Hammadde bulunamıyor; üretim düştü, ‘zorunlu stok’ başladı; çarşı karıştı…

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Döviz kurunda durdurulamayan yükseliş, yüksek enflasyon, hammadde fiyatlarındaki artış ve terminlerdeki sıkıntı iç piyasada düzeni alt üst etti. “Beklenti enflasyonu” fiyatlama mekanizmasını bozarken, ürün alım kontratları ya peşin ya da dövizle yapılır oldu.

Pandemi döneminin tedarik zincirinde açtığı hasar tüm dünyada etkisini göstermeye devam ediyor. Enflasyon ve emtia fiyatlarındaki artış piyasada hem üretimin hem de ticaretin dengesini bozdu. Özellikle çip ve hammadde ticaretinde küresel bir sorun yaşanıyor. Ancak Türkiye’de uzun süredir üretim sistemini bu problemlerin dışında bir de kur artışı bozuyor. Hammaddedeki küresel tedarik problemi Türkiye’de çok daha fazla hissediliyor. Üreticiler zam gelecek beklentisi ile ürünleri piyasaya sürmüyor. Ya da “hammaddeye zam gelecek” diye eldeki ürüne de zam yapıyor.

Türkiye, üretiminin büyük bölümünde kullandığı hammaddeleri ithal ediyor. Hem uluslararası piyasadaki fiyat artışları hem de Türk Lirası’ndaki hızlı değer kaybı bu konuda üreticiyi oldukça yıpratıyor. Neredeyse her sektörde kendini gösteren tedarik problemi aynı zamanda fiyatların da hızla yükselmesine neden oluyor. Birçok sektörde vadeli kontratlar yerini peşine bırakırken, sattığı malı yerine koyamayan hammaddeci çeşitli formüllerle süreci atlatmaya çalışıyor. Tahsilatlarda da sorun yaşanmaya başladığı öğrenilirken, son 2 ayda işlerin eskiye göre yüzde 40-50 düşeceği endişesi birçok sektörü sardı.

DW Türkçe’ye açıklamalarda bulunan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel’e göre yüksek kapasite ile üretim yapan firmaların üretim bantlarını durdurmamak için hammadde stoku yapması büyük problemler oluşturuyor. Sinan Öncel, “Kimse fiyatların nereye gideceğinden emin değil. Bugün 10 dolardan hammadde aldığında kimse bunu satmak istemiyor. Yarın 12 dolara alabilirim diye bugün sattığı ürüne bile zam yapıyor. Böylece bir suni enflasyon oluşuyor” ifadelerini kullanıyor.

Öncel’e göre insanlar sürekli fiyatların artacağı endişesi ile bu süreçte alışverişlerini arttırdı. Öncel, şunları söylüyor: “Eskiden insanlar yüksek enflasyon dönemlerinde her ürünün fiyatının artacağından korktuğu için özellikle teknolojik ürünleri almaya çalışırdı. Şimdi benzer bir davranışı görüyoruz. İmkanı olanlar genel olarak her ürünün fiyatının sürekli artacağını düşünerek alışverişe koşuyor. Yarın alamamaktan korkuyor. Tabi buna bir de turist alışverişlerini eklemek gerek. Geçen ay 100 doları olan turist bu Türkiye’den çok daha fazla ürün satın alabilir. Biz mağazalarımızda bu hareketi görüyoruz.”

Yeni sezon ürünleri yüzde 70 zamlı

Şimdiye kadar piyasada satılan ürünlerin altı ay önceki fiyatlama ile raflarda olduğunu belirten Öncel, “Yeni sezon ürünleri en az yüzde 70 zamla satılacak. Maliyetlerdeki artış böyle devam ederse mağazalar kapanmak zorunda kalır. 100 liraya sattığımız ürünün yerine yenisini koymak için en az 160 lira gerekiyor” dedi.

Öncel’in altını çizdiği diğer konu ise sermayelerdeki erime. Öncel, “Kendi üreticilerimizle konuştuğumuzda bunu daha iyi anlıyoruz. Bu yıl Gaziantep’teki bir üreticimiz sadece dolardaki artış yüzünden yüzde 20 küçülmek zorunda olduğunu belirtti. Çünkü insanlar artık daha az hammadde alabiliyor. Bu da sermayelerin erimesine neden oluyor” diye konuştu

Kur artışı üretime yaramıyor

Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Başkanı Talha Özger ise son bir yılda çelik, alüminyum, plastik ve demir gibi hammaddelerdeki fiyatların üçe katlandığını ve kurda yaşanan her dalgalanmada ciddi zorluklarla karşılaştıklarını belirtiyor. Özger’e göre kurdaki artış ne ihracatçıya ne de iç pazarda satış yapan üreticiye yarıyor. Bu konuda çizilen tablonun yanlış olduğunu vurgulayan Özger, “Eğer Türkiye’de üretilmeyen hammaddelerde vergi indirimi yapılmazsa önümüzdeki günler daha da sıkıntılı geçebilir” dedi.

