Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Pandemi sonrası sosyoekonomik kriz!

Dünya ekonomisi pandemi ile GSMH’sının yaklaşık yüzde 15’ini kaybetti. Bunun elbette ki ekonomik ve sosyal politikalarda bir yansımasını kaçınılmaz olarak göreceğiz.

Önce bu yazının yazıldığı gün itibari ile güncel rakamları bir göz atalım: Halihazırda 254.039.402 dünya vatandaşı bu SARS-CoV-2 etkenli virüs enfeksiyonu ile savaşıyor. Bu güne kadar da 5.115.352 kişi hayatını kaybetti. Bu hastalığı şifa ile atlatanların sayısı ise 299.711.971.

Ülkemiz bağlamında bu rakamlar ise şöyle: Hastalığı atlatan kitle 7.888.959’i buldu. Halen 445.676 aktif vakamız var. Maalesef 73.531 vatandaşımızı kaybettik. Biliyorsunuz bugünlerde yaklaşık 200 hastamızı C0Vid nedeni ile toprağa veriyoruz, günlük testlerle tespit edilen yeni vakalar ise 30 bin sınırlarında. Türkiye’de bir milyonda 852 olan ölüm yüzdesi ABD’de 2340, Brezilya’da 2844, İngiltere’de 2085, Fransa’da 1803 ve Rusya’ da 1724. 

Tüm bu kötü tablo pandemiden kurtuluşun ne zaman gerçekleşeceği konusunda tereddütlerimizi artırmakla birlikte pandemiden kurtuluş için son düzlükteyiz. İnsanlık, tüm gücü ile savaştığı CoVid Pandemisini de tarihe gömmek üzere.

Türkiye’de aşıları tamamlananların yüzdesi yüzde 58,6. Dünya genelinde bu oran ise 40,5 civarında. Ülkemizde şu ana kadar 118.377.317 doz aşı yapıldı. Birinci doz aşı yapılma oranı yüzde 89.94, ikinci doz için bu rakam yüzde 79.95. Bunlara ek olarak üçüncü doz aşı olan bir popülasyon var ki onlar da 11.634.904 kişi.

Bu rakamlar oldukça önemli çünkü çiçek hastalığının dünyadan silinmesindeki başarıda önemli katkı sağlayan ve  ‘virüs katili’ olarak bilinen ünlü epidemiyolog Dr Larry Brilliant’ın da belirttiği gibi “belki de Dünyanın şimdiye kadar gördüğü en bulaşıcı virüsü” ile karşı karşıyayız ve pandemiyi sona erdirecek yegane yolun “aşılama” olduğunu biliyoruz.

BioNTech aşısının mucitlerinden Prof. Dr. Özlem Türeci de “yavaş yavaş yeni bir normalliğin” başlangıcında olduğumuzu belirtiyor. “Virüsle nasıl başa çıkacağımızı öğrendik” dedikten sonra ekliyor: “Nüfusun büyük bir kısmı bağışık olduğu için daha özgürce hareket edebileceğimiz bir normallik olacak. Coronavirüs daha yönetilebilir bir virüs artık.”

California Üniversitesi’nde (San Francisco, ABD), enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Monica Gandhi, “Gerçekten oyunun sonunda olduğumuzu düşünüyorum” diyor ve devam ediyor: “Vakalar yıl sonuna kadar düşmeye başlayacak ve virüsün sağlık profesyonelleri için endişe olarak kalacağı, ancak genel halk için gerçekten endişe kaynağı olmadığı bir yerde olacağız.”

Genel olarak ülkemiz ölçeğinde soruna odaklanırsak, nüfusumuzun yüzde 15’i hastalığı aktif olarak geçirdi ve aşı algoritmi teorik olarak tamamlanan kişi sayısı da 49.472.726. Yani toplumumuzun yüzde 79.70’i. Halk Sağlığı otoriteleri ve epidemiyologların en kötümserleri bile yüzde 80-90 arası bir kitlenin aşılama başarısının pandemiyi bitireceğini kabul ediyor. O zaman tüm vatandaşların Sağlık Bakanlığı çalışmalarına katkı sağlayarak özellikle 18 yaş altı kitlenin ve halen aşı olmamış az sayıda erişkinin aşı çalışmalarını bitirerek bu pandemiden kurtuluşun son çabalarını göstermemiz gerekecek.

Elbette bir süre daha maske, fizik mesafe ve hijyen önlemlerimize devam edeceğiz ancak pandemide son virajı döndük. Dünya yüzeyinde tüm ülkeler sathında SARS-CoV-2 Virüsü tamamen yok edilemese de sosyal ve endüstriyel yaşamın etkilenmediği, virüsün kontrol altına alındığı günler çok yakın.

Artık Dünya ekonomik olarak genişlemeci para ve maliye politikalarının tetiklediği, piyasanın sosyal ağlar, yeni çevrimiçi platformlar ve dijital varlıkların yoğun kullanımı ekseninde küresel tedarik zincirindeki darboğazlar için stratejiler hazırlarken, küresel iklim değişikliklerinin yakın gelecekte provake edeceği kitlesel göçlerin tarumar edeceği sosyal dalgalanmalara çözüm için belki daha fazla mesai yapar hale gelebilir.

Görüldüğü gibi sıradaki viral değil ama sosyoekonomik bir pandemi!