Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Yunanistan’ın Bingazi Konsolosu, Susa’da yaşayan “Osmanlı’nın Girit Türkleri” ile…

Libya’da Yunan Oyunu!..

Hem Libya, hem Türk vatandaşı olan bir arkadaşım var, avukat…

Kendisi İzmir’de yaşıyor, ailesi Libya’da Bingazi’de…

Hafta başında telefon etti; “Öcal abi, Mavi Vatan çizgimize karşı ellerinden gelen her şeyi yapan Yunanlılar, Bingazi’nin kasabası Susa’da yaşayan bizlere el attılar. Biliyorsun, bizim ailelerimiz, Abdülhamit zamanında Girit’te yaşayan Müslümanlar, Türkler… ‘Girit’te yaşayan ve İngilizlerin arkaladığı’ Rumların yaptığı baskı sebebiyle, ‘önce Bodrum’a, daha sonra, orada da aynı rahatsızlık yüzünden’, Osmanlı eyaleti olan Libya’ya getirilen ve Susa’ya yerleştirilenler… Yunanistan’ın Bingazi konsolosu, Susa’ya gelerek, ailelerimizin ileri gelenleri ile görüşmüş, konsolosluğa davet etmiş. ‘Girit’e dönün, Yunanistan vatandaşı da olabilirsiniz’ demiş. Hatta ‘Ailelerinizin Girit tapuları varsa bakabiliriz’ bile demiş. Bilmiyorum, Dışişleri Bakanlığımızın bu konuda bilgisi var mı?..”

Benim konuyla ilgili sorular sormama zaman bırakmadan o bana bir de sordu:

“Önemli bir durum daha var, Öcal abi… Bizim Susa’daki ailelerimizden, Türkiye’de yatırım yapmak, benim gibi Türk vatandaşı olmak, Türkiye’de yaşamak isteyenler var. Ama Bingazi Konsolosluğumuzda, müracaatlar dilekçeleri alınmıyor, ‘Türkiye’ye gidip orada müracaat edeceksiniz’ deniyormuş… Vize pahalı, uçak – gidiş geliş pahalı. Müracaatın kabul edilmemesi hâlinde, bu paraların boşa gideceği ortada. Kararı Bingazi konsolosluğumuz vermeyecek, Ankara’da Dışişleri Bakanlığımız ve Hükümetimiz verecek. Neden Konsolosluğumuz müracaat dilekçelerini ve dosyalarını alıp, Ankara’ya göndermiyor?..”

Benim gazeteci olarak “görevim” bu durumu “kamuoyuna üzerinden” ilgili ve yetkililerine duyurmak…

Ve de, “Yunanlıların oyununu” bozmak, dahası, “Türkiye vatandaşı olmayı isteyen ve bekleyen” Osmanlı torunlarının, bizim kardeşlerimizin Anadolu’ya gelişlerini ve yerleşmelerini kolaylaştırmak için, Bingazi Konsolosluğu’na “Müracaatlarını alın” talimatının verilmesini” sağlamak…

Suriyeliler başta milyonlarca “göçmen ve mülteciyi bağrına basan” Türkiye, “Anadolu’ya gelmek için müracaat eden Müslüman – Türk” Libya vatandaşlarına “Hayır” der mi; hiç sanmıyorum ve düşünmek bile istemiyorum…

ERDEM…  VE POLİTİKA

 

Kimi fesli, kimi fessiz bir yığın meczup ve bir o kadar sapık hâlâ her saat başı insanı çileden çıkaran fetvalar veriyorlar. Tanrı kelâmını getiri aracı yapanlarla, ahiret tüccarları da vitrindedirler.

                                                                                   Ali Naili Erdem

 

+++++++

Sözün Özü…

Türkeş’in ülkücüleri ile Bahçeli’nin ülkücüleri “aynı kulvardalar” mı?

Bu sorunun cevabı, “kendisi de Türkeş’in ülkücülerinden olan” sayın Seval Türkeş’in, “Eşinin ölüm yıldönümünde mezarı başındaki saldırı olayından sonrasında yaptığı açıklamada” verilmiştir. Cevabını “öğrenmek” isteyenler, mesela “Doğu’nun Başbuğu” olarak bilinen “Ülkücülüğün Anadolu’daki örgütletmesinin önderlerinden” Yılma Durak’a da “bu soruyu” sorabilirler.

 

Şair Eşref Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?

Nihat Demirkol

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar…

Sokaklardaki “çözülemeyen” sorun!..

Sayın başkanlarım, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımdan, ilçe ve beldelere kadar bütün belediye başkanlarımadır, bu mesajım.

İlimize, ilçelerimizde, beldelerimizde “bahçeli evlerdeki ağaçların dalları” çoğunlukla bahçe duvarlarını aşarak yollara taşmakta ve budanmamaktadır.

Bu dalların çoğu, zaten dar olan sokaklarından geçen otomobilleri çizmekte ve ev sahipleri gerekeni yapmamaktadırlar.

Dahası, bu dallardaki meyveler, çoğunlukla zeytin, incir ve iğde gibi ağaçların “yumuşak” meyveleri sokaklara dökülmekte, ayakkabılarla “kolaylıkla” ezilmekte, hem sokaklar kirlenmekte, hem de ayakkabıların altı ile kirlilik evlere kadar taşınmaktadır.

Maalesef bu anlattığım “sokaklara taşma” tabloları bazı parklarda da görünmektedir. Parklara gelen Park ve Bahçeler ağaç budamacılarının parklardaki görevlerini yaparlarken, ağaç dalları sokaklara taşan ev bahçelerini tespit etmeleri ve müdürlüklerine bildirerek, “ev sahiplerinin gerekeni yapmaları için uyarılmalarını sağlamaları” mümkün değil midir?..

Ağaçları sokaklara taşan evlerin sahiplerinin uyarılmalarına rağmen, gerekeni yapmamaları hâlinde ise, “para cezası ödemek mecburiyetinde bırakılmaları” sorunu çözmez mi?..

Saygılarımla…