“Kontratlar çok zor yapılmaya başlandı”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, kur artışının toptancıların ve hammaddecilerin fiyat vermesine engel olduğunu belirtti. Dünya’ya açıklamalarda bulunan Fayat, kontratların çok zor yapılabildiği, vade konuşulmayıp peşin alışverişin zorunlu olduğu bir döneme girildiğini söyledi. Satıcının vadeli mal satarken, alış fiyatını bağlayamadığına dikkat çeken Fayat, “Böyle olunca sattığı malı bu kez daha pahalıya almak zorunda kalabiliyor. Sattığı malı yerine koyamama endişesi var. Volatilite kaldığı sürece bu durum devam edecek” dedi.

Konfeksiyon tarafında iç piyasada vadelerin normal zamanda 2-6 ay arasından olduğunu aktaran Fayat, “Şimdi bırakın 2 ayı, 2 gün bile tahammül edilemiyor. Emtia fiyatları bile dolar bazında ciddi artarken, TL ile uzun vadeli kontrat yapmak büyük bir risk. Herkes için öngörülemez bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

Sermayelerini korumaya çalışıyorlar

Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Başkanı Adnan Dalgakıran, üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki farka dikkat çekerek, üreticinin kendi maliyetlerini fiyatlara yansıtamadığını, elindeki hammaddeyi ilk aldığı fiyattan yerine koyamadığını aktardı. Oynaklığın olduğu yerde işletmelerin kendi sermayelerini korumak zorunda olduğunu vurgulayan Dalgakıran, “Zaten işletmelerimizin çoğunun sermaye sıkıntısı var. Bu piyasada üreticiler kötülerden birini seçmek zorunda kalıyor. Malını elde tutanları stokçulukla suçlayamayız. Bu stokçuluk değil, iş dünyasının sermayesini koruyabilme çabasıdır. İşletmeler hem sermayesini hem de insan kaynağını korumak zorundalar” dedi. Tahsilatlardaki gecikmelere de değinen Dalgakıran, tahsilatlarını geciktirenlerden bir kısmının nakde sıkışmasa da fırsatçılık yaptığını, dövizini elinde tutup piyasayı bahane ederek ödemesini geciktirdiklerini kaydetti. Makine sektöründe sipariş alındıktan 3-4 ay sonra teslimatın yapılabildiğini hatırlatan Dalgakıran, bu yapısı nedeniyle sektörün fiyat vermekte zorlandığını, ihracata ağırlık verdiğini kaydetti. Dalgakıran ayrıca iç piyasanın makine talebinin yavaşladığını da sözlerine ekledi.

*******

“KUR ŞOKUNUN TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ SORUNLARI TEDİRGİNLİK YARATIYOR”

M. Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir)-Bilindiği üzere Pandemi tüm dünyada tedarik zincirinde sorunlar yaratıyordu. Emtia, enerji fiyatları ve lojistik maliyetlerdeki artışlar ulaşım zincirlerindeki aksaklıklar, küresel enflasyonun da yükselişiyle üretici ve tüketicileri zor durumda bıraktı. Bunun üstüne ülkemizde tarihi bir rekora imza atan kur şoku bu maliyetlere bir de kur farkı (2020 başına göre dolar/TL’deki yükseliş yüzde 60’ları geçmiş durumda) eklenince fiyatlama davranışları bozuldu, marketler günlük yüzde 5-10 arasında zam yapmaya başladılar, malların yerine koyma maliyetlerinin aniden bu oranda değişmesi bazı ürünlerin satışlarını durdurdu. (ör: Apple ve Samsung ürünlerini satmamaya başladılar.) Peşin satış ve alışların bile problemli hale geldiğine ilişkin haberler yayıldı. Kapalı Çarşıda döviz büfeleri dükkânlarını kapattı. Alıcılar da satıcılar da piyasa fiyatları konusunda tereddütler yaşadılar. Döviz kurlarındaki bu şok sıçrama; özel sektördeki işletmelerin işletme sermayelerini azalttığı gibi hammadde ve ara malı kullananların maliyetlerini de yükseltecek, tarımsal girdilerden döviz cinsinde olanların fiyatlarını artıracak ve topyekûn enflasyonist gelişme hızlanarak zaten yüksek olan ÜFE rekorlar kıracak. ÜFE-TÜFE yakınlaşmasıyla birlikte enflasyon daha da yükselecek. Saldım çayıra mevlam kayıra döviz politikasının bu gibi sonuçlar yaratacağını bilmemeleri insanı hayrete düşürüyor.

