Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sütten çıkmış ak kaşık?

Türk tarihinde bu kadar kavgacı, çağ dışı, herkese rahatlıkla iftira eden, başarısız, müsrif, pervasız, baskıcı, bölücü, dışlayıcı, din istismarcısı, gerçekleri saptırıcı, provokasyonlar tertipçisi, hak/hukuk tanımaz, üslubu böylesine bozuk bir iktidar gelmemiştir. Devamlı olarak bir kara propagandayı sürdürmektedir. Sanki kendisi, “Sütten çıkmış ak kaşık gibi”dir ve devamlı olarak, muhalefete karalar çalmaktadır. Şimdi de Lütfi Türkkan olayını yandaş medya ile birlikte istismar etmekte, yeri, göğü toza, dumana boğmaktadırlar.

1- Lütfü Türkkan’ın davranışını tasvip etmem. Ancak muhatabının da tam bir provokatör olduğu gerçeğini de gözden kaçırmam. Şehit yakını olması, ona bir genel başkana, özellikle de bir kadına hakaret etme hakkını vermez. (Kaldı ki şehitle ilgili bilgiler, birbirini tutmamaktadır.)

a) Tüm başkanlık dönemimde şehit ve gazi aileleri ile etle tırnak gibi olduk. Belediyenin tüm imkanlarını kendilerine sunduk. Sn. Çiller ile birlikte Zübeyde Hanım Vakfı’nı kurduk. Her sıkıntıları ile ilgilendik. Çok mükemmel bir “Terör Gazileri Rehabilitasyon Merkezi” yaptık. (Buca ilçesinde). Her konuda kendilerine öncelik verdik. Çoğu Ege-Kent ve Ev-ka’da ev sahibi oldu. Tam bir kaynaşma sağladık. Onlar da her zaman benim yanımda oldu, bana destek verdi. Yaşar Kemal’in aleyhime açtığı davada da her celsede hazır bulundular. Bana manevi destek verdiler. Atatürkçü geçinenler karşımızda iken, bunlar gerçek dostların ve vatanperverlerin kim olduğunu gösterdiler.

b) Ve bu mahzun kitle, her zaman edepli ve saygılı idi. Hiçbir zaman provokasyon yapmadılar. Kaybettiklerinin üzerinden istismar yoluna gitmediler. Politikacıların maşası olmadılar.

2- İktidarın büyük ve küçük ortağı, tam anlamı ile panik içindeler. Erimelerini önlemenin çaresini, muhalefete saldırmak ve iftira atmakta görüyorlar.

a) Hedeflerin başında Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu gelmektedir. (Sn. Kılıçdaroğlu ile ilgili müspet görüşlerimi açıklamıştım.)

b) Meral Akşener’i 1994 yılından beri tanımaktayım. Belediye Başkan adaylarının tanıtımı toplantısında yanımda oturuyordu. Kocaeli adayı idi. Çok da isabetli bir tercihti. Ne yazık ki DYP teşkilatı kendisine destek olmadı ve seçimi kazanamadı. Ama daha sonra milletvekili oldu, çok başarılara imza attı.

c) Tanışmamızdan sonra dost olduk. Kendisi her yerde bana “Ağabey” olarak hitap etti. Ben de dürüst, açık sözlü, harama bulaşmayan, samimi dindar, vatansever, cesur, milli değerlere sahip, (eş, anne, gelin ve babaanne olarak) ideal bir Türk hanımı vasıflarına sahip güçlü bir kız kardeş kazanmış olmaktan gurur duydum.

d) İYİ Parti kurulurken bazı isimleri partiye almasının mahzurlu olacağını söyledim. Nedense irtibatımız koptu. Ama ben kendisinin başarılı olması için dua etmekten vazgeçmedim. Zira önemli olan vatana olan bağlılıktır. Ve icraatlarını da takdirle takip ediyorum. İktidarın provokasyonlarına taviz vermeden, devamlı halkla temasını takdir ediyorum.

e) İktidar mensuplarının kendisine yönelttiği, “HDP destekçisi, terör destekçisi” vb. iğrenç, adi ahlaksızca iftiraları, tiksinti ile izliyorum. Bunların hiçbiri Meral Akşener’e uymaz. (Şehitlere “kelle” diyenlere; bu ülkeye çözüm süreci faciasını yaşatanlara; üç beş oy için Kandil’deki katilden ve kardeşinden medet umanlara; şehit annesine dava açanlara, şehit babasına hakaret edenlere, teröristlerle nevruz kutlayanlara, zamanında bu katillere övgüler düzenleyenlere, daha çok uyar.)

Bir bardak suda fırtına kopararak; yandaş medyayı da saldırtarak; çöküşlerini önleyemeyeceklerdir. Mevcut ekonomik çöküntüyü, işsizliği, fakirliği, ahlaki dejenerasyonu, sefaleti, iftiralarla ve dinimizi istismar ederek perdeleyemeyeceklerdir. Rüşvetleri, yolsuzlukları, saraylardaki lüks, israf ve saltanatı, kayırmaları, haksızlıkları, hukuksuzlukları, zulümleri, dış politikadaki başarısızlıkları, asalak yandaşlara, çok yerden ödenen astronomik haram maaşları yandaş, vakıf, dernek ve cemaatlerin yediği haltları gizleyemeyeceklerdir. Saltanatları yıkılacaktır. Bu zulüm dönemi elbette sona erecek; Yüce Rabbim (cc) arşa yükselen feryatları cevapsız bırakmayacaktır. -Teşekkür: 13 Kasım günü, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki Yakın Kitabevi’nde, kitabımla ilgili imza günümü şereflendiren tüm gönül dostlarıma, çok teşekkür ediyorum.