Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ucuz ekmek kuyruğu ile yarım gevrek satışının düşündürdükleri!

İktidarın izlediği ekonomi ve para politikaları, halkın günlük yaşamını alabildiğine olumsuz etkiliyor. Dar ve sabit gelirli insanlarımız için hayat giderek daha da zorlaşıyor. Hele işsizlerin, düzenli geliri ve sosyal güvencesi olmayanların hali tümden harap!..

Bir başka çarpıcı gelişme, artık ekmeğin ve gevreğin de yarımşar olarak satılması! İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde, bu kış günlerinde ve koşullarında, ucuz ekmek alabilmek için halk ekmek büfelerinin önünde uzayan kuyruklar da doğrusu insanın yüreğini acıtıyor!..

 

Derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği

Günümüzde vatandaşın temel gündemini her geçen gün daha da ağırlaşan geçim koşulları oluşturuyor. Bu duruma koşut olarak, ülkemizdeki gelir adaletsizliği ve yoksulluk da derinleşiyor. Dolayısıyla işsizlik, yoksulluk, gelir darlığı ve adaletsizliği gibi ekonomik sorunlar, gündemin temel ve başat meselesi haline geliyor.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) ekim ayında açlık sınırının 2 bin 988 lira, yoksulluk sınırının 10 bin 335 lira olduğunu açıkladı. Derin Yoksulluk Ağı’nın verilerine göre, yoksulluk koşullarında yaşayan hanelerin yüzde 93,3’ü temel gıdaya ulaşamıyor. 

 

İzmir’de 500 bin hemşerimiz zor durumda!

Kış mevsimine girilirken, yoksulluk, bütün büyük kentlerimizde temel sorun haline geliyor. Yaşadığımız kent İzmir’de bile durum gerçekten ağır! Hafta içinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Tunç Soyer, yaşanan ekonomik krize ilişkin olarak çarpıcı bilgiler paylaştı. Buna göre, 2019 yılında sosyal yardım başvurusunda bulunan vatandaşların sayısının 2 bin olduğu, bu sayının 2021’de 500 binin üzerine çıktığı ve yükselmeye de devam ettiği açıklandı.

“İzmir’de karnı aç uyumaya çalışan ailelerin olduğunu biliyor musunuz? Peki, kış soğuğunda terlikleriyle okula gitmek zorunda kalan, ayakkabısı olmayan çocukların…” diyerek soruna dikkat çeken Başkan Soyer, yerel yönetim olarak ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini vurguluyor.

Asgari ücrette sonuncuyuz

Ekonomik kriz nedeniyle her geçen gün ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerinin sayısı artıyor. Vatandaşlarımızın yüzde 30’u temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Yüzde 50’si ise yalnızca barınma ve gıda ihtiyacını karşılayabiliyor. İnsanlar artık sadece yoksullukla değil, aynı zamanda açlıkla da mücadele ediyorlar!

Bir başka çarpıcı gerçek, bugünlerde gündemde olan asgari ücret ile ilgilidir. Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında asgari ücretin en düşük olduğu ülkedir. Üstelik, ülkemizde çalışanların neredeyse yüzde 60’ına yakın bölümü asgari ücretlidir. İşte bütün bunlar, asgari ücret konusunun geniş kesimler için önemini ortaya koyuyor.

 

‘Yeni ekonomik model’ ve MGK tartışmaları

İktidar son günlerde ‘faiz neden, enflasyon sonuç’ diyerek tanımlanan yeni bir finansman politikasına yöneldi. Sözde bağımsız olduğu ileri sürülen Merkez Bankası’nın da bu politikayı uygulayarak faizleri düşürmesi isteniyor. Üstelik aralık ayında da böyle olacağı şimdiden ilan ediliyor. İşte bu politikada inat edilmesi, döviz kurlarını tırmandırıyor ve enflasyonu azdırıyor. Yurttaşın gelir ve alım gücü düşüyor, halk fakirleşiyor.

İşin ilginç tarafı, pek çok çevre tarafından eleştirilen bu ekonomi politikasının Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) taşınarak bir güvenlik sorununa dönüştürülmek istenmesidir. Bir zamanlar, rakiplerine ‘vesayet’ suçlamaları yaparak ve ‘sivil siyaset’ söylemleriyle iktidara gelen siyasal anlayışın, içine düştüğü çelişkili durum doğrusu çok çarpıcıdır!

 

Madem 20 yıldır bu modeli niye uygulamadınız?

İktidarın içine düştüğü zor ve çelişkili durum, yalnızca siyaset alanıyla da sınırlı değildir. Daha çarpıcısı ekonomi alanındadır. Maliye bakanının değişmesiyle de bu sorunlar giderilemeyecek, daha da ağırlaşacaktır Bugünlerde uygulanmasında ısrarcı olunan ve ‘yeni ekonomik model’ olarak tanıtılmaya çalışılan politikaların madem doğru ve gerekli olduğuna inanılıyordu, o zaman bu politikalar 20 yıldır niye uygulanmadı?

Belki daha da çarpıcı bir soru ve çelişki, geçtiğimiz yerel seçimler öncesinde, döviz kurunun yükselmesini önlemek üzere 128 milyar dolarlık MB rezervinin satılması ile ilgilidir. İktidarın bugünlerde savunduğu teze göre, döviz kurunun yükselmesi önemli değil idiyse, o zaman 128 milyar dolarlık rezerv niye satılıp eritildi? İşte bütün bu sorular; ekonomideki çelişkileri,belirsizlikleri ve güven sorununu artırmaktadır!..