbüs hürriyetlerinin can ve mal güvenliğinin kuvvetler ayrımının tam demokrasinin kaliteli eğitimin yüksek teknolojinin ve beyin ithalinin tarıma desteklerin şeffaflığın ve denetimlere açık olmanın gerçek iman-vatan ve insan sevgisinin-dürüstlüğün, bilgi, bilim ve hoşgörünün ne olduğu ve nasıl sağlanacağı detayı ile anlatılmalıdır. Eğitim, tarım, sanayi, çevre, su kaynakları, enerji, engelliler vb. konularla ilgili kısa-orta ve uzun vadeli planlar açıklanmalıdır.

Sonuç:

Saray “Seçim ekonomisinin” sonuçlarını sık sık ölçtürecektir. Uygun gördüğü ortamda da (İnancıma göre 2022 Haziranında) seçim kararı alacaktır. İnşallah ülkemiz bu sayede bu kara günlerden çıkacaktır. (Gerçek inanç sahibi ve vatanperver herkesin ülkemizi bu perişan hale düşüren-yüce dinimize bu kadar zarar veren-toplumun özellikle de gençlik kesiminin büyük bölümünü dinden soğutan bu iktidardan kurtulmamız için çok çalışması şarttır.)