*******

 “DAHA KÖTÜ GÜNLERE HAZIR OLMALIYIZ”

Uğur Civelek (Ekonomist)- Döviz piyasasındaki durumu tanımlamamız lazım ki sonuçlarını öngörebilelim. Şu anda döviz piyasasında fizibilite kaybolmuş durumda kurun daha yukarı gidebilmesini engellemek için yapılanlar belli şeyler. Kamu kurumlarına, kamu bankalarına merkez bankası destekli döviz sattırılıyor. Ve bu şeffaf bir şekilde yapılmıyor. Bunun da böyle devam edemeyeceği kanaati çok güçlü. Başka bir şeyler olması gerektiğini düşünüyor insanlar, ne yapılacağını da bilemiyor. Korkunç belirsizlik var, görüş mesafesi düştü. İnsanlar 2 metre önünü göremiyor, 2 gün sonra ne olacak, bilmiyor. Bu tüm tedarik zincirini sabote ediyor. Maliyet hesaplayamıyorlar çünkü girdiyi kaça alacaklarını bilmiyorlar. Maliyet de hesaplanamıyor. Şu anda sabote edilmiş, aradaki fay hatları devreye girmiş ve açılmış durumda. Birbirine destek veremiyor. Her şey bloke oldu. Döviz piyasasındaki sis, görüş mesafesini neredeyse sıfırladı. Bu da üretimi vurdu. Bunun düzelmesi için tersine çalışması lazım. Döviz piyasasındaki bu sisin ortadan kalması lazım, o kalkmadan her şey daha kötüye gidecek. Arz şokları hiper enflasyona yol açacak. Bir süre sonra mal bulunamayınca insanlar bulduğu anda almaya kalkar ve bu fiyatı şişirir talep kökenli olarak çünkü mal bulamıyor. Üretimdeki bu bambaşka sıkıntılara yol açacak kara borsayı güçlendirecek mevcut sistemi çökertecek bir yapı. Böyle olması istenmiyorsa sisin dağılması lazım. Döviz satarak bu sisi dağıtamazlar. 140 milyar sattılar son üç yılda bu sisin daha da yoğunlaşmasını önleyemediler. Bu kafayla giderlerse sorunu çözemezler. Çözemeyenler gider çözebilenler gelir. Bunun ekonomik ve sosyal çalkantısı yukarıdakileri devirir. O zaman bu sorunu çözmek zorundalar. Peki nasıl çözecekler? Ya faiz yükseltecekler, finansal piyasaya teslim olacaklar, biz yanlış yaptık diyerek tüm suçu üstlenecekler ya da döviz talebini kurutmak için likidite sınırlayıcı önlemler alacaklar. İç kanama dursun, kur biraz daha sakinleşsin ondan sonra ne yapılacağı konuşulsun. Siyasi irade likidite sınırlamasına gitmiyor. Çünkü son 3-4 yılda anormal bir kitle pompaladılar. Bunu kontrol etmek çok zor. Katı önlemler gerekli, bu önlemler oy kaybettireceği için yapılamıyor. Özellikle kendi yandaşlarına… Yüksek faizi de istemiyor. Üç yıldır sonu ağırlaştıran yöntemlerle devam etmek istiyor. Bugün kamular yine döviz satıyor. BDDK Başkanı, Merkez Bankası Başkanı bankalarla görüşecek, bankaları ikna etmeye çalışacak. Ne olacak bilmiyoruz, tehditlerin bu zamandan sonra sonuç vermesi sıfıra yakın. Tüm çözümler yıpranmak demek, yıpratmayacak çözüm yok. Hayal peşinde koşup döviz satıyorlar hala. İş dünyasındaki fay hatları kırıldı korkunç bir sarsıntı yaşanıyor. Bunun reçetesi iktidarın elinde tutuluyor. Daha kötü günlere hazır olmamız lazım. Üretim süreci de bunu fark ettiği için paralize oldu, felç oldu.

+++++++